Erkek ceza evinde olsa bile nafaka ödemekle sorumlu tutulabilir,

Yargıtay 2. HD., 2019/5569 E., 2019/12075 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Kadın tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince; tarafların TMK. 166/1. gereğince boşanmalarına, erkeğin tamamen kusurlu olduğundan bahisle kadın lehine maddi ve manevi tazminat ödenmesine, kadının tedbir ve yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş, davacı kadın tarafından; tedbir ve yoksulluk nafakasının reddi davalı erkek tarafından; kusur tespiti ve tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince erkeğin tamamen kusurlu olduğundan bahisle erkeğin tüm itirazlarının, kadının ise tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin itirazları dışında kalan itirazlarının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca aynı nedenlerle temyiz edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince davacı kadının tedbir ve yoksulluk nafakasına ilişkin itirazı hakkında, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasından 2. bendin çıkarılarak yerine “Dava tarihinden itibaren geçerli olmak ve mükerrer nafakaya sebebiyet vermeyecek şekilde 200 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesi ile birlikte nafakanın aylık 350 TL yoksulluk nafakası olarak devamına, erkeğin ceza evine girdiği 12/06/2018 tarihi ile koşullu salıverme tarihi olan 04/12/2019 tarihleri arasında nafakadan sorumlu tutulmamasına” cümlesinin yazılmasına karar verilmiş, eda hükmü içermeyecek şekilde düzenleme yapılmıştır.

Davalı erkeğin bir süreliğine ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunması yoksulluk nafakasından sorumlu tutulmasını gerektirmez. Davacı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre, davacı kadın yararına kararın kesinleşmesinden itibaren uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken;

bölge adliye mahkemesince davalı erkek yararına erkeğin ceza evine girdiği 12/06/2018 tarihi ile koşullu salıverme tarihi olan 04/12/2019 tarihleri arasında nafakadan sorumlu tutulmaması ve eda hükmü de içermeyecek şekilde yapılan düzenlemeyle hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bent de gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalı erkeğe yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 218.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran davacı kadına geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 10.12.2019

ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL GÜNLERİNDE İŞÇİ 1 SAAT ÇALIŞTIRILSA BİLE 1 GÜNLÜK ÇALIŞMA ÜCRETİ ÖDENMELİDİR

YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/23997

K. 2015/34572

T. 15.12.2015

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ücret alacağı, fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde kapıcı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, aylık ücret, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, tüm çalışma dönemi için davacının aylık ücret alacaklarının eksik ödendiği iddia edilmiştir. Davalı işverence, ücretlerin ödendiğine dair herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 16.2.2011 havale tarihli dilekçede ise, davacıya aylık ödenmiş ücret tutarları bildirilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 9.2.2006-6.10.2010 arasındaki çalışma dönemiyle ilgili olarak, aylık ücret alacağının ödendiği kabul edilmiş ve bu döneme dair ücret alacağının bulunmadığı mütalaa edilmiş ise de, ücretin ödendiğini ispat yükü işveren üzerinde olup, yukarda da belirtildiği üzere, işverence ödemeye dair herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Bu halde, davacı vekilinin ödendiğini bildirdiği alacak tutarlarının mahsup edilerek fark ücret alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı şekildeki mütalaaya itibar edilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca, raporda fark ücret hesaplaması yapılan 1.1.2005-31.12.2005 tarihleri arasındaki dönemde, aylık ödenen miktarın 180,00 TL olduğu esas alınmış ise de, davacının bu döneme dair ödendiğini bildirdiği tutar aylık 100,00 TL’dir. 1.1.2006-31.1.2006 tarihleri arası için, davacı tarafın 180,00 TL ödendiğini bildirmiş olmasına rağmen, raporda 225,00 TL ödendiği kabul edilmiştir. Söz konusu dönemler bakımından da, ödemeye dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmamış olması karşısında, davacı tarafın ödendiğini bildirdiği tutarların esas alınması gerektiği açıktır.

Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aylık ücret alacağında zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesinde, asıl dava bakımından 16.2.2011 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen tutarların nazara alınmamış olması hatalıdır.

3-)Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hafta tatilinde çalıştığı, ancak bu çalışmasının sabah ekmek ve gazete dağıtımı için yarım saat, akşam da çöp toplamak için yarım saat olmak üzere toplam bir saat olduğu esas alınarak, bir saat karşılığı hafta tatili ücreti alacağına hak kazandığı kabul edilmiştir. Ne var ki, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca, hafta tatili izni, yedi günlük zaman dilimi içinde kullandırılması gerekli yirmidört saatlik kesintisiz izindir. Yirmidört saatin altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullanıldırıldığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. Açıklanan bu hususlar nazara alındığında, davacının hafta tatili gününde her ne kadar bir saat çalışmış ise de, bu çalışması karşılığında, bir günlük yevmiyesinin yüzde elli zamlı hesaplanarak ödenmesi gereklidir. Yazılı şekilde kabulle sonuca gidilmesi hatalıdır.

Ulusal bayram ve genel tatil çalışması bakımından da, davacının tatil gününde sadece bir saat çalışması sebebiyle, bir saat çalışma karşılığı ücret hesaplanmış ise de, söz konusu tatilin de kesintisiz kullandırılması gereklidir. Tatil gününde bir saat çalışılmış ise de, çalışma karşılığı ücretin, bir günlük yevmiye tutarında ödenmesi gereklidir. Bu yöne aykırı kabulle sonuca gidilmesi hatalıdır.

Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinde zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesinde, asıl dava bakımından 16.2.2011 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen tutarların nazara alınmamış olması hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 15.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÖDENMEYEN SİTE, APARTMAN AİDATI BORCUNDAN KİRACI VE KAT MALİKİ MÜTESELSİLEN SORUMLUDUR

YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ

2017/1981 E.
2017/3785 K.
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki siteye olan aidat borçları nedeniyle başlatılan icraya ilişkin itirazın iptali, %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; aidat borçlarını ödemediğini ileri sürerek davalı borçlu aleyhine icra takibi başlattıkklarını, takibe itiraz edilmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini takibin devamını, alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, davalı vekili dilekçesinde aidat borçları için site yönetimi tarafından müvekkili belediyeye herhangi yazılı bir başvurunun yapılmadığını, site yönetiminin bütün kiracılarla sözleşme yaptığını, yapılan sözleşmelerde aidat borcu ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, aidat borcu ödeme yükümlülüğünün kiracılara ait olması gerektiğini, müvekkili belediyeden istenemeyeceğini savunmuş; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 22. maddesine göre kat malikinin 20. madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlarda müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür. Kanunun bu hükmüne göre ortak gider ve aidat borcundan kural olarak kat maliki sorumludur. Kiracı ise kat maliki ile birlikte söz konusu borçlardan kira miktarı kadar her ay için müteselsil sorumlu bulunmaktadır.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davalıya yükletilmesine 02/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.