BİRLEŞEN DAVALARDA VEKALET ÜCRETİ VE MASRAFLARIN AYRI AYRI BELİRTİLMESİ GEREKİR


YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS: 2015/2445
KARAR: 2015/3397
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl ve birleşen davalarda, davalı Bankadan konut kredisi kullandığını, kendisinden dosya masrafı adı altında haksız ve hukuka aykırı olarak kesinti yapıldığını ileri sürerek, asıl davada ıslahla beraber 2.330,00 TL’nin, birleşen …3. Tüketici Mahkemesine ait 2014/1320 esas sayılı davada 1.500,00 TL’nin, 2014/1321 esas sayılı davada ise 1.919,39 TL’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 3.900,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, 904,32 TL’nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden, mahkeme masrafları ve vekalet ücretleri ile birlikte ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 82,05 TL harcın istek halinde iadesine, 10.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda bankanın mudinin parasını iade etmekle yükümlü olduğu, hakkında…

ÖZÜ : bankadaki hesabından internet şifresi girilmek suretiyle tanımadığı kişiler hesabına havale yapılması halinde bankanın sorumluluğu…bankanın gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak ve şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturmak zorunda olduğu, paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda bankanın mudinin parasını iade etmekle yükümlü olduğu, hakkında … Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 11.4.2017 ve 27.4.2016 tarihli

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/14677
K. 2017/2027
T. 11.4.2017
Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/382-2013/309 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından internet şifresi girilmek suretiyle tanımadığı kişiler hesabına 86.866,00 TL havale yapıldığını, bu paranın bir kısmının üçüncü kişilerin hesabına bloke konularak müvekkiline iade edildiğini ancak 59.426,21 TL’nin ödenmediğini ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının şifresini koruyamaması sebebiyle zararın meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte internet bankacılığı işleminde müvekkilinin taraf olmadığını, olayın oluşumunda müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyulan bozma ilamı uyarınca davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet sebebiyle reddine, davalı … A.Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, 59.426,51 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle davalı … A.Ş.’den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı … A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı … A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı … A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.044,57 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı … A.Ş’den alınmasına, 11/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/15436
K. 2016/4752
T. 27.4.2016
Taraflar arasında görülen davada .. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 9.4.2015 tarih ve 2014/532-2015/172 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından internet yoluyla bilgisi dışında, haksız ve yersiz olarak 4.400,00 TL’nin, 25.3.2008 tarihinde diğer davalının hesabına havale edildiğini ve bu hesaptan çekildiğini, meydana gelen olay sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin zararından birinci derecede davalı banka olmak üzere davalıların müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek, 4.400,00 TL’nin 25.3.2008 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının internet üzerinden yapmış olduğu işlemlerin banka personeli tarafından görülmesi mümkün olmayıp, bizzat davacının belirlediği parola veya işlem şifresi ile yapılması gerektiğini, müvekkilinin davacı da dahil olmak üzere bankacılık işlemi yapan müşterilerine resmi internet sitesi üzerinden güvenlik uyarılarında bulunduğunu, kullanıcıların şifre ve güvenlik kodlarını başkalarına vermemesi ve bilgisayarlarını korumaları gerektiğini, müvekkili banka sisteminin en son teknik imkanlarla sıkı şekilde korunduğunu, bu sebeple olayda herhangi bir sorumluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güven kuruluşu olan bankaların, aldıkları mevduatları özenle korumak zorunda olup, objektif özen borcu altında bulundukları ve hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, sorumsuzlukanlaşmalarının da geçerli olmadığı, davacının kasıtlı olarak şifresini verdiği, asıl faille birlikte hareket ettiğinin ispat edilemediği, bankanın gerekli güvenlik altyapısını hazırlamak ve şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturmak zorunda olduğu, paranın internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda bankanın mudinin parasını iade etmekle yükümlü olduğu, usulsüz işlemlerle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, davacı hesabından rızası dışında havale işlemi yapılmasında davalılardan A.. A..’ın kusurlu olmadığı, diğer davalı bankanın ise, sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın kabulü ile, 4.400,00 TL’nin 25.3.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, davalı A.. A.. yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 225,56 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Bankadan alınmasına, 27.4.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.