ÇAPLI TAŞINMAZA EL ATMANIN ÖNLENMESİ ECRİ MİSİL

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2014/21943
KARAR NO:2017/3342
KARAR TARİHİ:08.06.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar … ve … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Davacılar, davalılardan … ile ortak miras bırakanlarına ait olan dava konusu 75 ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki dükkanlardan birinin davalı …’nin kızı olan diğer davalı … tarafından aralarında herhangi bir sözleşme bulunmamasına rağmen eczane olarak kullanıldığını, miras paylarına karşılık ödeme yapılmadığını ileri sürerek davalı …’in taşınmaza elatmasının önlenmesine, 73.500.00.-TL kullanım bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı …, taşınmaz daha önce üçüncü kişi … tarafından kiralanmak suretiyle eczane olarak işletilirken, ölümüyle 09.03.1981 tarihinde mirasçısı …’den eczane devir senedi ile işletmesini aldığını ve o tarihten 12.07.2007 tarih ve 2986 yevmiye nolu ihtar tarihine kadar fasılasız ve nizasız vaziyette eczane olarak taşınmazı kullandığını savunmuştur. Davalı …, 1/2 pay sahibi olduğunu dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların tasarrufunda olan dükkanların da bulunduğunu, bunlara yönelik takas defi ileri sürdüğünü belirterek görev itirazında bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.

Taraflar arasında kiracılık ilişkisinin varlığı kabul edilerek, davaya bakmakta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece, ” Davalı …’in eczane olarak devir olunduktan sonra uzunca bir süre kullanımına karşı çıkılmamış olmasının, B.K. nun 299. ve müteakip maddelerinde öngörülen süresiz ariyet akti olarak değerlendirilmesi gerekir. Anılan kullanmaya ses çıkartılmamış olması sebebiyle zımnen yapıldığı kabul edilen ariyet akdinin süresiz olması karşısında Borçlar Kanununun 304. maddesi hükmü uyarınca ihtarname ile akte son verildiği kabul edilmelidir. Öyleyse, yukarıda değinilen ilkeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, davalı … ile yapılmış ve mülkiyet sahiplerini bağlayıcı kira aktinin varlığından söz etmek mümkün değildir. Buna göre, mahkemece kira ilişkisinin varlığı kabul edilerek görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de, mahkemece kiracılık ilişkisi benimsendiğine göre bu benimseme karşısında davalının fuzuli şagil olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmiş olması da isabetsizdir. Hal böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilerek işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazın kayden davalılardan … ve davacıların miras bırakanı …’nin babası olan …’e ait olduğu, ölümüyle adı geçen tarafların taşınmazda elbirliği ile malik durumuna geldikleri, diğer davalı …’in davalı …’nin kızı olduğu ve annesi sağ olduğu için taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak taşınmaz üzerinde bulunan binadaki çekişme konusu yeri eczane olarak kullandığı, davacılar tarafından davalılara, elatmaya son verilmesi ve ecrimisil bedelinin yasal faiziyle ödenmesi için … 1. Noterliğince düzenlenen 12.07.2007 tarihli, 3986 yevmiye numaralı ihtarnamenin çekildiği, ihtarnamenin davalı …’e 16.07.2007; davalı …’ye ise 18.07.2007 tarihinde usulünce tebliğ edildiği, davanın 06.05.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, daha önceki bozma kararında da belirtildiği üzere, taşınmaz eczane olarak devir olunduktan sonra Davalı …’in uzunca bir süre kullanımına karşı çıkılmamış olmasının, B.K. nun 299. ve müteakip maddelerinde öngörülen süresiz ariyet akti olarak değerlendirilmesi gerektiği, anılan kullanmaya ses çıkartılmamış olması sebebiyle zımnen yapıldığı kabul edilen ariyet akdinin süresiz olması karşısında Borçlar Kanununun 304. maddesi hükmü uyarınca ihtarname ile akte son verildiği kabul edilmelidir. O halde, elatmanın önlenmesi isteminin kabulü ile, ecrimisil isteği yönünden, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren, davanın açıldığı tarihe kadarki dönem için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacılar … ve … vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.06.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

TAPU PLANLARI İLE ARZ ÜZERİNDEKİ İŞARETLER BİR BİRİNİ TUTMAZSA, ASLOLAN PLANDAKİ SINIRDIR

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2014/22275
KARAR NO.2017/3074
KARAR TARİHİ.01.06.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu,açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR

Dava,çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Davacı, kayden maliki olduğu 1162 parsel sayılı taşınmazın 10 dönümlük kısmına, komşu 1164 parsel malikleri olan davalılar tarafından ekip biçmek suretiyle haksız yere elatıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile 5 yıllık dönem için toplam 20.000,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.

Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, elatma olgusunun keşfen sabit olduğu gerekçesi ile elatmanın önlenmesine, elatmanın zeminde meydana gelen kaymadan kaynaklandığı, davalıların kötüniyetli olmadıkları gerekçesiyle ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK’nın 120. (1086 sayılı HUMK’un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Ne var ki, dava dilekçesinde sadece ecrimisil değerinin (20.000,00TL) gösterildiği, elatmanın önlenmesi isteği bakımından bir değer gösterilmediği, yargılama sırasında da çekişme konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin belirlenmediği ve elatma isteği yönünden harç ikmali yapılmadan sonuca gidildiği görülmektedir.

Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, ondan sonra işin esası bakımından bir hüküm kurulması gerekirken, anılan
husus göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir. Öte yandan, TMK’nın 719.maddesinde düzenlendiği üzere; taşınmaz sınırları tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleri ile belirlenir. Tapu planları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa aslolan plandaki sınırdır.

Somut olayda, mahkemece aynı bilirkişi ile iki uygulama yapılarak toplam üç bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi tarafından, bu raporlarda saptanan farklılıkların yer göstermeye bağlı olduğu belirtilmiştir.

Hal böyle olunca, yerinde 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi heyeti vasıtasıyla yeniden inceleme yapılarak, taraflarca kullanıldığı iddia edilen yerler gösterildikten sonra T.M.K’nın 719. maddesi gereğince mülkiyetin belirlenmesinde planın esas olduğu gözetilerek, elektronik aletle ölçüm yapılıp elatmanın olup olmadığının tespiti, var ise tecavüz edilen alanın miktarının saptanması ve haksız kullanım tazminatına karar verilmesi, elatma yok ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birisine itibar edilerek, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Taraf vekillerinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlere hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.06.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.