HARİCİ SATIN ALMAYA DAYALI MUARAZANIN MENİ TAPU MALİKLERİNE KARŞI HAKKI YOKTUR

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2014/26911
KARAR NO:2017/646
KARAR TARİHİ:23.01.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespit

ÖZET:Harici satın almaya dayanarak davacıların tapu maliklerine karşı muarazanın menini talep etme hakları bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla tapu kayıt maliki olan davalı …’un bu ayni hakkından daha üstün hakka dayandığını kanıtlayamayan davacıların davalarının reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, davaya konu … parsel sayılı taşınmazın 15/192 hisse karşılığı 300 m2′ sini davalı …’un, 9/192 hisse karşılığı 180 m2’sini dava dışı …’in 13.07.1994 tarihinde satın aldığını, ancak İmar Kanunu’nun yasaklayıcı hükümleri nedeniyle … tarafından satın alınan bu hissenin … adına tescil ettirilememesi nedeniyle davalı … adına tescil edildiğini, davalı … ve dava dışı …’in bu hisseler üzerine gecekondular yaparak kullandıklarını, daha sonra …’e ait hissenin ve üzerinde bulunan gecekondunun 20.02.2004 tarihinde … tarafından davacıların murisi davalı …’in ise oğlu olan…l’a satıldığını, …’un ölümünden sonra davalı …’un hisseyi davacılara vermeye yanaşmadığını açıklayarak, 1073 parselde davalı adına kayıtlı paydan 9/192 hissenin iptali ile veraset belgesindeki hisseleri oranında vekil edenleri adına tescilene karar verilmesini istemiş, 04.03.2009 tarihli dilekçesi ile, 1073 parseldeki davalı adına kayıtlı 9/192 hissenin ve üzerindeki gecekondu yapının İbrahim mirasçıları vekil edenlerine ait olduğuna ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, vekil edeni ile davacılar arasında herhangi bir alım satım ilişkisi olmadığını,
vekil edenine husumet yöneltilemeyeceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu … parseldeki 9/192 pay ile üzerindeki gecekonduların davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesi ve 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş şekline göre, dava; 1073 parsel üzerindeki gecekondu ve kapladığı alanın davacılara aidiyeti ve davalı tarafça oluşturulduğu iddia edilen muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de;

dosya içeriğine, toplanan delillere ve tapu kaydına göre, çekişme konusu 1073 parsel, paylı mülkiyet şeklinde 3/24 pay ile davalı … oğlu … ve dava dışı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı olup, davacılar tapu maliki değildir. Harici satın almaya dayanarak
davacıların tapu maliklerine karşı muarazanın menini talep etme hakları bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla tapu kayıt maliki olan davalı …’un bu ayni hakkından daha üstün hakka dayandığını kanıtlayamayan davacıların davalarının reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

KEŞİF İHTARINDA OLMASI GEREKENLER VE USULE UYGUN TEBLİGAT

T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/11282
KARAR NO. 2017/5991
KARAR TARİHİ. 2.10.2017

3402/m.36

ÖZET : Mahkemece, davacılar vekili bulunduğu halde, kesin süre ihtaratı davacı asile tebliğ edilmek suretiyle, davacıya keşif masrafını yatırması için verilen kesin süre içinde gereği yerine getirilmediği, 3402 S.K. 36/1. maddesi uyarınca davacı tarafın keşif delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillerle de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Ayrıca 3402 S. K. 36/1. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması ve yapılması öngörülen keşfin gün ve saatinin belirlenmesi zorunludur. Somut olayda keşif gün ve saati belirlenmemiş, davacı asile tebliğ edilen ihtarda keşif delilinden vazgeçilmesinin sonucunun ne olacağı gösterilmemiş olması da isabetsizdir. O halde mahkemece, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için 3402 S.K. 36. maddesi uyarınca yeniden yöntemine uygun, keşif gün ve saatinin de belirlendiği makul bir süre verilmeli, ara kararı gereklerinin yerine getirilmesi durumunda mahallinde keşif yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:

KARAR : Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 58 parsel sayılı, 9.233,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle … adına tespit edilmiştir. Davacı zilyetlik sebebiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Mahkemece, davacılar vekili bulunduğu halde, kesin süre ihtaratı davacı asile tebliğ edilmek suretiyle, davacıya keşif masrafını yatırması için verilen kesin süre içinde gereği yerine getirilmediği, 3402 Sayılı Kanun’un 36/1. maddesi uyarınca davacı tarafın keşif delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillerle de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Ayrıca 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması ve yapılması öngörülen keşfin gün ve saatinin belirlenmesi zorunludur. Bundan sonra belirlenen keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da, bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacıya ihtar edilip, hazır bulunmayanlara usulen tebliğ edilmelidir. Somut olayda keşif gün ve saati belirlenmemiş, davacı asile tebliğ edilen ihtarda keşif delilinden vazgeçilmesinin sonucunun ne olacağı gösterilmemiş olması da isabetsizdir.

O halde mahkemece, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için 3402 Sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca yeniden yöntemine uygun, keşif gün ve saatinin de belirlendiği makul bir süre verilmeli, ara kararı gereklerinin yerine getirilmesi durumunda mahallinde keşif yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.