Arabuluculuk Dava Şartı-Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ

2020/1422 Esas

2020/3561 Karar 

İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 
2019/280 E

2019/847 K.
KONU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben verdiği dava dilekçesinde özetle; davalılardan Özcan’ın sevk ve idaresindeki …. plaka sayılı araç ile vekil edeninin içinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı Şeker Sigorta A.Ş nezdinde trafik sigortalı olan …………… plaka sayılı aracın karıştığı………….1 günlü trafik kazasında davacının ağır biçimde yaralandığını, vekil edeninin içinde bulunduğu aracın sürücüsü olan Behzat’ın da aynı kazada hayatını kaybettiğini, kazaya karışan …… plaka sayılı aracın ZMM sigortasının bulunmadığını, bu nedenle dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi ile davalı Güvence Hesabı bakımından zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteğinde bulunmuştur.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/272 Esasına kayıtlanan bu davada, davalı gerçek kişiler yönünden dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığından bahisle, gerçek kişilere yönelik olarak açılan davanın asıl davada tefrik edildiği ve aynı mahkemenin 2019/280 Esasına kaydedildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Tefrikten sonra 2019/280 Esasını alan davada, mahkemece davalı gerçek kişiler bakımından dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığının anlaşıldığı açıklanmak suretiyle;

“Davacı tarafça açılan DAVANIN;TTK’nın 5/A-1, HMK’nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,” karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri; vekil edeni ile davalı araç sürücüleri arasındaki davanın esasen ticari bir dava olmadığı gözetilmeksizin yazılı biçim ve şekilde davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu hususuna yöneliktir.
Davaya konu zararlandırıcı eylem, 04/06/2011 tarihinde meydana gelmiş; dava ise, 28/05/2019 tarihinde açılmıştır.
Dava tarihi olan 28/05/2019 tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereğiticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, 28/05/2019 tarihinde İstanbul Asliye ticaret mahkemesinde açılan ve haksız fiil teşkil eden trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli dava, kazaya karışan ……….. plaka sayılıaraç sürücüsü, …………. plaka sayılı aracın sürücüsünün mirasçıları ile söz konusu …………. plaka sayılı aracın ZMM sigortacısı ve ……….. plaka sayılı aracın ZMM sigortası bulunmadığından Güvence Hesabına yöneltilerek birlikte açılmıştır. Esasen haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme genel hukuk mahkemesi olan asliye hukuk mahkemesi ise de; davalı sigorta şirketi ve davalı Güvence Hesabının sorumluluğunun nedenini oluşturan zorunlu sigortalar TTK’nun 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olduğundan 28/05/2019 tarihindeaçılan davada asliye ticaret mahkemesi görevli bulunmaktadır.
Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden biri yönünden verilecek karar diğerinin doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyor ise söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında yargılama usulüne ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak, uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içerisinde bitirilmesi yükümlülüğünün bir gereğidir.
Ne var ki somut olayda, davalı sigorta şirketleri ile birlikte haksız fiil sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı gerçek kişilere yönelik olarak birlikte açılan böyle bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilir olması, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki davayı kendiliğinden ticari bir dava haline getirmeyeceğinden “dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını” dava şartı halinde getiren ve 19.12.2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesindeki düzenlemenin davalı gerçek kişiler bakımından uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın, yazılı biçim ve şekilde dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan; davacı vekilinin istinaf başvurusununkabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararınHMK.m.353/1-a/4 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan dava ile davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın usul ekonomisi, öngörülebilirlik gibi ilkeler gözetilerek birlikte görülmelerinin gerekip gerekmediği hususunun da değerlendirilmesi sonucunda yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;
1-Davacı …………. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenleKABULÜ ile; istinaf istemine konu olanve başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde işlem ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf başvuru harcının talebi halinde İADESİNE.
4-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacının istinaf aşamasındayapılan diğer giderlerin ise ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,
HMK. m.353/1-a/4 hükmü uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 

Bir cevap yazın