Verilen süre içinde dava açmayan, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağından, mahcuzlar üzerindeki haciz düşer ve dava konusuz kalır

T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi
Esas No:2012/12207
Karar No:2014/6795
K. Tarihi:2.5.2014

3.kişinin, alacaklıya verilen süre içinde alacaklı dava açmadan önce istihkak davası açmasında hukuki bir engel bulunmadığı gibi hukuki yararı da mevcuttur.

Bununla birlikte, verilen süre içinde dava açmayan alacaklı, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağından, mahcuzlar üzerindeki haciz düşer ve dava konusuz kalır. Bu durumda “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi ve davaya sebebiyet veren tarafa yargılama giderlerinin, bu arada avukatlık ücretinin alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nisbi olarak yükletilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Gaziantep 3.İcra Müdürlüğünün 2010/250 talimat sayılı takip dosyasından 16.5.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını, borçlunun müvekkilinin sigortalı çalışanı olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, haczin İİK’nun 99.maddesine göre gerçekleştirildiğini, istihkak davası açmak üzere kendilerine süre verildiğini, kendilerinin bu süre içinde dava açmayarak 3.kişinin istihkak iddiasını kabul ettiklerini, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davalı alacaklının verilen süre içinde istihkak davası açmadığı, borçlunun davacı 3.kişinin sigortalı çalışanı olduğunun alacaklı tarafından kabul edildiği, davacı 3.kişinin mahcuzların kendisine ait olduğunun tespitinde hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.

Dava konusu haczin 16.5.2010 tarihinde İİK’nun 99.maddesine göre yapıldığı, alacaklıya dava açmak üzere süre verildiği, alacaklının bu süre içinde dava açmadığı dolayısıyla 3.kişinin istihkak iddiasını kabul ettiği anlaşılmaktadır.

3.kişinin, alacaklıya verilen süre içinde alacaklı dava açmadan önce istihkak davası açmasında hukuki bir engel bulunmadığı gibi hukuki yararı da mevcuttur.

Bununla birlikte, verilen süre içinde dava açmayan alacaklı, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağından, mahcuzlar üzerindeki haciz düşer ve dava konusuz kalır. Bu durumda “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi ve davaya sebebiyet veren tarafa yargılama giderlerinin, bu arada avukatlık ücretinin alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nisbi olarak yükletilmesi gerekir.

Somut olayda alacaklı, 3.kişinin açtığı davayı cevap dilekçesi ile kabul ettiğinden alacaklının davaya sebebiyet verdiğinden söz edilemez. Bu halde, yargılama masraflarının ve nisbi vekalet ücretinin davaya sebebiyet veren davacı 3.kişiye yükletilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm fıkrasının 2.bendindeki “davalıdan” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “davacıdan” ibaresinin yazılmasına; hüküm fıkrasının 3.bendindeki “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına; yine 4.bendindeki “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin hükümden çıkartılarak “davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 2.5.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kadın Sığınma Evinde Kalan Kadının Açmış Olduğu Boşanma Davasında Kadın Sığınma Evinin Bulunduğu Yer Mahkemesi de Yetkilidir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

2019/6501 E.
2019/11415 K.

Davacı kadın Gaziantep 4. Aile Mahkemesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebiyle (TMK m. 166/1) boşanma davası açmış, davalının yetki itirazı üzerine mahkemece “Tarafların ortak ikametgahlarının İzmir Aile Mahkemesi olduğu, davacı kadının eşinden ayrılarak önce İslahiye’ye baba evine gittiği ancak babanın davacı kadını kabul etmemesi sebebiyle Gaziantep’de sığınma evine yerleştiği, sığınma evinde 25.10.2017-07.11.2017 tarihleri arasında kaldığı, sığınma evinde alınan raporda darp ve cebir izine rastlanılmadığı, kadının dava tarihi ve hüküm verildiği tarihte ikametgah adresinin neresi olduğunun bilinmediği, kadının vekili tarafından kadının adresinin beyan edilmediği, kadının yerleşmek maksadıyla Gaziantep de ikamet ettiği hususunun yetki itirazına yönelik mahkemeye sunulan delillerden anlaşılmadığı, can güvenliği kavramının soyut kaldığı, davalı erkeğin yetki itirazının haklı olduğu gerekçesiyle, dosyanın yetkili ve görevli İzmir Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk derece mahkeme kararı davacı kadın tarafından yetki itirazının kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince, davacı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm yetkisizlik kararının bozulmasına yönelik olarak davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı kadının Gaziantep Kadın Sığınma evinde iken 25.10.2017 tarihinde boşanma davası açtığı, davacı kadının içinde bulunduğu bu koşullara göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı kadının yerleşim yerinin Gaziantep ve yetkili mahkemenin de Gaziantep Aile Mahkemesi olduğunun kabulünün gerektiği, bu sebeple davanın Gaziantep’te açılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin davanın esasına girerek karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 17/06/2019 tarih, 2019/1148 esas ve 2019/1172 karar sayılı davacı kadının istinaf talebinin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, Gaziantep 4. Aile Mahkemesinin 04/03/2019 tarih, 2017/960 esas ve 2019/120 karar sayılı kararının BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.

SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK DERECESİNİN TESPİTİ İSTEMİ

T.C. YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2019/5339

K. 2020/5214

T. 30.9.2020

* SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK DERECESİNİN TESPİTİ İSTEMİ ( Davalı Şirketin Ticaret Sicil Kaydının Silinmiş Olduğu – Tüzel Kişiliği Sona Eren Davalı Şirketin İhyası İçin Tasfiye Memurluğu ile Ticaret Siciline Husumet Yöneltilerek Ayrı Bir Dava Açılması İçin Davacı Tarafa Uygun Süre Verilmesi ve Dava Açıldığı Takdirde Sonucunun Beklenmesi Gerektiği/Tüzel Kişiliğin Yeniden İhyası Halinde Taraf Teşkili Sağlanarak Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

* TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ ( Tasfiye İşlemlerinin Eksiksiz Yapılmış Olması Gerektiği – Şayet Tasfiye İşlemleri Gerektiği Gibi Tamamlanmamış ve Tasfiyesi Gereken Hususlar Eksik Bırakılmışsa Tüzel Kişilik Ticaret Sicilinden Silinse Bile Şirketin Tüzel Kişiliğinin Sona Erdiğinin Kabul Edilemeyeceği/Tüzel Kişiliğin Yeniden İhyasına Gidilerek Taraf Teşkili Sağlanmak Suretiyle Yargılamanın Devamının Sağlanması Gerektiği )

* ŞİRKETİN YENİDEN İHYASI ( Sürekli İş Göremezlik Derecesinin Tespiti İstemi – Davalı Şirketin Re’sen Terkin Edildiğinin Anlaşıldığı/Tüzel Kişiliği Sona Eren Davalı Şirketin İhyası İçin Tasfiye Memurluğu ile Ticaret Siciline Husumet Yöneltilerek Ayrı Bir Dava Açılması İçin Davacıya Süre Verilmesi ve Şirketin İhyası Halinde Taraf Teşkili Sağlanarak Sonuca Gidilmesi Gerektiği Gözetilmeden Verilen Kararın Bozulması Gerektiği )

6102/m.547,Geç.7

ÖZET : Dava, sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti istemine ilişkindir.

Davalı şirketin ticaret sicil kaydının silinmiş olduğu anlaşılmakla; Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmesi, dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.

DAVA : Dava, sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili ile davalı iflas idaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekili ile davalı iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili ile davalı iflas idaresi temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : I-)İSTEM

Davacı, sürekli iş göremezlik derecesinin tespitini istemiştir.

II-CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI

A-)İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesi, “Davanın kabulüyle davacının 11/03/2009 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %18,2 olduğunun tespitine,” karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı Kurum vekili tarafından verilen istinaf dilekçesiyle, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, sigortalı hakkında 10/04/2013 tarih ve 007148 Sayılı raporun düzenlendiğini, yapılan inceleme neticesinde sürekli iş görmezlik derecesinin %0 malüliyet gerekmez olduğuna karar verildiğini, ancak Adli Tıp Kurumu raporunda %18.2 oranında kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağına karar verildiğini, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp’dan alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığı gibi yasaya aykırılığın da söz konusu olmadığını, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile verilen usul ve yasaya aykırı kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.

İflas Halinde … Endüstri A.Ş’nin İflas İdare Memuru vekili tarafından verilen istinaf dilekçesiyle, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, deliller değerlendirilmeden karar verildiğini, malüliyet oranının tespit edilmesi için ek rapor alınması gerektiğini, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.

B-)BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi; İstanbul Anadolu 20.İş Mahkemesi’nin 2018/19 Esas, 2018/568 Karar sayılı kararının usul ve yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekili ve iflas halinde … Endüstri A.Ş’nin iflas idare memuru Av.N.Ö. vekilinin istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar vermiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle; istinaf nedenleri tekrarla eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

İflas Halinde … Endüstri A.Ş’nin İflas İdare Memuru vekili tarafından verilen temyiz dilekçesiyle, istinaf nedenleri tekrarla eksik inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

V-)İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Dosya kapsamında yer alan Ticaret Sicil Müdürlüğünün 04.12.2018 tarihli cevabi yazısı ile; davalı … Hırdavat Nalburiye Çelik Konstrüksiyon Gemi Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 18.02.2015 tarihinde re’sen terkin edildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile AŞ.’nin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.

Şu halde, davalı … Hırdavat Nalburiye Çelik Konstrüksiyon Gemi Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret sicil kaydının silinmiş olduğunun anlaşılması karşısında yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.

O hâlde, davalı Kurum ile davalı iflas idaresi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iflas idaresine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine oybirliğiyle, 30.09.2020 gününde karar verildi.

Davacı kadın boşanma davasından feragat ettiğini açıklamış, ziynet alacağı davasına yönelik beyanda bulunmamış ise yargılamanın bu yönde devam etmesi gerektiği…

YARGITAY 2. Hukuk Dairesi

2019/7075 E.
2020/1240 K.

Özet: Davacı kadın sadece açmış olduğu boşanma davasından feragat ettiğini açıklamış, ziynet alacağı davasına yönelik beyanda bulunmamıştır. O halde mahkemece; davacı kadının ziynet alacağı davasına yönelik talebi yönünden dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve devamında tarafların bu davaya ilişkin göstereceği deliller değerlendirilip gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.



MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı kadın 17.07.2018 tarihli dilekçesiyle açtığı boşanma davasından feragat ettiğini bildirdiğinden bu husus gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı kadın, dava dilekçesi ile boşanma ve boşanmanın fer’ilerine ilişkin taleplerinin yanında; 13 adet burma bilezik, 13 adet yarım altın, 13 adet çeyrek altın, bir buçuk metre altın zincir, altın takı seti, 5 adet fes altın ve 2 adet altın yüzüğün aynen iadesini, aynen bulunmaması halinde ise bedellerinin toplamı olan 64.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini de istemiştir. Bu talep boşanmaya bağlı ve onun fer’isi niteliğinde olmayıp, bağımsız bir taleptir. Davacı, aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir (HMK m. 110/1). Davacı kadın 17.07.2018 tarihli dilekçesi ile sadece açmış olduğu boşanma davasından feragat ettiğini açıklamış, ziynet alacağı davasına yönelik beyanda bulunmamıştır. O halde mahkemece; davacı kadının ziynet alacağı davasına yönelik talebi yönünden dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve devamında tarafların bu davaya ilişkin göstereceği deliller değerlendirilip gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 1 ve 2. bentte gösterilen sebeplerle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 18.01.2018 tarih, 2017/2480 esas ve 2018/25 sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesine göre KALDIRILMASINA, Aksaray 2. Aile Mahkemesi 17.02.2017 tarih, 2017/11 esas ve 2017/137 sayılı kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 18.02.2020 (Salı)