Boşanma Nafaka, Kişisel İlişki

* Ortak çocuk için belirlenen tedbir nafakası yükümlülüğünün çocuğun doğumundan sonra başlayacağı

* Ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin okul ve mesai günü olan pazartesi saat 18:00’e kadar belirlenmesi, ortak çocuğun eğitimini engelleyecek nitelikte olacağı ve babanın çalışma günü olması sebebiyle kişisel ilişkinin tesisini zorlaştıracağı

2. Hukuk Dairesi 2018/2504 E. , 2019/3086 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

DAVACI-DAVALI : …

DAVALI-DAVACI : …

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

KARAR DÜZELTME İSTEYEN : …

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 22/01/2018 gün ve 2017/6982-2018/909 sayılı ilamıyla ilgili davalı-karşı davacı erkek tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

Tarafların karşılıklı boşanma davalarının İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2014/195 esasına kayden yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 18.02.2015 tarihli ve 2014/195 esas, 2015/29 sayılı kararı ile her iki davanın da reddine karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kadın tarafından reddedilen davası yönünden temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 24.03.2016 tarihli ve 2015/14497 esas, 2016/5868 karar sayılı ilamı ile davalı-karşı davacı erkeğin, ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, müşterek konutun kilidini değiştirmek suretiyle eşinin eve girmesine engel olduğu, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olduğu, belirtilerek boşanmaya (TMK m. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmadığından bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2017/94 esas sayılı dosyası üzerinden bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda, Dairemizin bozma ilamına

uyulduğu belirtilerek, boşanmaya sebep olan olayların meydana gelmesinde davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına defaten şiddet uyguladığı, evlilik birliğinin üzerine yüklemiş olduğu sorumlulukları yerine getirmediği, eşine karşı sorumsuz davranışları, fiziksel, sözlü şiddet uyguladığı ve kadına kişisel saldırıda bulunarak ruhsal dengesini bozduğu, daha ağır kusurlu olduğu hususu, davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminatın taleplerinin kabulüne dayanak olarak gösterildikten sonra gerekçeli kararın son paragrafında ise davalı-karşı davacı erkeğin ailesinin evliliğine müdahalesine sessiz kaldığı, müşterek konutun kilidini değiştirmek suretiyle davacı-karşı davalı kadının evine girmesine engel olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, bu halde taraflar arasında ortak hayatın temelinden sarsılacak şekilde ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte nitelikte bir geçimsizlik mevcut olduğu hususu yazılarak davacı-karşı davalı kadının boşanma davasının kabulüne, davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, küçük ile davalı-karşı davacı babanın her ayın 1. ve 3. hafta Pazar günü saat 09:00 ile ertesi gün 18:00 saatleri arasında, her yılın 1 Temmuz ile 1 Ağustos tarihleri arasında, dini bayramların 2. günlerinde aynı saatler arasında babanın yanında kalmak suretiyle şahsi ilişki tesisine, ortak çocuk lehine nafaka talebinin kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olacak şekilde aylık 250 TL nafakanın davalı-karşı davacı erkekten alınıp, davacı-karşı davalı kadına verilmesine, hüküm kesinleştikten sonra nafakanın iştirak nafakası olarak devamına, davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 22.01.2018 tarihli, 2017/6982 esas ve 2018/909 karar sayılı ilamı ile dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

1-İlk derece mahkemesince uyulmasına karar verilen Dairemizin 24.03.2016 tarihli ve 2015/14497 esas, 2016/5868 karar sayılı ilamı ile davalı-karşı davacı erkeğe ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalma ve müşterek konutun kilidini değiştirmek suretiyle eşinin eve girmesine engel olma kusurları yüklenilerek kadının boşanma davasının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş ve ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Buna göre evlilik birliğinin temelinden sarılmasında davalı-karşı davacı erkeğe bozma ilamı kapsamında yüklenen kusurlar kesinleşmiş olup, bozma ilamına uyulduktan sonra ilk derece mahkemesince yapılacak iş kesinleşmiş kusur durumuna göre hüküm vermekten ibaret iken davalı-karşı davacı erkeğe bozma ilamında yer almayan davacı-karşı davalı kadına şiddet uygulama, evlilik birliğinin üzerine yüklemiş olduğu sorumlulukları yerine getirmeme, eşine karşı sorumsuz davranma, fiziksel ve sözlü şiddet uygulama ile kadına kişisel saldırıda bulunarak ruhsal dengesini bozma şeklinde kusurların yüklenilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

2-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, boşanmaya sebep olan olayların tazminat talep eden tarafın kişilik haklarını zedelemiş olması zorunludur (TMK m. 174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez.

Dairemizin 24.03.2016 tarihli, 2015/14497 esas ve 2016/5868 karar sayılı ilamı ile davalı-karşı davacı erkeğe yüklenen ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalma ve müşterek konutun kilidini değiştirmek suretiyle eşinin eve girmesine engel olma kusurları kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Bu husus nazara alınmadan davacı- karşı davalı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.

3-Velayeti davacı-karşı davalı kadına bırakılan tarafların ortak çocuğu 13.12.2014 doğumlu … ile davalı-karşı davacı baba arasında her ayın 1. ve 3. hafta Pazar günü saat 09:00 ile ertesi gün 18:00 saatleri arasında, her yılın 1 Temmuz ile 1 Ağustos tarihleri arasında, dini bayramların 2. günlerinde aynı saatler arasında davalı-karşı davacı babanın yanında kalmak suretiyle şahsi ilişki tesisine karar verilmiştir. Ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkinin okul ve mesai günü olan pazartesi sap 18:00’e kadar belirlenmesi, ortak çocuğun eğitimini engelleyecek nitelikte olacağı ve davalı-karşı davacı babanın çalışma günü olması sebebiyle kişisel ilişkinin tesisini zorlaştıracağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi çocuğun menfaatine uygun bulunmamıştır.

4-Dava, 12.08.2014 tarihinde açılmış, tarafların ortak çocuğu … ise dava açıldıktan sonra 13.12.2014 tarihinde doğmuştur. Ortak çocuk için belirlenen tedbir nafakası yükümlülüğünün çocuğun doğumundan sonra başlayacağı gözetilmeden yazılı şekilde ortak çocuk için dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

5-İlk derece mahkemesinin 18.02.2015 tarihli, 2014/195 esas ve 2015/29 karar sayılı kararı ile her iki davanın da reddine karar verilmiş, davacı-karşı davalı kadın tarafından münhasıran reddedilen kendi davası yönünden temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Böylelikle davalı-karşı davacı erkek tarafından açılan boşanma davası temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Bu husus nazara alınmadan erkeğin reddedilen kesinleşen boşanma davası hakkında yeniden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda 1., 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle davalı-karşı davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddeleri gereğince KABULÜNE, 22.01.2018 tarihli, 2017/6982 esas ve 2018/909 karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 20.03.2019 (Çrş.)

Bir cevap yazın