Boşanma davasında maddi tazminatın belirlenmesi biçimi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No:2013/1416
Karar No:2014/956
K. Tarihi:26.11.2014

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Sakarya 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 24/01/2013
NUMARASI : 2012/823-2013/48

Taraflar arasındaki “boşanma ve ferîleri” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya 2. Aile Mahkemesi ‘nce davanın kabulüne dair verilen 18/10/2011 gün ve 2010/904 E. 2011/703 K. Sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 06.09.2012 gün ve 2012/3009 E. 2012/20466 K. Sayılı ilamı ile;
(…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne , ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı yararına hükmolunan maddi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükmü nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK.md.174/1) takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…) gerekçesiyle hüküm maddi tazminat yönüyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat yönünden mahkemece önceki kararda direnilmiştir

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuksal nedenine dayalı boşanma ve ferîlerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, davacıyı anne ve babası ile tanıştırmak bahanesi ile evine götürerek tecavüz ettiğini, müvekkilinin davalıdan hamile kaldığını, böylece evlendiklerini, davacıyı davalının ailesinin benimsemediğini, davalının ailesinin hakaretlerine maruz kaldığını, davalının davacıyı ve çocuğunu arayıp sormadığını, bağımsız bir ev temin etmediğini belirterek tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin davacıya verilerek çocuk için 300 TL tedbir ve iştirak, kendisi için de 300 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000 TL manevi, 20.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddine kararı verilmesini dilemiştir.
Mahkemece TMK m. 166/1 uyarınca tarafların boşanmalarına, çocuğun velayetinin davacı anneye, çocuk için aylık 100TL tedbir ve iştirak, kadın yararına ise aylık 200TL tedbir ve yoksulluk nafakası hükmedilmiş, davacı yararına 15.000TL maddi tazminat takdir edilmiş, manevi tazminat talebi ise ret edilmiştir.
Hükmün davalı koca vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece sair yönleri onanan karar, takdir edilen maddi tazminatın çok olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme hükmünü davalı koca vekili temyize getirmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları ile kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaati dikkate alındığında, TMK m. 174 uyarınca davacı kadın yararına takdir edilen 15.000 TL maddi tazminatın fazla olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Boşanmanın mali sonuçlarından olan maddî tazminat TMK m. 174/1’de düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; “mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.” Hemen belirtmek gerekir ki, TMK m. 174/1’de düzenlenen, boşanmanın mali sonuçlarından olan maddi tazminat genel tazminat esaslarından ayrılmaktadır. Eş söyleyişle bu tazminat türünün kendine özgü/özel kuralları bulunmaktadır. Düzenlemede maddi tazminatın miktarının saptanması açısından tazminat isteyenin “boşanma yüzünden mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zedelenmesinden” söz edilmiştir. Düzenlemede mevcut ya da beklenen menfaatin niteliği belirtilmediği gibi hesaplama yöntemi konusunda da bir açıklama bulunmamaktadır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, sadece “uygun” bir tazminat denilmiş, böylece maddi tazminatın miktarının takdiri uygulamaya bırakılmıştır.
Şu halde, mevcut ve beklenen menfaat ile kastedilenin ne olduğunun bilinmesi gerekir. Mevcut menfaat; evlilik birliğinin eşe sağladığı hali hazırdaki ekonomik yararlardır. Beklenen menfaat ise; evlilik birliği boşanma ile sona ermemiş olsaydı, eş söyleyişle evlilik birliği sürmüş olsaydı elde edilecek olan muhtemel ekonomik yararlardır. Bu yararlar çok çeşitlidir. Bu bağlamda şunu ifade etmek gerekir ki boşanmakla bir eş, en azından, diğer eşin desteğini kaybedecektir. Boşanan eş, kurulu bir evlilik düzeni içinde, işleyen her ekonomik yarardan yoksun kalarak yeni bir düzen kurması gerekecektir. İlişkinin niteliği itibariyle ekonomik yararlar da değişeceğinden, mevcut ve beklenen menfaatler itibariyle zararı belirlemek güç olsa da hakkaniyet eksenli olarak, hakime fikir de verecektir. Hakkaniyet eksenlidir(TMK m. 4), zira evlilik birliği ticari değil manevi bir beraberliktir. Yasa’da “uygun bir tazminat” denilmesinin nedeni de budur. Hakime tanınan bu takdir marjının kullanılması sınırsız olmayacaktır. Öğreti ve özellikle uygulamada, takdir marjı kullanılırken; boşanmaya neden olan olaylardaki kusurun ağırlığı, eşlerin sosyal ve ekonomik durumları, bakiye/ortalama yaşam ve sahip olunan çocuk sayısı gibi nedenlere bağlı olarak, evlenme şansı gibi kriterlerin göz önünde tutulması gerektiği kabul edilmektedir. Uygulamada tazminat takdirinde önemli başka bir ölçüt de, eşin evlenmeden önceki yaşam standartlarıdır. Kuşkusuz boşanan eş bu standartları kaybedecektir. İşte tazminatın takdirinde, kaybedilen bu standartların da dikkate alınması gerekecektir. Evlilik birliğinin devamı süresince eşin yaşam standartları, aslında desteği yitirilen eşin sosyal ve ekonomik durumu ile doğrudan ilgilidir. Hiç kuşkusuz eşlerin gelirinin olup olmadığı, bu cümleden olarak, eşlerin çalışıp çalışmadığı yitirilecek destek açısından nazara alınması gereken başka bir kriter olacaktır.
TMK m. 185/3 gereğince eşler birlikte yaşamak ve birbirlerine yardımcı olmak zorundadırlar. Buna tüm sosyal ihtiyaçlar dâhildir. En basit örneğiyle, sözgelimi hastalığında kocasının yardım ve ilgisine muhtaç olamaktadır. Çalışmayan eşin sağlık ve tedavi giderleri de koca tarafından sağlanmaktadır.
Eldeki olayda, davalı kadın ev hanımıdır. Evlilik birliğinin giderlerine ancak emeği ile katkıda bulunma imkanına sahiptir. 2010 doğumlu çocuğuna da bakmak zorunda olan kadının başka türlü geliri de bulunmamaktadır. Kadına atfı kabil bir kusurun varlığının kanıtlanamadığı olayda; kadının hamile kalması üzerine tarafların evlenmesinden sonra, davalının ailesinin davacıyı istememesine rağmen koca tarafından bağımsız ev temin edilmediği, davalının eşini istemediği, eşi ve çocuğu ile ilgilenmemek suretiyle birlik görevlerinin de yerine getirmediği toplanan delillerden anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu kusur oranı, tarafların belirlenen sosyal ve ekonomik durumu, kadının mevcut ve beklenen menfaatleri göz önüne alındığında kadın yararına takdir edilen maddi tazminat (TMK m. 174/1) orantılı olup, çok değildir.
Açıklanan bu nedenlerle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir
S O N U Ç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.11.2014 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.

Bir cevap yazın