TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYALI İCRA TAKİBİ, SADECE TAAHHÜT TARİHİNE İTİRAZ GEÇERLİ

T.C
YARGITAY
8.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2017/392
KARAR NO:2017/818
KARAR TARİHİ:30.01.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi (İcra)

ÖZET:İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü, noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı kiralayan tarafından, davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine davalı kiracının yasal süresinde itiraz etmesi üzerine, davacı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması,
takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur.

Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı 08.05.2015 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile, 08.06.2013 tanzim ve 01.05.2015 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı, süresi içinde yapmış olduğu itirazında, kira sözleşmesinin aslında tahliye
taahhütnamesi ile aynı gün yapıldığını, ancak tahliye taahhütnamesini geçerli kılmak için baskı ile kira sözleşmesinin tarihinin daha önceki bir tarih olarak gösterildiğini belirterek, tahliye taahhüdündeki tarihe açıkça itiraz etmiştir.

İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü, noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir.

Somut olayda, davalı kiracı tanzim tarihine karşı çıkmış olmakla, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gözetilerek itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.01.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KİRACININ TAHLİYESİ-TAHLİYE TALEBİNİN TAKİP TALEBİNDE YAZILMAMASI

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/13162
KARAR NO: 2017/10909
KARAR TARİHİ: 18.9.2017

2004/m.269/1

ÖZET : Dava, davalı kefillerin itirazlarının kaldırılması ve kiracının tahliyesi istemlerine ilişkindir. Takip talebinin geçerli olması ve buna dayanarak icra dairesinin borçluya ödeme emri gönderebilmesi için, takip talebinde bulunması gereken kayıtlara, takip talebinin şartları denir. Kiralayan alacaklı, ilamsız tahliye takip talebinde kiranın ödenmesinden başka, kiracının tahliyesini İ.İ.K.nun 269/1. maddesi gereğince istemek zorundadır. Böylece kiralayan kira bedeli için genel haciz yolu ile takiple tahliye takibini birleştirir. Takip talebi örneğinin 7 numaralı bölümünün karşısındaki boş yere tahliye talebinin yazılması gerekir. Ayrıca 9 numaralı bölümde de bu talebin yeniden haciz ve tahliye şeklinde tekrarlanması gerekir.Dosyada mevcut, örnek icra takip dosyasındaki takip talepnamesinin incelenmesinden talepte tahliye isteğinin yer almadığı görülmektedir. Tahliye talebi olmayan takibe dayalı olarak, icra müdürlüğünce borçluya 13 örnek ödeme emri gönderilemez. Alacaklı, böyle bir ödeme emrine dayanarak İcra Mahkemesinden taşınmazın tahliyesini isteyemez. Bu durumda mahkemece, tahliye talebi bulunmayan takip talepnamesine dayalı olarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken tahliye kararı verilmesi hatalıdır.

DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Dava davalı kefillerin itirazlarının kaldırılması ve kiracı Melissa Tarım ve Tarım Ürünleri Hayvancılık…Ticaret Limited Şirketinin tahliyesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Tüm davalıların, 02.03.2015 tarihli kararı temyiz ettiklerine dair dilekçe ibraz etmelerinden sonra, davalı kefiller tarafından ibraz olunan 13.04.2015 tarihli feragat dilekçesi ile işbu temyiz taleplerinden feragat ettiklerini bildirmişler ve aynı gün başka bir dilekçeyle de bu defa; temyizden feragat taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalıların temyizden feragat etmeleri tek taraflı bir irade beyanı olup, bu feragatten vazgeçmeleri mümkün olmadığından vaki feragat sebebiyle davalı kefillertemyiz dilekçelerinin reddine,

2-) Davalı kiracı Şirket temsilcinin temyizine gelince;

Davacı alacaklı vekili, ödenmediği iddia olunan kira bedellerinin tahsili amacıyla 23.06.2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi sebebiyle düzenlenen ödeme emrine, davalı kiracının itiraz etmemesi sebebiyle, kesinleşen takibe dayalı olarak İcra Mahkemesinden, davalı kiracının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

Takip talebinin geçerli olması ve buna dayanarak icra dairesinin borçluya ödeme emri gönderebilmesi için, takip talebinde bulunması gereken kayıtlara, takip talebinin şartları denir. Kiralayan alacaklı, ilamsız tahliye takip talebinde kiranın ödenmesinden başka, kiracının tahliyesini İ.İ.K.nun 269/1. maddesi gereğince istemek zorundadır. Böylece kiralayan kira bedeli için genel haciz yolu ile takiple tahliye takibini birleştirir. Takip talebi örneğinin 7 numaralı bölümünün karşısındaki boşyere tahliye talebinin yazılması gerekir. Ayrıca 9 numaralı bölümde de bu talebin yeniden haciz ve tahliye şeklinde tekrarlanması gerekir.

Dosyada mevcut, örnek icra takip dosyasındaki takip talepnamesinin incelenmesinden talepte tahliye isteğinin yer almadığı görülmektedir. Tahliye talebi olmayan takibe dayalı olarak, icra müdürlüğünce borçluya 13 örnek ödeme emri gönderilemez. Alacaklı, böyle bir ödeme emrine dayanarak İcra Mahkemesinden taşınmazın tahliyesini isteyemez. Bu durumda mahkemece, tahliye talebi bulunmayan takip talepnamesine dayalı olarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle davalı kiracı temsilcisinin temyiz taleplerinin kabulüyle kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İHTİYATİ HACİZ KARARI İLE İLAMLI TAKİP YAPILAMAZ

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/1677
KARAR NO:2017/1694
KARAR TARİHİ:13.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili takip dayanağı ihtiyati haciz kararı ile ilamlı takip başlatılamayacağını, ihtiyati haciz kararının ilam veya ilam hükmünde belge olmadığını usul ve yasaya aykırı takibin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece, …. İcra Müdürlüğü’nün 2014/553 Esas sayılı dosyasında ilamlara özgü takip yolunun başlatıldığı, dayanak kararın ilam değil, ihtiyati haciz kararı olduğu, her ne kadar ilamlara özgü takip yapılmış ve dosyada mevcut hacizler özellikle tapu kayıtları üzerindeki hacizlerin ihtiyati değil, icrai haciz olduğu görülmüş olsa da, hacizlerin ihtiyati haciz hükmünde olduğu, bununla birlikte borçluya tebligatın 02/04/2014 tarihinde yapıldığı, tüm bu nedenler ile ihtiyati haciz kararı ilam hükmünde olmamasına rağmen ilamlara özgü takip yapılması nedeniyle şikayetin kısmen kabulü ile, icra emrinin iptaline karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/14 D. İş sayılı dosyası ile verilen ihtiyati haciz kararı ile ilamlı takip başlatıldığı dayanak ihtiyati haciz kararının, ilam veya ilam hükmünde belgelerden olmadığı Mahkemenin de kabulün dedir. O halde takibin iptaline karar
verilmesi gerekir iken icra emrinin iptali ile yetinilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,13.02.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kendine Bırakılan Malların Telef Ve Ziyanından Dolayı Üçüncü Kişiye Hükme Hacet Kalmaksızın İcra Dairesince Re’sen Tazmini-Görev

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/6109
KARAR NO. 2016/7841
KARAR TARİHİ. 14.6.2016

2004/m.16, 358
6098/m.49

ÖZET : Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Üçüncü şahıs, icraca haciz olunup kendisine bırakılan malları evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişiye hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. İcra dairesi işlem yapmakla yetkili olup buna karşı da icra mahkemesinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağı bulunmamaktadır.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.3.2013 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 10.11.2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR

Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece görevsizlik sebebiyle davanın reddine dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair olarak verilen ilk karar, Dairemizin kararıyla “Alacaklı sıfatıyla takip yapan davacı, haczedilen ve yediemin olarak davalıya teslim edilen menkul eşyaların bedelinin ödetilmesi isteminde bulunulmuş; mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Görev sorunu, öncelikle irdelenmelidir. “Üçüncü şahıs, icraca haczolunup kendisine bırakılan malları icra dairesinden istendiği anda evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Bu surette eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişi hakkında ceza takibinden başka evvelce tespit edilmiş olan kıymetler, hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. Bu kıymetleri tazmin ile mükellef olanlar, icra dairesinin bu baptaki talep ve kararlarına karşı icra mahkemesine, 16. maddede tayin edilen müddet içinde şikayette bulunabilirler.” (İİK m. 358).Maddenin yukarıdaki açık hükmü karşısında, icra dairesi işlem yapmakla yetkili olup; buna karşı da icra mahkemesi nezdinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından davanın usulden reddi yerine uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir” gerekçesi ile bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş; ancak, davanın görev yönünden usulden reddine, görevli ve yetkili olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin sayılı kararı bozması gereğince adli yargıda Asliye Hukuk Mahkemesinde böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bozma kararına uygun olmayan şekilde yazılı gerekçeyle, davanın görev yönünden usulden reddedilmiş olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 14.06.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.