BAM’ın istinaf kararında “düz onama” veremeyeceği…

BAM’ın istinaf kararında “düz onama” veremeyeceği… Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” bölge adliye mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır.
9. Hukuk Dairesi 2020/1042 E. , 2020/4619 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : ÇORUM 1. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi taraflar vekillerinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilin Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı … Köy Hizmetleri Müdürlüğünde işe başladığı tarihten itibaren … Sendikasına üye olduğunu, müvekkilin burada işe başladığı tarihten kadrolu işçi statüsüne geçirildiği 2001 yılına kadar geçici mevsimlik işçi olarak çalıştığını, her yıl yeni mevsimlik işçi sözleşmesi yapıldığını ve yılsonunda işten ayrıldığını, 2001 yılında aynı Müdürlükte kadrolu işçi statüsüne geçildiğini, ancak kadrolu işçi statüsüne alındığında geçici mevsimlik işçilikte geçen çalışmalarının kıdem hesabında dikkate alınmadığını, yeni işe başlamış gibi başlatıldığını ve kadrolu işçi statüsünden önceki çalışmalarının kıdemlerinin dikkate alınmadığını, 2005 yılında Köy Hizmetleri Müdürlüğünün lağvedilmesi ile tüm hak ve alacakların …’ne devredildiğini, müvekkilin daimi kadrolu işçi statüsünde tüm hak ve alacaklarıyla beraber geçirilme sırasında yapılan intibakın yanlış olduğunun tespitini, müvekkilin derece ve kademelerinin tespitini ve fark alacaklarının davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, mevsimlik çalışmalarda iş akdinin 9 aylığına yapıldığını, bu süreden sonra iş akdinin sona erdiğini, yürürlükte olan TİS hükümleri gereğince davacının intibak işlemlerinin yapıldığını ve zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) İstinaf:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı ve davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin kararına yer verilerek ve “…Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” açıklamasıyla davacı ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
G) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” bölge adliye mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır.
Somut uyuşmazlıkta, dava, hizmet sözleşmesinden ve TİS ‘den kaynaklanan intibak tespit ve alacak istemine ilişkin olup dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında dava konusu ile ilgili olarak tarafların iddia ve savunmalarına göre 1. seçenek olarak “Dosyada derece ve kademe ilerlemesini etkileyecek herhangi bir belge olmadığından ilerleme Yargıtay Kararlarına uygun olarak yapıldığında” ve “Derece ve kademe ilerlemesinin davalının beyan ettiği değerden başlatılması halinde” şeklinde seçenekli hesaplama yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda resmi idare olan davalı tarafından sunulmuş delil ve belgeler ışığında ek raporun ikinci ihtimaline göre yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur. İlk derece Mahkemesinin kararına karşı davacı ve davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin kararına yer verilerek ve “…Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” açıklamasıyla davacı ve davalının istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının içermesi gereken zorunlu unsurlardan olan “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” hususları kararda yer almadığından, bir başka ifadeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı somut olaya özgü hukuki gerekçe ihtiva etmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 359. maddesine aykırı olarak tesis edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
H) Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, bozma nedenine göre dosyanın gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın