HAKSIZ TAKİP MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ

T.C
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/12399
KARAR NO:2017/2024
KARAR TARİHİ:20/02/2017
MAHKEMESİ : Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği
konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirketten hiç alışveriş yapmamasına karşın hakkında sahte belgelerle düzenlenen faturadan kaynaklı takip yapıldığını ileri sürerek bu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile birlikte haksız takip nedeni ile yaşadığı üzüntü karşılığı olmak üzere 5000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra takibi nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine, yapılan takibin haksız olması nedeni ile 2500 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm,davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir

2-Davacı elde ki davası ile, hakkında yapılan haksız takibe borçlu olmadığının tespitini ve yaşadığı bu süreç nedeni ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Takibe konu fatura, dava dışı üçüncü şahıslar tarafından sahte belgeler ile düzenlenmiş olup, davalı ödenmeyen borç için takip başlatmış bu takip davacının borca itirazıyla durmuş, davacı daha sonra iş bu davayı açmıştır. Davacı aleyhine hatalı takip başlatmak tek başına T.B.K 58.maddesindeki manevi tazminatı isteme hakkı doğurmaz. Manevi tazminat talep edilebilmesi için davacının kişisel haklarına hukuka aykırı bir şekilde tecavüzün varlığını oluşturacak kasıt veya ağır kusurdan sözetmek gerekir.

(TBK– MADDE 58 3. Kişilik hakkının zedelenmesi
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.)

Somut olayda itirazla takip durmuş olup davalının bu aşamada ağır kusurundan bahsedilemez. Bu noktada, koşullarının oluşmadığı gözetilerek mahkemece manevi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz isteminin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 108,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/02/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.

HAKARET EYLEMİNE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT-HAGB KARARININ HUKUK HAKİMİ YÖNÜNDEN BAĞLAYICILIĞI OLMAMASI

TBK-MADDE 74
D. Yargılama
I. Ceza hukuku ile ilişkisinde
Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.

Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2017/2801
KARAR NO. 2017/4714
KARAR TARİHİ. 18.9.2017

6098/m.74
5271/m.231/5

ÖZET : Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Mahkemece yukarıda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27/05/2014 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/03/2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR

1-) Davalının temyiz itirazları yönünden;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-) Diğer davalının temyiz itirazları yönünden;

Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, olay tarihinde davalı S. K.’un taziye evinin bahçesinde kendisine hakaret etmesi sebebiyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava konusu olay sebebiyle davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK’nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur.

Ceza dosyasının incelenmesinde, ceza mahkemesince hangi ifadelerin hakaret suçunu oluşturduğu, davalının leh ve aleyhine tanık beyanlarının hangisine üstünlük tanındığı, hangi tanık beyanına neden itibar edildiği de tartışılmadan, genel ifadelerle davalının cezalandırılmasına karar verilmiştir. Olayın akabinde sıcağı sıcağına Savcılık soruşturmasında alınan ilk tanık ifadeleri ve yargılama sırasında dinlenen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinde, davalının davacıya yönelik hakaret mahiyetinde söz ve davranışının varlığının sübut bulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün, hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı da yoktur.

Şu halde, mahkemece yukarda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda (2) numaralı bentte gösterilen sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ise ilk bentte gösterilen sebeplerle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 18.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.