“lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması

Yargıtay 18. Ceza Dairesi

Esas No:2015/7427
Karar No:2015/11562

Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahrik edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahrik edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, müştekiye hitaben söylediği “siz benim anneme ne yapıyorsunuz, bırakın annemi lan” şeklinde ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerin, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Deniz manzaralı oda ayırtılmasına rağmen başka oda verilmesi – manevi tazminat

T.C.
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi
Esas No:2013/11956
Karar No:2013/24228
K. Tarihi:3.10.2013

Borçlar Kanunu 58. maddeye kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesi isteyebilir. Tüketicinin korunması hakkında kanunun 4 ve 4/A maddesi uyarıncada tazminat talep edilebilir. Somut olayda davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, tatil için gelinen otelin kapısında davacıyı, eşi ve çocuğu ile bekletilerek başka otelde kalmak zorunda bırakıldığı açıktır. Bu durumda davacının kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu talebin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Taraflar arasındaki tazmınat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı firmadan erken rezervasyon uygulaması ile katalogda beğendiği otelde deniz manzaralı oda ayırttığını, tatil zamanı geldiğinde kendilerine ayrılan odanın otelin başka bir yerleşkesinde olduğu, deniz görmediğinin anlaşıldığını karısı ve çocuğu ile saatlerce kapıda bekletildiği, başka yerde tatil yapmak zorunda kaldığını, parasının davalı firmaca kısmen iade edildiğini ileri sürerek 215,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile tahsilini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Borçlar Kanunu 58. maddeye kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesi isteyebilir. Tüketicinin korunması hakkında kanunun 4 ve 4/A maddesi uyarıncada tazminat talep edilebilir. Somut olayda davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, tatil için gelinen otelin kapısında davacıyı, eşi ve çocuğu ile bekletilerek başka otelde kalmak zorunda bırakıldığı açıktır. Bu durumda davacının kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerekir. Mahkemece, uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu talebin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Genel vekaletname ile boşanma davası açılıp yargılama işlemi yapılabilir

ÖZET : Genel vekaletname ile boşanma davası açılıp yargılama işlemi yapılabilir. Ancak diğer tarafın bu vekaletnameye itiraz etmesi halinde, boşanma davaları için verilecek vekaletnameye, vekalet verenin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur.

2. Hukuk Dairesi 2010/20854 E., 2011/2459 K.

“İçtihat Metni”

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 22.9.2010 gün ve 13307-15108 sayılı ilamiyle ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
Mahkemece davacının şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı davasının kabulüne tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm dairemizce “davalının süresinde yetki itirazında bulunmadığı” belirtilerek onanmıştır.
Davalı vekili süresi içerisinde karar düzeltme isteminde bulunmuştur. K..ar düzeltme dilekçesinde, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, yetki ilk itirazlarının süresi içerisinde olduğunu ileri sürerek onama kararının kaldırılmasını hükmün bozulmasını istemiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününün 23.10.2008 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı vekilinin Besni Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi kanalı ile gönderdiği 27.10.2008 tarihli cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunduğu görülmektedir. Mahkemece 21.4.2009 tarihli oturumda usulüne uygun olmayan vekaletname sunan ve davalı vekili olduğunu belirten Av. C…
…… G… …..’ün yokluğunda taleplerinin reddine karar verilerek yargılama bitirilmiştir. Davalı vekilinin sunduğu davacı tarafın itiraz ettiği vekaletname asılın fotoğrafını taşımayan genel vekaletname niteliğindedir. Genel vekaletname ile boşanma davası açılıp yargılama işlemi yapılabilir. Ancak diğer tarafın bu vekaletnameye itiraz etmesi halinde, boşanma davaları için verilecek vekaletnameye, vekalet verenin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur (Noterlik Kanunu m.80/1, Yönetmelik m.93). Mahkemenin davayı takip yetkisi kabul olunmayan vekile bir defaya özgü olmak üzere kendiliğinden ihtarlı davetiye tebliğ ettirerek; durumu açıklaması ve fotoğraflı vekaletnamesini ibraz etmesi için, süre vermesi gerekir. İlgilinin ihtarlı davetiyenin gereğini yerine getirmesi durumunda; Besni Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi kanalıyla gönderilen ve süresi içerisinde olan yetki ilk itirazı usulünce incelenmeden davalı ve vekilinin yokluğunda taleplerini ret edip davayı da sonuçlandırmış olması usul ve yasaya aykırı hale gelmiş olacaktır. Zira, yetki ilk itirazının hadise şeklinde incelenip (HUMK.m.191/1) bu konuda verilen kararın ilgililere tebliği zorunludur. İlk itirazın reddine ilişin karar davalı tarafa tebliğ edilmeden yokluğunda hüküm kurulması, savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır. Bu hususlar gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebi olduğu halde; bu durum ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından hüküm onanmıştır. Davalının karar düzeltme istemi bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüne, Dairemizin 22.9.2010 gün 2009/13307 esas, 2010/15108 sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Davalının karar düzeltme isteminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulüne, Dairemizin 12.9.2010 gün 2009/13307 esas, 2010/15108 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde tashihi karar harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 15.02.2011 (Salı)