Boşanmada Tarafların Eşit Kusurlu Olması

Yargıtay 2. HD.,

2019/7420 E.,

2019/11520 K.

MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan tazminat ve nafakalar ile ziynet alacağı yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise; velayet ve reddedilen tedbir ve iştirak nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşini istemeyerek evden kovduğu, davalı-davacı kadının ise; ortak çocuklar ile ilgilenmediği, çocuğuna karşı birden fazla kez fiziksel şiddet ve odaya kilitleme şeklinde kötü muamele de bulunduğu, ayrıca eşine hakaretinin de olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen kusurları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde şartları oluşmamıştır. O halde davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, yukarıda 1. bette gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Nergiz’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve eksik yatırılan 97.20 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden Nergiz’e yükletilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Erol’a geri verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

BOŞANMA, BAKİRELİK RAPORU ALDIRILMAYA ZORLANMAYACAĞI, BUDA KUSUR OLARAK GÖRÜLMEZ

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2016/25442
KARAR NO:2017/1804
KARAR TARİHİ:22.02.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının reddi ile davacı lehine verilen manevi
tazminata yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Mahkemece; davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı erkeğin, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, babasının eşini evden kovmasına ve evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı, davalı kadının da; babasının zoruyla evlendiğini davacıyı sevmediğini ve istemediğini söylediği, evlilik birliğinin devamı için yapılan görüşmeler sırasında eşinin ailesine “defolun gidin” dediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, evliliğin fiilen dört gün devam ettiği ve cinsel birleşmenin gerçekleşmesi için eşlerden beklenen makul sürenin geçmediği, davacı erkeğin eşine bu konuda makul süre tanımadığı, erkeğin dava dilekçesinde kadının bakire olmadığı vakıasına dayanmadığı gibi, kadının bakirelik
konusunda rapor almaya zorlanamayacağı ve bu yöne ilişkin itirazının kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu haliyle boşanmaya sebep olan vakıalarda erkek ağır kusurlu olup, ağır kusurlu erkek yararına manevi tazminata (TMK m.174/2)
hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2-Yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeplerle boşanmaya neden olan olayların davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet
kuralları dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun bir miktar manevi tazminata (TMK m.174/2) hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.175) Mahkemece yaptırılan sosyal ve ekonomik
durum araştırmasında kadının ev hanımı olduğu, sabit ve düzenli bir gelirinin olmadığı belirlenmiştir. Şartları oluştuğu halde mahkemece kadının daha fazla kusurlu olduğundan bahisle bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak (TMK m.175) kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi usul ve kanuna aykırı bulunmuş olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (1.), (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22.02.2017

Boşanma davası süresince ortak konuta dönmeme halinde terkin varlığından söz edilemez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
2018/2221 E.
2018/5625 K.
Özet: Boşanma davası süresince ortak konuta dönmeme halinde terkin varlığından söz edilemez.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından; boşanma davasının kabulü ve nafakanın kaldırılması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dava, terk hukuki sebebine dayanan boşanma davasına ilişkindir. Davacı erkeğin daha önce açtığı Türk Medeni Kanunu 166/1. maddesi hukuki sebebine dayalı boşanma davası henüz kesinleşmeden, davalı eşe 31.12.2014 tarihinde tebliğ edilen 16.10.2014 tarihli noter ihtarına dayanılarak 18.09.2015 tarihinde terk sebebiyle boşanma davası açılmış ve dava kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Daha önce açılan boşanma davası, ihtar tarihinden sonra, 22.10.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Aleyhinde boşanma davası devam eden eş, dava süresince ayrı yaşamakta ve eve dönmemekte haklıdır. Bu süre zarfında Türk Medeni Kanununun 164’ncü maddesi kapsamında bir terkin varlığından ve haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemekten bahsedilemez. Bu yasal düzenlemeye göre terkin koşulları bulunmamaktadır. O halde isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

2-Davacı erkeğin, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2013/164 esas ve 2014/551 karar sayılı kararı ile kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması talebi bulunmamaktadır.Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına karar veremez (HMK m. 26/2). Durum böyleyken, mahkemece davalı kadın lehine takdir edilen tedbir nafakasının tam kusurlu olduğundan bahisle kaldırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.04.2018

Boşanma-Usul Dava; zina, olmazsa haysiyetsiz hayat sürme, bu da kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma talebi

2. Hukuk Dairesi 2016/10328 E. , 2018/2053 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, (TMK m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) belirtilen özel boşanma sebepleri ile bu kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166/1) sebebiyle boşanma talebine ilişkindir. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme fiilleri özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK m. 166/1) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Davacı öncelikle özel boşanma sebeplerine dayanarak boşanma davası açmış olduğundan, öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi halinde, deliller genel boşanma sebebi (TMK m. 166/1-2) çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Toplanan deliller öncelikle özel boşanma sebepleri bakımından değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.02.2018 (Per.)

2. Hukuk Dairesi 2016/9500 E. , 2018/593 K.

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasanın 141/3. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3. bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel Mahkeme kararında, “evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların ayrı yaşadıkları, bundan sonra bir araya gelerek evlilik birliğini yürütemeyeceği evlilik birliğinin fiilen bittiği ayrıca kurulan evlilik birliğinin bundan son taraflara ve topluma bir fayda sağlamayacağı tüm dosya kapsamı ve alınan tanık beyanlarıyla da sabit olmakla” denilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı-karşı davalı kadının evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı (TMK m.166/1) ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayalı (TMK m.162) boşanma davaları ile bağımsız tedbir nafakası davası (TMK m.197) olup, davalı-karşı davacı erkeğin ise terk hukuki sebebine dayalı boşanma davası (TMK m.164) varken; gerekçede TMK 166/1-2. maddesine dayalı tek boşanma davasından bahsedilmiş, hangi davanın hangi gerekçe ile kabul veya reddedildiği belirtilmediği gibi,boşanma davasının kabulüne dayanak “vakıalar” ve taraflara yüklenen kusurlar ayrı ayrı gerekçede gösterilmemiştir. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Bu nedenle, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması da usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 16.01.2018(Salı)

 

2. Hukuk Dairesi 2017/1472 E. , 2017/14931 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tedbir nafakaları ve tazminatlar yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi, davanın hukuki sebebi, reddedilen yoksulluk nafakası talebi, tedbir nafakaları ve tazminatların miktarı ile reddedilen aile konutu şerhi talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların tedbir nafakalarına yönelik temyiz itirazları ile davalı-karşı davacı kadının aile konutu şerhi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-karşı davacı kadın “karşı boşanma” davasında birden çok hukuki sebebe dayanarak öncelikle Türk Medeni Kanunu m.161 (zina hukuksal sebebine dayalı) olmadığı takdirde, Türk Medeni Kanunu m. 166/1 (evlilik birliğinin temelden sarsılması hukuki sebebine dayalı) boşanma isteminde bulunmuştur. Öncelikle özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasında, özel boşanma sebebi değerlendirilmeden, genel boşanma sebebine (TMK m. 166/1) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup (HMK m.26), davacının öncelikli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, ikincil talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Mahkemece deliller Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiş, Türk Medeni Kanununun 161. maddede yer alan sebep yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından davacı-karşı davalı erkeğin halen Türkmenistanlı bir kadınla birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. O halde erkeğin dava tarihi itibariyle zinası ispatlanmış olup kadının karşı davasının Türk Medeni Kanunu m. 161 uyarınca zina nedeniyle kabulüne karar verilecek yerde yazılı şekilde Türk Medeni Kanunu m.166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.12.2017(Salı)

 

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/1592
K. 2014/17457
T. 16.9.2014
4721/m.161,166/1
DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma” ve davalı tarafından açılan “karşı boşanma” davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm, davacı-karşı davalı ( koca ) tarafından; karşı boşanma davası, ağır kusurlu kabul edilmesine dair gerekçesi, karşı davacı ( kadın ) yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden, davalı-karşı davacı ( kadın ) tarafından ise; kendi davasındaki boşanma kararının gerekçesi, lehine hükmedilen tazminatların miktarı, velayetine bırakılan çocuk için tayin edilen iştirak nafakası miktarı ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.9.2014 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı Y. vekili ve karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı I. ile vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle, davacı-karşı davalı ( koca ), boşanma talebini; eşinin, iş ortağı erkekle ilişkisi olduğunu ileri sürerek, “haysiyetsiz hayat sürme” ve “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” hukuki sebeplerine dayandırmış olması karşısında, davalı-karşı davacı ( kadın )’ın gerçekleşen eyleminin Türk Medeni Kanununun 163. maddesinde yer alan “haysiyetsiz hayat sürme” niteliğinde olmayıp, aynı Kanunun 166/1. maddesi gereğince boşanma sebebi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kocanın; gerçekleşen ve mahkemece de sabit görülen eylemleri nazara alındığında, evlilik birliğinin ortak hayatın devamına imkan bırakmayacak derecede temelinden sarsılmasında, baskın ve ağırlıklı kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı ( koca )’nın, kadının karşı boşanma davasının reddi gerektiği yönündeki temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, kadın lehine maddi ve manevi tazminat takdir edilirken, kadının açıklanan müterafik ( birlikte ) kusuru ve tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarının mahkemece dikkate alınmış olması karşısında, kocanın bu yönlere dair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2- ) Karşı davacı ( kadın )’ın temyiz itirazlarına gelince:
Karşı boşanma davası, Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan “zina”, 162., maddesinde yer alan “onur kırıcı davranış”, 163. maddesinde düzenlenen “haysiyetsiz hayat sürme” ve 166/1. maddesinde yer alan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebeplerine dayanmaktadır. Zina ( TMK. m. 161 ), eşlerden birinin diğerinin hayatına kast etmesi veya pek kötü davranması ya da ağır derece onur kırıcı davranışta bulunulması ( TMK. m. 162 ) ve Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde düzenlenen terk, yasal koşullar gerçekleştiğinde başkaca hiçbir şey aranmaksızın mutlak olarak boşanmayı sağladığı için özel boşanma sebepleridir. Bu olaylar özel boşanma sebebi kabul edilmekle, evlilik birliğini derin ve onarılamaz bir şekilde sarstığı yasa koyucu tarafından baştan karine olarak kabul edilmiştir. Bu karine dolayısıyladır ki, ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığı araştırılmamakta, olayların ispatlanması halinde ( af veya dava hakkı düşmedikçe ) boşanmaya karar verilmektedir. Bunlardan terk dışındaki 161 ve 162. maddede yer alan ilk ikisi, aynı zamanda Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde düzenlenen genel boşanma sebebini de oluşturur. Başka bir ifade ile zina, hayata kast, pek kötü davranma veya ağır derecede onur kırıcı davranışla karşılaşan eş, dilerse bu özel sebeplerden birine ya da bir kaçına, dilerse genel boşanma sebebine dayanarak boşanma davası açabileceği gibi, özel ve genel nitelikte sebeplerinden ikisine birlikte dayanak da boşanma talep edebilir. Bu son halde, kanundaki özel boşanma sebebi ispatlanmış ise, af veya dava hakkının düşmesi gibi bir durum da söz konusu değilse, özel sebebe dayanılarak boşanma kararı verilmek gerekir. Davacı-karşı davalı ( koca )’nın; birden fazla kadınla cinsel ilişkide bulunduğu, bu kadınlarla yatlarda ve barlarda sık sık birlikte olduğu; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Mahkemece de bu hususlar sabit kabul edilmiştir. Gerçekleşen bu eylemler “zina” niteliğindedir. Öyleyse, karşı boşanma davasının, kocanın sübut bulan zinası sebebiyle ( TMK. m. 161 ) kabulü gerekirken, karşı davada da, sadece Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanma kararı verilmesi doğru olmamıştır. Kadının davasıyla ilgili verilen hükmün bu sebeple bozulması gerekiyor ise de, gösterilen gerekçe doğru olmasa bile verilen boşanma kararı sonucu bakımından usul ve yasaya uygun olduğuna göre, karşı davanın kabul gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle hükmün onanması usulen imkan dahilinde olduğundan ( HUMK m. 438/ son ) bozma yapılmamış, davalı-karşı davacı ( kadın )’ın bu yöne dair bozma istemi açıklanan sebeple yerinde görülmemiş, diğer yönlere dair temyiz itirazları da yersiz olup, sonucu bakımından usul ve yasaya uygun olan hükmün, kadının davası bakımından boşanma sebebi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı-karşı davalı ( koca )’nın temyiz itirazlarının yukarda ( 1. ) bentte gösterilen sebeple, davalı-karşı davacı ( kadın )’ın temyiz itirazlarının ise yukarda ( 2. ) bentte gösterilen sebeple reddi ile temyiz edilen hükmün, karşı boşanma davasında mahkemece kabul edilen boşanma sebebinin “zina” ( TMK. m. 161 ) olarak değiştirilmesi suretiyle sonucu bakımından usul ve yasaya uygun olduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/ son maddesi gereğince ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.100.00 TL. vekalet ücretinin Y.’dan alınıp I.’ya verilmesine, onama harcının temyiz eden Y.’a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının I.’ya iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/25793
K. 2014/9349
T. 21.4.2014
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava; zina, olmazsa haysiyetsiz hayat sürme, bu da kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma talebine ilişkindir. Zina ve haysiyetsiz hayat sürme fiilleri özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK md. 166/1) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Davacı öncelikle zina sebebine dayanarak boşanma davası açmış olduğundan, doğuracakları hukuki sonuçların farklı olduğu da gözetilerek, öncelikle zina boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller genel boşanma sebebi (TMK md. 166/1-2) çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Toplanan deliller öncelikle özel boşanma sebepleri bakımından değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle 21.04.2014 tarihinde karar verildi.

 

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/8440
K. 2010/12941
T. 29.6.2010
• GENEL BOŞANMA NEDENİ ( Özel Boşanma Sebeplerinin Gerçekleşmemesi veya Özel Sebebe Dayalı Dava Hakkının Düşmüş Olması Halinde Deliller Genel Boşanma Sebebi Çerçevesinde Değerlendirilerek Karar Verilmesi Gerektiği )
• ÖZEL BOŞANMA NEDENİ ( Gerçekleşmemesi veya Özel Sebebe Dayalı Dava Hakkının Düşmüş Olması Halinde Deliller Genel Boşanma Sebebi Çerçevesinde Değerlendirilerek Karar Verilmesi Gerektiği )
• BOŞANMA NEDENLERİ ( Hem Özel Hem de Genel Sebebe Dayanılarak Boşanma Davası Açılmış İse Doğuracakları Hukuki Sonuçlar Farklı Olacağından Öncelikle Özel Boşanma Sebeplerinin Bulunup Bulunmadığının Belirlenmesi Gerektiği )
4721/m.161, 162/1, 163, 166/1
ÖZET : Hem özel hem de genel sebebe dayanılarak boşanma davası açılmış ise, doğuracakları hukuki sonuçlar farklı olacağından öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak, özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller, genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizenmürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Davalı, mütekabil boşanma davası açmış, mütekabil boşanma davasında; zina, olmazsa hayata kast, bu da olmazsa pek kötü davranış, bunun da kabul edilmemesi halinde haysiyetsiz hayat sürme, bu da kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Zina, hayata kast, pek kötü muamele ve haysiyetsiz hayat sürme özel boşanma sebebi yanında genel boşanma ( TMK m. 166/1 ) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş, dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Hem özel hem de genel sebebe dayanılarak boşanma davası açılmış ise, doğuracakları hukuki sonuçlar farklı olacağından öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak, özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller, genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Toplanan delillerin öncelikle özel boşanma sebepleri bakımından değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), bozma sebebine göre davalı-mütekabil davacının sair temyiz itirazları ile davacı-karşılık davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Boşanmada İsticvap Olmaz

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/21165
K. 2015/9882
T. 12.5.2015
* 4721/m. 169, 184, 185, 186, 215, 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267,
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 12.05.2015 günü temyiz eden davalı G. vekili geldi. Karşı taraf davacı Y. gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-) Mahkemece davalı kadına duruşmaya gelip, sorulan sorulara cevap vermediği takdirde başka bir erkekle olan ilişkisini kabul edeceği belirtilerek isticvap davetiyesi çıkarılmış, davalı kadının davetiye tebliğine rağmen gelmemesi sebebiyle bu ilişkinin varlığı kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Boşanma davalarında tarafların ikrarı hakimi bağlamaz (TMK. m. 184/3). Açıklanan sebeple bu şekilde isticvap davetiyesi çıkarılması da usul hükümlerine göre doğru değildir. Dosyada davacı erkeğin davalı kadına terk ihtarı gönderdikten sonra, davalı kadından kaynaklanan boşanmayı gerektirir bir kusurlu davranışın varlığı da ispatlanmamıştır. O halde davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2-) Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK madde 186/1), geçimine (TMK madde 185/3), malların yönetimine (TMK madde 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK madde 185/2) dair geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır (TMK madde 169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 1.100.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 12.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BOŞANMA DAVASINDAN SONRA AYRI OLARAK TALEP EDİLEN TAZMİNAT VE NAFAKA

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2016/5078
KARAR NO:2017/5338
KARAR TARİHİ:04.05.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yoksulluk Nafakası-Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava evliliğin boşanma ile sona ermesinden sonra açılmış bulunan maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) taleplerine ilişkindir. Boşanma davası içerisinde harca tabi olmadan istenebilecek tazminat ve yoksulluk nafaka talepleri, boşanma davasından bağımsız olarak talep edilmesi halinde dava değeri üzerinden nispi harca tabidir. Davacı kadının bu davasından başvurma harcı ve maktu peşin harcı alınmıştır. Nafaka ve tazminatların boşanmadan bağımsız bir dava ile talep edilmeleri halinde dava değeri tazminatların miktarı ile nafakaların yıllık tutarının toplamı olacağından, davacı kadına talep ettiği nafakanın yıllık tutarı ile maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden peşin nispi harcı tamamlaması için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m.30-32) harç tamamlandığı takdirde işin esasına girilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04.05.2017

anlaşmalı boşanma talebiyle açılan davanın çekişmeli boşanmaya dönmesi halinde yargılama aşamaları ve usulü

1.) Taraflar boşanmanın mali sonuçları hususunda mutabık kalamadıklarına göre dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkmış, kendiliğinden çekişmeli boşanmaya dönüşmüştür (TMK m. 166/1-2).
2.) Dilekçeler aşaması tamamlanmadan yapılan ön inceleme duruşmasında taraflara delillerini bildirmek üzere verilen kesin süre hukuki değerden yoksundur.

  1. Hukuk Dairesi 2019/4548 E. , 2019/7998 K.
    “İçtihat Metni”
    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına, davalı kadın lehine 200 Türk lirası tedbir, 200 Türk lirası yoksulluk nafakasına, tarafların tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş, tarafların istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarihli ve 2017/424 esas, 2017/428 sayılı kararı ile davalı kadının süresinde cevap dilekçesi ibraz etmediği ve tanıklarını bildirmediği, bu nedenle davalı tanıklarının dinlenemeyeceği ve hükme esas alınamayacağı, davacı tanıklarının beyanları kapsamında davalı kadının tamamen kusurlu olduğu belirtilerek, davalı kadının kusur tespiti, nafaka miktarı ve hüküm kurulmayan tazminat taleplerine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı erkeğin kusur tespiti, hüküm kurulmayan tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurularının esastan kabulü ile, 3.000 TL maddi tazminatın davalı kadından alınarak davacı erkeğe verilmesine, koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddine ve davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı erkek 06/07/2015 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine dayalı olarak anlaşmalı boşanma talebiyle dava açmıştır. Davalı kadın 27/11/2015 tarihinde verdiği dilekçe ile aylık 500 Türk lirası nafaka talebinde bulunmuş, bilahere yapılan 03.12.2015 tarihli duruşmada davacı erkek davalı kadının yoksulluk nafakası istemini kabul etmediğini beyan etmiştir. Taraflar boşanmanın mali sonuçları hususunda mutabık kalamadıklarına göre dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkmış, kendiliğinden çekişmeli boşanmaya dönüşmüştür (TMK m. 166/1-2). Bu durumda mahkemece, taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyanları ile iddia ve savunmalarının dayanağı olarak ileri sürdükleri her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip, ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanmak suretiyle gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince usule aykırı olarak dilekçeler aşaması tamamlanmaksızın, ön inceleme duruşması yapılarak taraflara delillerini bildirmek üzere kesin süre verilmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmadan yapılan ön inceleme duruşmasında taraflara delillerini bildirmek üzere verilen kesin süre hukuki değerden yoksundur. Ne var ki davacı erkek tarafından 17/12/2015 tarihinde verilen dilekçe ile evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2 maddeleri uyarınca boşanma talep edilmiş, mezkur dilekçe ile davacı taraf evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasına esas vakıaların, delillerini ve talep sonucunu bildirmiştir. Davacı erkeğin 17/12/2015 tarihli dava dilekçesi davalı kadına 23.03.2016 tarihli celsede elden tebliğ edilmiş, davalı kadın tarafından 03.03.2016 tarihinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 136. maddesinde davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceği, 137. maddesinde, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda davalı kadının cevap dilekçesi davacı erkeğe tebliğ edilmeden ve dilekçeler aşaması tamamlanmadan yargılamaya tahkikat aşaması üzerinden devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş, davalı kadının cevap dilekçesinin davacı erkeğe usulünce tebliği ile davacı erkeğe cevaba cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140), taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 03.07.2019 (Çrş.)

BOŞANMA VEYA EVLİLİĞİN İPTALİ KARARLARI-KARARDA YER ALMASI GEREKEN ZORUNLU BİLGİLER

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/11624
KARAR NO. 2017/852
KARAR TARİHİ. 25.1.2017

5490/m.27
6100/m.297/1-b

ÖZET : Boşanma veya evliliğin iptaline dair kararlarda; tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur. Mahkemece; hükümde tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fakat taraflara ait hiçbir kimlik bilgisine yer verilmemiş, ad, soyad ile doğum tarihi ve yeri, baba ve ana adları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları yazılmamıştır. Bu hususlar gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.

DAVA : Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 18.02.2016 gün ve 12746-2918 Sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü:

KARAR : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 Sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 Sayılı Kanun’un kanun yollarına dair hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

Boşanma veya evliliğin iptaline dair kararlarda; tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve na adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileri ile evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine yer verilmesi zorunludur (5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27. HMK m.297/1-b). Mahkemece; hükümde tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fakat taraflara ait hiçbir kimlik bilgisine yer verilmemiş, ad, soyad ile doğum tarihi ve yeri, baba ve ana adları, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları yazılmamıştır. Bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalının karar düzeltme isteğinin kabulüne Dairemizin 18.02.2016 tarih 2015/12746 esas 2016/2918 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan sebeple bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 18.02.2016 tarih 2015/12746 esas 2016/2918 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde karar düzeltme harcının yatırana iadesine, 25.01.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

BORÇLANIP, EŞİNİ ALACAKLILARLA MUHATAP ETMEK BOŞANMA SEBEBİDİR

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2007/9091
KARAR NO:2007/12128
KARAR TARİHİ:18.09.200
MAHKEMESİ :Kemalpaşa 2. A.H. (Aile) Mahkemesi
TARİHİ : 10.07.2006
NUMARASI :123-244

Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Boşanmaya sebep olan olaylarda evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmeyen, çevreye borçlanıp borçlarını ödemeyerek eşini alacaklılarla karşı karşıya bırakan davacı-davalı koca eşit kusurludur.

Davalı-davacı kadının da boşanma davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18.09.2007

TEDBİR NAFAKASI-DAVA DİLEKÇESİ DAVALIYA TEBLİĞ EDİLMEDEN ÖN İNCELEME DURUŞMASI YAPILMASI-HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/696
KARAR NO: 2017/976
KARAR TARİHİ: 2.10.2017

4721/m.197
6100/m.33,279,317

HGK, E.2013/802, K.2013/347, T. 13/03/2013 sayılı kararı

ÖZET : Dava; tedbir nafakası talebine ilişkindir. Davanın basit yargılama usulüne tabii olması sebebiyle 6100 S.K. 317.maddesi gereğince, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğinin sağlanması, iki haftalık cevap ve delilerini bildirme süresi geçtikten sonra ön inceleme duruşması yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre; davalıya sadece tensip zaptının tebliğ edildiği, tebligat tarihinin 30/01/2017 olduğu, ön inceleme duruşmasının ise 11/01/2017 tarihinde dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden yapıldığı görülmüştür. Bu şekilde davalıya savunma ve ispat hakkı tanınmamış olup, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir. Kabule göre de delil olarak bildirilen dosyanın getirtilerek tetkik edilmeden eksik inceleme ile yargılama yapılarak karar verildiği görülmüştür.

DAVA

Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile boşanmadığını, davalı eşinin kendisine ve çocuklarına bakmadığını, eve gelmediğini, kendilerinin infak ve iaşesini temin etmediğinden kendisi için aylık 1.000 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 500 er TL iştirak nafakası olmak üzere toplam 2.000 TL tedbir nafakasının davalıdan alınmasına TEFE ve TÜFE oranlarında arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının, davaya cevap vermediği ancak duruşmadaki beyanında özetle; her ay ortalama 1.000 TL ödeme yaptığını, aylık gelirinin 1.400 TL olduğunu, tanıklarını bildirmek için süre talep ettiğini beyan etmiştir.

Kayseri 5.Aile Mahkemesinin 08/03/2017 tarih 2016/1115 Esas 2017/219 Karar sayılı kararının incelenmesinde; “davacı kadının, herhangi bir yerden gelirinin bulunmadığı, eşinden ayrı yaşadığı ve davalının evi terk ederek evden ayrıldığı, davalının ayrı yaşamakta haklı olmadığı, davalının maddi desteğine ihtiyaç duyduğu, müşterek çocukların davacı annenin yanında olduğu davalının küçüğün ihtiyaçlarına destek olmak zorunda olduğu” gerekçesiyle, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile davacı için aylık 500 TL, müşterek çocukların her biri için ayrı ayrı aylık 275 er TL tedbir nafakasına hükmedildiği, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görülmüştür.

Davalı süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kendisinin eşi ve çocukları için ancak 200 er TL nafaka ödeme gücünün bulunduğunu, hükmedilen nafakaların çok yüksek olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

KARAR : Dava; Türk Medeni Kanunun 197.maddesine dayalı tedbir nafakası talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davalı tarafından kararın tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davanın basit yargılama usulüne tabii olması sebebiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 317.maddesi gereğince, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğinin sağlanması, iki haftalık cevap ve delilerini bildirme süresi geçtikten sonra ön inceleme duruşması yapılması gerekmektedir. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK madde 33). Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13/03/2013, 2013/802 Esas 2013/347 Karar).

Dosya kapsamına göre; davalıya sadece tensip zaptının tebliğ edildiği, tebligat tarihinin 30/01/2017 olduğu, ön inceleme duruşmasının ise 11/01/2017 tarihinde dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden yapıldığı görülmüştür. Bu şekilde davalıya savunma ve ispat hakkı tanınmamış olup, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir. (HMK m.279. Kabule göre de delil olarak bildirilen Kayseri 4.Aile Mahkemesinin 2016/802 esas sayılı dosyası getirtilerek tetkik edilmeden eksik inceleme ile yargılama yapılarak karar verildiği görülmüştür.

Sonuç itibariyle; davalının esasa ilişkin istinaf itirazları değerlendirilmeksizin istinaf talebinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince yargılama usul eksikliği yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun yargılama yapılarak sonucu hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalının diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, istinaf talebinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince yargılama usul eksikliği yönünden KABULÜ ile, Kayseri 5.Aile Mahkemesinin 08/03/2017 tarih 2016/1115 Esas 2017/219 Karar, sayılı KARARININ BÜTÜNÜYLE KALDIRILMASINA,

2-Yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun yargılama yapılarak sonucu hakkında yeniden bir karar verilmek üzere DOSYANIN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı adli yardımdan yararlandığından istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

4-HMK.nun 27.maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair; HMK.nun 353/1-a maddesi gereğince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kesin olarak oy birliği ile karar verilmiştir. 02.10.2017