Sanığın Kendisine Ait Danayı Ormanda Başıboş Bırakması Sonucu Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu Olayda Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı

T.C.
YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

E. 2008/1245
K. 2008/7347
T. 4.6.2008

• HAYVANIN SERBEST BIRAKILMASI ( Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu – Eylemin Taksirle Öldürme Suçu Kapsamında Değerlendirilerek Yargılamanın Yetkili Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )
• TAKSİRLE ÖLDÜRME ( Sanığın Kendisine Ait Danayı Ormanda Başıboş Bırakması Sonucu Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu Olayda Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )
• GÖREV ( Tehlike Yaratacak Hayvanı Serbest Bırakmak – Hayvanın Olay Günü Müteveffaya Vurarak Ölümüne Neden Olduğu Olayda Eylemin Taksirle Öldürme Suçu Kapsamında Değerlendirilip Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesince Yapılacağı )
5237/m.22, 85, 177
ÖZET : Sanığın kendisine ait danayı ormanda başıboş bırakması sonucu hayvanın olay günü müteveffaya vurarak ölümüne neden olduğu olayda, eylemin taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirilerek yargılamanın yetkili asliye ceza mahkemesince yapılması gerekir.
DAVA : Tehlike yaratacak hayvanı serbest bırakmak suçundan sanık Hüseyinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177, 62/1. maddeleri uyarınca 100.00 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, ( Havran Sulh Ceza Mahkemesi )’nin 09.04.2007 tarihli ve 2005/170 esas, 2007/81 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Sanığın kendisine ait danayı ormanda başıboş bırakması sonucunda, hayvanın olay günü müteveffaya vurarak ölümüne neden olduğu, sanığın bu sebeple bakımı ve gözetimi altında bulunan hayvanın muhafazasında ihmal gösterdiği, böylece üzerine atılı suçu sübut bulduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinden cezalandırılmasına karar verildiği,
Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinin gerekçesinde; “Suç, kişinin gözetimi altında bulunan hayvanın başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakması ile ya da bunların kontrol altına alınmasında ihmal göstermesi ile tamamlanır. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişinin, bu fiillerinden dolayı bir zarar meydana gelirse; fiilin sebebiyet verdiği netice açısından kast veya taksirine göre cezalandırılacaktır.” şeklinde ifade edildiği anlaşılmakla,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığının 563. maddesi olmasına göre, tanımlanan suçun tehlike suçu olduğu belirtilmesi karşısında, ilgili maddede, bu gibi hayvanların bir zarar meydana getirmesi şartı aranmadığı, bu itibarla bir zarar meydana gelmesi durumunda, eylemin vasıf değiştireceği,
Sanığın söz konusu eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 177. maddesinde tanımı yapılan suçu aşarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde tanımlanan taksirle öldürme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu halde Havran Sulh Ceza Mahkemesi’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 ve 22. maddeleri uyarınca taksirle öldürme suçundan yargılaması yapılmak üzere görevsizlik kararı vererek dosyanın Havran Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 03.10.2007 gün ve 50087 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen Yargıtay C.Başsavcılığı’nın 31.10.2007 gün ve 2007/219751 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Havran Sulh Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2007 tarih ve 2005/170 E., 2007/81 K. sayılı kararının CMUK’nın 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müüteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 04.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

BOŞANMA DAVASINDA FACEBOOK SİTESİ ÇIKTILARININ ESAS ALINMASI – ELEKTRONİK ORTAMDAKİ VERİLER (Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar/Diğer Delillerle Desteklenmediklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınamayacağı

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/19577
K. 2014/1926
T. 05.02.2014


* BOŞANMA DAVASINDA FACEBOOK SİTESİ ÇIKTILARININ ESAS ALINMASI (Elektronik Ortamdaki Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi Veriler ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar Diğer Delillerle Desteklendiklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınabileceği – Kocanın Güven Sarsıcı Davranışlarının Sabit Kabul Edilip Buna Bağlı Boşanma Kararı Verilemeyeceği/Hukuka Aykırı Delil)

* FACEBOOK SİTESİ ÇIKTILARI (Boşanma Davası/Hukuka Aykırı Delil – Elektronik Ortamdaki Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi Veriler ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar Diğer Delillerle Desteklendiklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınabileceği/Kocanın Güven Sarsıcı Davranışlarının Sabit Kabul Edilip Boşanma Kararı Verilemeyeceği)

* ELEKTRONİK ORTAMDAKİ VERİLER (Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar/Diğer Delillerle Desteklenmediklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınamayacağı/Hukuka Aykırı Delil – Boşanma Davası/”Facebook” İsimli Sosyal Paylaşım Sitesi Kullanılarak Yapılan Çıktılar)

* HUKUKA AYKIRI DELİL (Elektronik Ortamdaki Fotoğraf Film Görüntü Veya Ses Kaydı Gibi Veriler ve Benzer Bilgi Taşıyıcılar Diğer Delillerle Desteklendiklerinde “Delil” Olarak Hükme Esas Alınabileceği – “Facebook” İsimli Sosyal Paylaşım Sitesi Kullanılarak Yapılan Çıktılar/Mahkeme Tarafından Bir Vakıanın İspatında Dikkate Alınamayacağı)

4721/m. 166

6100/m. 189/2

ÖZET : Mahkemece; davacı tarafından dosyaya sunulan elektronik ortamdan elde edilen resimler ve elektronik ortamda (“Facebook” isimli sosyal paylaşım sitesi kullanılarak) yapılan görüşmelere ilişkin çıktılar esas alınarak, kocanın güven sarsıcı davranışları sabit kabul edilmiş, buna bağlı olarak boşanma kararı verilmiştir.

Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir. Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece; davacı tarafından dosyaya sunulan elektronik ortamdan elde edilen resimler ve elektronik ortamda (sosyal paylaşım sitesi kullanılarak) yapılan görüşmelere ilişkin çıktılar esas alınarak, kocanın güven sarsıcı davranışları sabit kabul edilmiş, buna bağlı olarak boşanma kararı verilmiştir.

Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir. Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir. Hükme esas alınan elektronik ortamdan elde edilen görüntülerdeki şahısların kocanın yakınları olduğu anlaşılmaktadır. “Facebook” isimli sosyal paylaşım sitesi kullanılarak kocanın, dayısıyla görüşmelerine ilişkin iletişim kayıtlarının da; davacının, sosyal paylaşım sitesinde kendisini “kocanın dayısı” yerine koymak suretiyle “dayısı ile koca” yazışıyormuş görüntüsü verilerek davacı tarafından oluşturulduğu, davacının da bunu kabul ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan görüşme kayıtları da vakıaların ispatında dikkate alınamaz (HMK md. 189/2).

Dosyada sözü edilen elektronik veriler dışında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizliği kabule elverişli ciddi sebep ve deliller tespit edilememiş, Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde yer alan çekilmezlik ve temelden sarsılma olgusu davada gerçekleşmemiştir. Bu durumda davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 05.02.2014 tarihinde karar verildi

Avukatlık sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilaflarda mahkemelerin görevi yönünden, temeldeki işlemin tüketici işleminden kaynaklanması durumunda tüketici mahkemesinin görevli olduğu…

YARGITAY 12. Hukuk

ESAS NO​: 2018/3546
KARAR NO​: 2018/7886

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ​: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
TARİHİ​: 05.04.2008
NUMARASI​: 2018/1 – 2018/1
TALEP KONUSU : Uyuşmazlıkların Giderilmesi

K A R A R

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun 05.04.2018 tarih 2018/1 sayılı kararı ile; Avukatlık ücret sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi’nin 25.05.2017 gün ve 2017/881 E., 2017/702 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi’nin 31.05.2017 gün ve 2017/675 E., 2017/630 K. sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi’nin 14.06.2017 gün ve 2017/739E., 2017/916 K. sayılı kesinleşmiş kararları arasında uyuşmazlık bulunduğu bildirilip, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Başkanlar Kurulunun Görevleri” başlıklı 35/1-3 maddesi kapsamında uyuşmazlıkların giderilmesi talep edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi’nin25.05.2017 gün ve 2017/881 E., 2017/702 K. sayılı kesinleşmiş kararına konu “ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsiline” ilişkin somut olayda; ilk derece mahkemesince (Ankara 14.Tüketici Mahkemesi, 28.02.2017 tarih, 2016/661 E., 2017/159 K.), ilgili yasal düzenlemelerden de bahsedilerek özetle, avukatlık mesleğinin ticari amaçlı bir meslek olmayıp, kamu hizmeti mesleği olduğu, kurulan sözleşmenin, yargısal fonksiyona ilişkin ve nevi şahsına münhasır bir akit olduğu, taraflar arasındaki çekişmenin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun (TKHK) hükümleri uygulanarak giderilemeyeceği, bu kapsamda, açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu saptanarak, görevsizlik kararı verildiği, davacının istinaf başvurusunun Ankara BAM ilgili hukuk dairesinin anılan kararı ile reddedildiği görülmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi’nin 31.05.2017 gün ve 2017/675 E., 2017/630 K. sayılı kesinleşmiş kararına konu “müvekkil tarafından avukattan talep edilen tazminat alacağına” ilişkin somut olayda; ilk derece mahkemesince (İstanbul Anadolu 10.Asliye Hukuk Mahkemesi, 31.01.2017 tarih, 2016/294 E.,2017/14 K.) 6502 sayılıTKHK’deki düzenlemelerden bahsedilip, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olan vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasındaki çekişmenin 6502 sayılı TKHK hükümleri uygulanmak suretiyle giderilmesi gerektiği, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, davacının istinaf başvurusunun İstanbul BAM ilgili hukuk dairesinin anılan kararı ile reddedildiği görülmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 14.06.2017 gün ve 2017/739E., 2017/916 K. sayılı kesinleşmiş kararına konu “haksız azil iddiasına dayalı avukatlık ücretinin tahsiline” ilişkin somut olayda; ilk derece mahkemesince (Bakırköy 3.Tüketici Mahkemesi, 24.01.2017 tarih, 2014/1751 E.,2017/24 K.) dava 6502 sayılı TKHK kapsamında değerlendirilmek suretiyle esastan görülüp, talebin kısmen kabulüne karar verildiği, davalının istinaf başvurusunun İstanbul BAM ilgili hukuk dairesinin anılan kararı ile reddedildiği görülmektedir.
Yukarıdaki tespitler kapsamında, Ankara ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri’nin anılan daireleri arasında, avukat – müvekkil ilişkisi temeline dayalı yapılan sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar nedeniyle açılacak davalardaTüketici Mahkemeleri’nin görevli olup olamayacağı noktasında uyuşmazlık bulunduğu, bu uyuşmazlığın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35/2 maddesine göre giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere; 6502 sayılı TKHK’nun yürürlüğü ile Kanun’un kapsamı genişletilmiş, mülga 4077 sayılı TKHK döneminde ” her türlü tüketici işlemi ” olarak sınırları belirlenen Kanun kapsamı, yürürlükteki 6520 sayılı TKHK’un 2. maddesi ile ” her türlü tüketici işlemi ve tüketiciye yönelik uygulamalar ” olarak belirlenmiştir. Keza, Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3/1 maddesi ile,
ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
k)Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
l)Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, … ifade eder. Şeklindeki düzenlemesiyle de, “sağlayıcı” ve “tüketici işlemi tanımlarını daha kapsamlı bir çerçeveye oturtmuş,uygulama alanını ve sınırlarını başka türlü yoruma yer vermeyecek açıklıkta genişletmiştir. Kanunu’nun 83. maddesi ile “(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır. (2) Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelemez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan; avukatlık sözleşmelerinin, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı ve kendine özgü bir sözleşme türü olduğu, hüküm ve sonuçları itibariyle Avukatlık Kanununa tabi olduğu,hak ve sorumululukların yine Avukatlık Kanununda düzenlendiği, yargı görevi kapsamında ifa edilen hukuki yardımların tüketici işlemi sayılamayacağına ilişkin görüşler, mahkemelerin görevi noktasında uygulama farklılılarına yol açmıştır.
Gerçekten de; TBK’ya göre daha özel bir Kanun konumunda olan Avukatlık Kanunu’nda, kamu hizmeti gören avukatların hak ve sorumluluklarına ve avukatlık sözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.Ancak, bu yöndeki bir belirleme,özel hukuk hükümlerine göre avukat – müvekkil arasında yapılan sözleşmelerin, TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı bir sözleşme türü olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Yürürlükteki 6502 sayılı TKHK’da Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden … gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, … vekâlet, … her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, … ifade eder.” şeklinde tanımlandığına göre, artık Kanunun bu tanımından hareketle, avukat – müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklıilişkinin niteliğinin buna göre belirlenmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca, Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Bu açıklamalar ışığında daireler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Avukatlık sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilaflarda mahkemelerin görevi yönünden, Daireler arasındaki görüş ve uygulama aykırılığına ilişkin uyuşmazlığın, yukarıda açıklandığı şekilde temeldeki işlemin tüketici işleminden kaynaklanması durumunda tüketici mahkemesinin görevli olduğuna, aynı yer ve farklı yer Bölge Adliye Mahkemeleri daireleri arasında farklı görüş ve uygulama aykırılığının bu şekilde giderilmesine oybirliği ile kesin olarak, 12/07/2018 tarihinde karar verildi.
BAŞKAN ÜYE ÜYE ÜYE ÜYE
A.S.Erkuş H.Dündar Ş.Bozer A.Arslan