İşyerinde geçen çalışmaların 506 sayılı Yasa’nın Ek 5/II maddesi kapsamında olduğu, itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık süresine eklenmesi talebi

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi

2020/881 E.
2020/1797 K.

MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

KARAR
A) Davacının Talebi :
Davacı taraf, davalı işyerinde geçen çalışmalarının 506 sayılı Yasa’nın Ek 5/II maddesi kapsamında olduğunu iddia ederek, itibari hizmet süresinin tespitini ve sigortalılık süresine eklenmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalıların Cevabı :
Davalı … vekili, itibari hizmet süresinden istifade edilebilmesi için sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışması ve 506 sayılı Kanun’un Ek 5/II maddesi kapsamında iş yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı … Sanayi ve Ticaret AŞ vekili, iş yerinin 506 sayılı Kanun’un Ek/II maddesinde yer alan “basım ve gazetecilik işyerleri” niteliğinde bulunmadığını, işyerinde çalışma koşullarını ağırlaştıracak ve itibari hizmet süresinden yararlanmayı mümkün kılacak koşulların söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi :
Mahkemece, davalı işyerinin 506 sayılı Yasa’nın Ek 5/II maddesi kapsamında basım işyeri olduğu, davacının itibari hizmet süresinden yararlanması için gerekli koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi :
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket vekiline ait istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı SGK Başkanlığı vekiline ait istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına, hüküm fıkrasında SGK’nın davalı olarak yargılama giderinden sorumlu tutulmasına rağmen karar başlığında fer’i müdahil olarak gösterilmesi ve muaf olduğu halde aleyhine harç yüklenilmesinin hatalı olduğuna karar verilmiş ve bu kapsamda hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
E) Temyiz Talepleri :
Sosyal Güvenlik Kurum vekili, işyerinde ambalaj üzerine baskı yapıldığını, mahiyeti itibariyle yasa kapsamında yer almadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı … San ve Tic.AŞ vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, basım işinin mevkute çıkarmaya yönelik olduğunu, işyerinin ambalaj fabrikası olup yasa kapsamına girmediğini, davacının çalıştığı bölümde yasada belirtilen olumsuz koşulların bulunmadığını, delillerin ve itirazların yeterince değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava, itibari hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının tespiti istenen dönemde davalı iş yerinde tekne tava yıkama elemanı olarak çalıştığı, mahkemece keşif yapıldığı, bilirkişi raporunda davalı işyerinde baskı makineleri kullanılarak polietilen gibi plastik filmler ve kağıt ambalaj üzerine baskı işleri yapıldığı, esnek ambalaj malzemesi üretildiği, makinelerin tek çatı altında olması nedeniyle kullanılan kimyasalların tüm ortama yayıldığı, havalandırma sisteminin yeterli olmadığı tespitlerine yer verildiği, tanıkların dinlendiği, kapasite raporlarında ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı teftiş raporlarında işyerinde gıda sanayisine yönelik baskılı-baskısız ambalaj malzemeleri üretimi, esnek ambalaj ve torba üretimi yapıldığının belirtildiği, ticaret sicil kayıtlarında şirketin amaç ve konusunun kağıttan, mukavvadan plastikten, selofandan, tenekeden vs. her türlü tabii, sınai, kimyevi, ham maddelerden, her türlü toprak mahsullerinin sınai mamullerin, sıvıların ve gıda maddelerinin ambalajlanmasında kullanılacak her boy ve şekilde torba, kap, kutu, şişe ve sairin imal edildiği ve ticareti olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
İtibari hizmet, gerçekte çalışılmayan ve prim ödemesi olmayan sürelerin kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle sigortalılık süresine eklenmesine, böylece ağır ve yıpratıcı işlerde çalışan bir kısım sigortalıların daha erken yaşlılık aylığından yararlanmalarına imkan sağlamaktadır.506 sayılı Yasa sistemine itibari hizmet kavramı, 11.08.1977 günlü 2098 sayılı Yasa ile girmiştir.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesi II bendinde 20/06/1987 tarihli 3395 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle yapılan değişikle itibari hizmetten yararlananların kapsamı genişletilmiştir. Davanın yasal dayanağı olan Ek 5/II maddesinde, “Basım ve gazetecilik iş yerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılardan, a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri, b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri, c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri, d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri, e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri, f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerlerinde” hizmeti geçenlerin sigortalılık süresine ,bu sürelerin her tam yılı için 90 gün ekleneceği belirtilmiştir.Sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birinci koşul sigortalının basım ve gazetecilik iş yerlerinde çalışması, ikinci koşul ise II. bendin (a-f) alt bendlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda ayrıca gerçekleşmesidir. Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik iş yeri birlikte ifade edilmişse de gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan iş yerlerinde çalışan sigortalıların da maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yaralanacakları açıktır. Ancak “basım” işinin matbaa iş yerinde mevkute çıkarmaya yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2018 tarih ve 2015/21-3371 Esas ve 2018/129 karar sayılı içtihadında da bu husus vurgulanmıştır.
Sigortalıya ve işyerine ilişkin koşul, yasada nitelikleri sayıldığından ve sınırlı bir biçimde belirlendiğinden, bir sigortalının çalışma koşulları ne kadar ağır olursa olsun, yasada sayılan şartların sağlanmadığı ve belirtilen işyeri kapsamına girmediği sürece, sigortalıların itibari hizmetten yararlanması mümkün değildir.İtibari hizmetten yararlananların emsallerine göre ayrıcalıklı şekilde erken emekli olabilme avantajı nedeniyle, uygulamada yasanın kapsamının genişletilmesi amacıyla ve düzenlemenin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurular olmuştur.Anayasa Mahkemesi, 1988/51 Esas,1989/18 Karar sayılı 02.05.1989 tarihli kararında ‘özde Anayasa’ya aykırı düşmeyen bir kuralın uygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal edilmeyeceği, bir kısım sigortalılara hak tanıyan itiraz konusu hükmün, öteki kesimlere de aynı hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi, düzenleme eksikliklerinin bu yöntemle giderilmesinin Anayasa’ya uygun olacağını’ belirterek itirazın reddine karar vermiştir.Yine, söz konusu Ek maddede 3395 sayılı Yasa ile değişiklik yapılırken maddede yazılı dış etkenlere maruz başkaca iş kolları bulunduğu ve bunların da yasa kapsamına alınması TBMM Genel Kurulunca önerilmiş ancak istenilen düzenleme ileri tarihe bırakılmıştır. (TBMM 20.06.1987 günlü 121.Birleşime ilişkin Tutanak Dergisi) 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin II. bendinde yer alan “basım” işinin matbaa iş yerinde mevkute çıkarmaya yönelik olduğu hem madde metninden hem yasama belgelerinden anlaşılmaktadır. Davalı iş yerinde gıda ve deterjan ambalajı üzerine baskı yapıldığı, söz konusu iş yerinde basım ve gazetecilik adına herhangi bir faaliyette bulunulmadığı, basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet göstermesi gerektiği, bu nedenle davalı iş yerinin 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesinde belirtilen itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek iş kollarına girmediği, itibari hizmet süresinde işçi yararına yorum ilkesi ile iş yeri alanlarının genişletilemeyeceği bu durumda davanın reddi gerektiği anlaşılmaktadır.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK vekili ve davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü bozulmalıdır.G) Sonuç : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine 01/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İhaleye Fesat Karıştırma Suçu

İhaleye Fesat Karıştırma Suçu Türk Ceza Kanununun 235. maddesinde tanımlanmıştır.Aynı suç 3628 sayılı kanununda doğrudan soruşturulacak suçlar arasında sayılmış olup ilgili suçu işlediği iddia edilen memur hakkında doğrudan Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunularak işlem yapılması gerekmektedir.

İhaleye İlişkin Yaklaşık Maliyet Bilgilerinin Açıklanmasının İhaleye Fesat Karıştırma Suçunu Oluşturduğu Hakkında Karar  

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2014/5402 Karar No:2015/16280 K. Tarihi:16.11.2015 


 

Dosya kapsamına, K.. K..’un 25/03/2011 tarihinde saat 17.23’te M.. A.. ile yaptığı telefon konuşmasına dair iletişim tesbit tutanağı içeriği gözetildiğinde, ihale komisyonunda görevli sanık Y.. Ş..’un ihale mevzuatına göre gizli kalması gereken yaklaşık maliyet bedelini M.. A..’ya göstermesi eyleminin TCK’nın 235/2-b bendi atfı ile 235/3-b maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturacağı ve oluşa uygun olarak işlediği kabul edilen Ermenek M Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’na yönelik diğer 13/06/2011 tarihli kuru gıda ihalesine fesat karıştırma eylemi de nazara alınıp “zincirleme şekilde ihaleyefesat karıştırma suçundan” hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Ermenek M Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’na yönelik 28/03/2011 tarihli yaş sebze-meyve ve 13/06/2011 tarihli kuru gıda ihalelerine fesat karıştırdığı kabul edilen sanık A.. A.. ile anılan bu ihaleler ve Fikret YİBO Müdürlüğü’nce 07/07/2011 tarihinde gerçekleştirilen kuru gıda ihalesine fesat karıştırdığı kabul edilen sanık K.. K..’un eylemlerinin bir suç işleme kararı cümlesinden olmak üzere değişik tarihlerde işlenen zincirleme ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturduğu………..

4734 Sayılı Kanunun 22. Maddesi Kapsamında Doğrudan Temin İle Yapılan Alımlarda İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Karar 

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 

Esas No:2013/14111 

Karar No:2015/13337 

K. Tarihi:2.7.2015 

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşabilmesi için kanunlarda öngörülmüş ihale usullerinden biri ile yapılmış ya da yapılacak bir ihale ve iş olmasının zorunlu olduğu, doğrudan temin yönteminin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 18. maddesinin (d) bendinde bir ihale yöntemi olarak öngörülmüş iken, 15/08/2003 gün ve 25200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4964 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun İle Kamu İhale Kanunu Ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 12. maddesi ile “4734 sayılı Kanunun 18 nci maddesinin (d) bendinin madde metninden çıkarıldığı”, anılan Kanunun 15. maddesi ile de 4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesi değiştirilerek doğrudan temin usulünün düzenlendiği, 4964 sayılı Kanunun 12 ve 15. maddelerinin gerekçelerinde de “esasen bir ihale usulü olmayan “doğrudan temin”in ihale usulleri arasından çıkarıldığı ve buna ilişkin esas ve usullerin Kanunun 22 nci maddesinde düzenlendiği” ifade edilmiş olup, değişiklik gerekçesi ile birlikte söz konusu madde metni incelendiğinde; doğrudan temin yönteminin bir ihale olmadığı, sadece madde metninde belirtilen durumlarda idarelerce kullanılabilecek bir satın alma yöntemi olduğu anlaşılmakla; sanıklara atılı ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı

İhaleye Katılan Şirketin İhaleye Katılacak Diğer Firmaların İhaleye Girişini Engellenmesi Fiilinin İhaleye Fesat Karıştırma Suçunu  Oluşturabilmesi İçin İhaleye Giren Şirketin İhaleye Girme Yeterliliğinin Olup Olmadığının İncelenmesi Gerektiği Hakkında Karar
Yargıtay 5. Ceza Dairesi Esas No:2013/14900 Karar No:2015/17596 K. Tarihi:21.12.2015
Dosya içeriğine ve oluşa uygun kabule göre, sanığın suç tarihinde Denizli 11. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığının personel taşıma ihalesine iştirak etmek isteyen ve ihale şartnamesini satın alan katılanı tehdit etmek suretiyle katılımına engel olduğu anlaşılmış ise de; katılanın ihaleye katılma yeterliliğinin bulunmaması halinde eylemlerinin tehdit suçunu oluşturacağı nazara alınarak, ihaleye ait idari ve teknik şartname, sözleşme ve katılanın ihaleye katılma koşullarına sahip olup olmadığını gösteren tüm bilgi ve belgelerin temin edilmesi, gerektiğinde ihale konusunda uzman bilirkişilerden de rapor alınmasından sonra, iddia ve savunma birlikte değerlendirilerek katılanın ihaleye katılma yeterliliğinin veya koşullarının bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması
 
İhaleye Katılma Yeterliliği ve Koşulları Olmayan Şirketin İhaleyi Kazanmasının İhaleye Fesat Karıştırma Suçunu Oluşturduğu Hakkında Karar
Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Karar: 2014/5120
4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 10, Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 42, 62. maddelerine göre kesinleşmiş sosyal güvenlik primi ve vergi borcu bulunması nedeniyle ihaleye katılma yeterliliğine ve koşullarına sahip olmayan İstem Isparta Taşımacılık, Turizm, Temizlik ve Mühendislik Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti’nin 4734 sayılı Kanunun 10. maddesi son fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (g) ve (i) bentlerinde sayılan durumlarda olmadığına (SSK prim ve vergi borcu bulunmadığına) dair taahhütnameleri ihale komisyonlarına verdiği ve ihaleleri kazandığı, ancak bu şirketle sözleşmeleri imzalamadan önce ihale tarihleri itibarıyla belirtilen durumlarda olmadığına ilişkin belgeleri isteyip alarak, incelemesi ve uygun gördükten sonra sözleşmeleri imzalaması gerekirken, herhangi bir belge ibraz edilmemesine rağmen sözleşmeleri imzalamak şeklinde gerçekleşen eylemlerinin 6459 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 235/2-a-2, 43/1. maddelerinde yer alan zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma suçunun tüm unsurlarını
taşıdığı kabul edilmelidir
 

İhale Yapılmadan Sahte Belge Düzenleyerek Ödeme Yapılmasında İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Oluşmayacağı Hakkında Karar 

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E. 2017/3968 K. 2017/3899 T. 21.9.2017


Önceden Alınan Hizmet İçin Sonradan Şeklen Yapılan İhalenin Hukuka Aykırı Olduğu/Ortada Gerçek Bir İhalenin Bulunmaması Sebebiyle İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Oluşmayacağı – Suçun Oluşabilmesi İçin Kanunlarda Öngörülmüş İhale Usullerinden Biriyle Usulüne Uygun Yapılmış Ya da Yapılacak Bir İhale ve İş Olmasının Zorunlu Olduğu

İhaleye Katılmaya Gelen Kişilerin Darp Edilerek İhaleye Katılımlarının  Engellenmesi Fiilinin İhaleye Fesat Karıştırma Suçunu Oluşturacağı Hakkında Karar

Yargıtay 5. Ceza Dairesi  E. 2012/15997 K. 2014/2870 T. 17.3.2014

Katılan Ş. B.’nın istikrarlı anlatımlarını destekleyen tanık A. Y.’ın oluşa uygun beyanları İcra Hukuk Mahkemesi’nin temyiz edilmeden kesinleşen 14.11.2011 gün, 2010/309 Esas ve 2011/758 Sayılı ihalenin feshine dair kararının gerekçesi, katılana dair olarak Sivas Numune Hastanesince verilen adli rapor içeriği, olayın oluş biçimi, hayatın olağan akışı ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanıklar E. G. ve H. T.’in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, Sivas 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2574 Esas sayılı icra dosyasında borçlu sanık E. adına hacizli gayrimenkullerin 26.4.2010 tarihli 2. satış ihalesine katılmak üzere gelen Ş. B.’yı kasten yaralamak suretiyle ihaleye ve ihale sürecindeki işlemlere katılmasını engelledikleri hususunun sübuta erdiği ve TCK 235/2-c maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunun bu kişiler yönünden tüm unsurlarıyla oluştuğu, sanıkların katılanı basit şekilde yaralama eyleminin bu suçun unsuru niteliğinde olduğu, Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesine yaralama suçundan açılan 2010/816 Esas sayılı dava ile iş bu dava arasında CMK’nın 8/1. maddesinde yer aldığı şekilde hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla bu davanın akıbeti araştırılarak, halen derdest ise birleştirilmesinden, kesinleşmiş ise aslı veya onaylı suretlerinin getirtilmesinden sonra mahkumiyet kararı varsa ihaleye fesat karıştırma suçundan verilecek cezadan mahsup edilmesi hususu üzerinde de durulmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraetlerine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun 3628 Sayılı Kanun  Kapsamında Suçlardan Olması Nedeniyle Cumhuriyet Savcılığınca Doğrudan Soruşturulacak Suçlar Arasında Olduğu Hakkında Karar

Danıştay 1. Daire Esas No:2012/1266 Karar No:2012/1472

Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamında yer alan ihaleye fesat karıştırma suçuna karşılık geldiği, anılan Kanun uyarınca bu suçla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığının doğrudan soruşturma yapma yetkisinin bulunduğu, bu nedenle isnat edilen suçla ilgili olarak Rektörlükçe 2547 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi kapsamında ceza soruşturması yapılamayacağı anlaşıldığından, … Rektörlüğünce oluşturulan Kurulun 27.07.2012 tarih ve 2012/4 sayılı men-i muhakeme kararının bozulmasına, dosyanın genel hükümlere göre işlem yapılmak üzere Van Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın bir örneğinin … Üniversitesi Rektörlüğüne gönderilmesine 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.