AVUKATLIK ÜCRETİ: Dava konusunun bir kısmının avukata ait olacağı yönündeki sözleşme geçersizdir.

T.C. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi

Esas No:2012/25898
Karar No:2013/28624
K. Tarihi:19.11.2013

Davacı avukat, davalı ile tapu iptal ve tescil davası açılması konusunda 04.05.2004 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede, dava konusu taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide verildiğinde mal sahibine isabet edecek dairelerden bir adedinin satış bedeli karşılığının vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının, davanın açılması için gereken masrafları ödememesi nedeniyle davanın açılamadığını, 26.05.2004 tarihinde de haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, yaptırmış olduğu tespit gereğince sözleşmeye göre ödenmesi gereken 100.000.00 TL.ücret alacağının 16.06.2004 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek aylık %10 gecikme faizi ve KDVsi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının vekalet görevini yerine getirmediğini, sözleşmeyle üstlendiği davayı açmadığını, azlin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, alınan bilirkişi raporuna göre sözleşmede ücret olarak öngörülen dairenin değerinin 140.000.00 TL olması nedeniyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 100.000.00 TL’nin 16.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerek-tirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 4667 Sayılı Yasa’yla değişik 163. maddesinde, “Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir.” 164.Maddesinin 1. Fıkrasında, “Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” Aynı maddenin 2. Fıkrasında da “Yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hük-molunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” Aynı maddenin 3. Fıkrası ise, “ikinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.” Düzenlemeleri mevcuttur.

Taraflar arasındaki “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” başlığı altında düzenlenen sözleşmenin avukata ödenecek ücret ile ilgili bölümünde, “Bodrum ilçesi, Tepecik mah. … ada … parsel sayılı taşınmazlar kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide verildiğinde mal sahibine isabet edecek binaların bir katının satışı yapıldığında, yani mal sahibine isabet edecek bir kat paraya çevrildiğinde bir dairenin satış bedeli, vekalet ücreti olarak ödenecektir.” ifadeleri bulunmakta olup, açılacak tapu iptal ve tescil davasına ilişkin bir avukatlık ücret sözleşmesinde, dava konusu taşınmazlar için kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılıp yapılmayacağının belli olmadığı bir dönemde, kaldı ki böyle bir sözleşmenin yapılması muhtemel olsa bile, söz konusu inşaatın yapılmasının yasal olarak mümkün olup olmadığının bilinemeyeceği bir durumda, dava konusu sözleşmede olduğu gibi, “taşınmazlar kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide verildiğinde mal sahibine isabet edecek binaların bir katının satışı yapıldığında, bir dairenin satış bedeli, vekalet ücreti olarak ödenecektir.” Şeklindeki bir ücret sözleşmesinin, az yukarda belirtilen Avukatlık Kanunu’nun “ücretin belirlenmesine” ilişkin hükümlerine aykırı ve bu nedenle de geçersiz olduğunun kabulü gerekir.

Avukatlık Kanunu’nun 164/4.maddesinde, dava konusu olayda olduğu gibi, “ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde” avukatlık ücretinin müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden mahkemece belirleneceği öngörülmüştür. Her ne kadar davacı avukat, söz konusu tapu iptal ve tescil davasını henüz acmadan 26.05.2004 tarihinde azledilmişse de aynı davanın, davalı tarafından vekaletname verilen bir başka avukat tarafından 28.09.2004 tarihinde açıldığı, 10.05.2007 tarihinde davanın reddine karar verildiği, 15.09.2008 tarihinde de verilen bu kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde davacıya ödenecek olan vekalet ücretinin, söz konusu bu davanın müddeabihinin (harçlandırılmış olan dava değerinin) %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden mahkemece takdir edilerek, tespit edilecek bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin geçerli olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ

1. Bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 990.00 TL.duruşma aukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.485.00 TL.temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın