TAAHHÜDÜ İHLAL, İHTİYATİ HACİZ ANINDA ALINAN ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN GEÇERSİZ OLDUĞU

YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2017/707
KARAR NO:2017/2075
KARAR TARİHİ:09/03/2017

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’in yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 02/06/2016 tarihli ve 2016/78 Esas, 2016/412 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne, sanığın 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 2. İcra Ceza Mahkemesinin 12/08/2016 tarihli ve 2016/178 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 19/12/2016 gün ve 94660652-105-07-14372-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2017 gün ve KYB.2016-
401765 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 17/12/2015 tarihli ve 2015/16493 Esas, 2015/8730 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, dosya içerisinde ödeme emrinin sanığa tebliğ edildiğine dair herhangi bir tebligat evrakının bulunmadığı, sanığın ihtiyati haciz sırasında 10/12/2015 tarihinde ödeme taahhüdünde bulunduğu, söz konusu bu ödeme taahhüdünün hukuken geçersiz olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 2. İcra Ceza Mahkemesinin 12/08/2016 tarihli ve 2016/178 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 09/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

ŞİKAYETİN ESASINA GİRİLMEDEN REDDİ DOĞRU DEĞİLDİR

YARGITAY 8.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015 / 21323
KARAR NO: 2016 / 8338
KARAR TARİHİ: 05.05.2016

ÖZET: Şikayeti konu alan davada mahkemece; borçlunun takibin durdurulmasına yönelik başvurusunun İcra Mahkemesi’nce incelenip sonuçlandırılması gerekirken işin esasına girilmeden şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir. Hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

(5684 S. K. m. 30) (2004 S. K. m. 366) (1086 S. K. m. 428) (6100 S. K. Geç. m. 3)

DAVA VE KARAR: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Borçlu vekili, vekil edeni aleyhine ….. İcra Müdürlüğü’nün 2015/8771 Esas sayılı takip dosyası ile ilamlı takip başlatıldığını, dayanak Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararına karşı itiraz başvurusu yapıldığını ve kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirterek takibin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece; tahkim heyeti kararının icraya konulması için kesinleşmesi gerektiğine dair yasal düzenleme bulunmadığı, icra takibinin 28.04.2015 tarihinde başlatılmasına karşın itirazın 05.05.2015 tarihinde yapıldığı, yapılan itiraz ile takip durdurulabileceğinden İcra Müdürlüğü’ne itiraz dilekçesi verilmeden Mahkemeden talepte bulunulmasının yerinde olmadığı gerekçeleriyle şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin 12. fıkrasında; “ Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her halükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usul ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır.” düzenlemesi mevcuttur.

Mevcut yasaya göre değeri Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebileceği ve itiraz üzerine hakem kararlarının icrasının duracağı belirtilmektedir.

Somut olayda borçlunun Sigorta Tahkim Komisyonu’na 05.05.2015 tarihinde itiraz başvurusu yaptığı anlaşılmaktadır.

O halde, mahkemece; borçlunun bu hükme dayanarak takibin durdurulmasına yönelik başvurusunun İcra Mahkemesi’nce incelenip sonuçlandırılması gerekirken işin esasına girilmeden yazılı gerekçeyle şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca bozulmasına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.05.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

TİCARET SİCİLDEN RE’SEN TERKİN EDİLEN BORÇLU ŞİRKETİN İHYASI SAĞLANMADAN HAKKINDA TAKİP YAPILAMAYACAĞI

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/991
KARAR NO: 2017/7706
KARAR TARİHİ: 22.5.2017

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Alacaklının asıl kredi borçlusu … Tic. A.Ş ve ipotekli taşınmaz maliki … hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiği ve 6 örnek icra emrinin düzenlendiği, ipotekli taşınmaz maliki … vekilinin icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayet nedenleri yanında borçlu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini, tüzel kişiliğinin sona erdiğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece; şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlu … Tic. A.Ş.’nin 6102 Sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi uyarınca 09.10.2014 tarihinde re’sen Ticaret Sicilden terkin edildiği, bundan sonra alacaklı tarafından adı geçen borçlular hakkında 15.05.2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilerek, 6 örnek icra emri düzenlendiği görülmektedir.

6102 Sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyası mümkündür; bu bentte, “… Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir…” düzenlemesine yer verilmiştir.

6102 Sayılı TTK’nun 547. maddesinde de; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sonra eren şirketin, takibin tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır.

Feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulacağından, münfesih tüzel kişiliğin gerek yargıda gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Dolayısıyla, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin takibin tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirket hakkında takip işlemlerine başlanması ve yürütülmesi tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkündür. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu re’sen de göz önünde bulundurması zorunludur.

Diğer yandan, İİK’nun 149/b maddesinde; “149.maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra müdürü, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi 3. şahsa birer ödeme emri gönderir.” düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması sebebiyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; ticaret sicilinden terkin edilen borçlu şirket hakkında takipte taraf olarak gösterilmek suretiyle icra takibine başlanması ve takip işlemlerine devam edilmesi durumunda yapılan işlemler hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup; ipotek veren … ile asıl borçlu şirket arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan, ipotek veren hakkında icra takibine devam edilmesine de imkan yoktur. Takipten önce borçlu şirketin ihyasına dair bir karar bulunmadığı gibi, takipten sonra da alacaklının ihya yönünde bir istemi de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu şirket yönünden ihya sağlanmadan hakkında takip yapılamayacağı gibi; bu eksiklik tamamlanmadan zorunlu takip arkadaşı olan taşınmaz maliki …’a karşı da takibin devamı mümkün değildir.

O halde; mahkemece açıklanan sebeplerle takibin iptali yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İHTİYATİ HACİZ KARARININ İCRASI

İİK-MADDE 261
İHTİYATİ HACİZ KARARININ İCRASI :
(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/101 md.)

Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

İhtiyati haciz kararları, 79 dan 99 uncuya kadar olan maddelerdeki haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre icra edilir.

(Ek fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./61. md.) İhtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetler infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/16618
KARAR NO. 2012/23235
KARAR TARİHİ. 2.7.2012

İCRA MÜDÜRLÜĞÜNÜN İHTİYATİ HACZİN İNFAZINA GEÇ GİTMESİ KARARI HÜKÜMSÜZ KILMAZ.

2004/m. 261

ÖZET : Alacaklı, mahkemeden aldığı ihtiyati haciz kararının infazını on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden istemek zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Yasal on günlük sürede ihtiyati haciz kararının infazını istemiş olup, icra müdürlüğünce infaza geç gidilmesi ihtiyati haciz kararını hükümsüz hale getirmez. Şikayetin reddi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Bilge Kağan Tarım tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

İİK.nun 261.maddesi uyarınca alacaklı, mahkemeden aldığı ihtiyati haciz kararının infazını on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden istemek zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Somut olayda alacaklı tarafından Mersin 12. İş Mahkemesi`nin 22.12.2010 tarih ve 2010/4 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden 29.12.2010 tarihinde icra takibine başlandığı ve aynı tarihte borçlunun menkul ve gayrimenkul mallarının haczi talep edildiği görülmüştür. Buna göre alacaklı İİK.nun 261.maddesinde öngörülen yasal on günlük sürede ihtiyati haciz kararının infazını istemiş olup, icra müdürlüğünce infazın geç gidilmesi ihtiyati haciz kararını hükümsüz hale getirmez.

O halde mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.`nun 366. ve HUMK.`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İCRA DOSYASINA GÖNDERİLEN TALEBİN İŞLEM OLARAK SAYILMAMASI, DOSYAYA KAYIT YAPILMAMASI

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017 / 5911
KARAR NO: 2017 / 11275
KARAR TARİHİ: 25.09.2017

DOSYAYA GÖNDERİLEN TALEBİN ALACAKLI VEKİLİ TARAFINDAN İMZALANMIŞ BİR TALEP MEVCUT OLSA DA, SÖZ KONUSU TALEBİN İCRA MÜDÜRLÜĞÜNCE KABUL EDİLDİĞİNE İLİŞKİN HER HANGİ BİR KAYIT MEVCUT OLMAMASI HALİNDE BU TALEBİN YAPILDIĞI KABUL EDİLEMEZ VE SÖZ KONUSU TALEP, İCRA TAKİBİNİN DEVAMINA YÖNELİK TALEP OLARAK DA DİKKATE ALINMAZ.(2004 S. K. m. 8, 33/A, 71) (818 S. K. m. 133) (6762 S. K. m. 661, 662, 663, 690) (İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 22)

ÖZET: Mahkemece takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde, borçlu hakkında 03/08/2007- 21/12/2010 tarihleri arasında üç yıldan fazla bir süreyle herhangi bir icra takip işlemi yapılmaması nedeniyle, istemin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Alacaklı tarafından (altı adet) bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde sair itirazı yanında senetlerin zaman aşımına uğradığını da ileri sürerek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK`nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 661/1. maddesi gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıldır.

818 sayılı Borçlar Kanunu`nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve TTK`nun 690. maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662. maddesinde, zamanaşımını kesen sebepler; “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmış olup, bu maddede öngörülen sebepler dışında zamanaşımı kesilmez. Yine, aynı Kanunun 663/2. maddesi gereğince, zamanaşımı kesilince, son işlem tarihinden itibaren, müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar. Ayrıca, alacaklının, takibin devamını sağlayıcı nitelikteki her icra takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar.

Diğer taraftan, İİK`nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği`nin 22/2. maddesi gereğince, icra ve iflas daireleri yaptıkları muameleler ile kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak tutarlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra müdürü veya muavini veya katibi tarafından imzalanır.

Somut olayda; alacaklı tarafından 12/02/1999 tarihinde takibe geçildiği, 16/02/1999 tarihinde ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleşmesi üzerine haciz talebinde bulunulduğu, icra takibinin devamına yönelik son talebin, 03/08/2007 tarihli borçlunun adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri üzerine haciz konulması amacıyla Ümraniye İcra Müdürlüğüne talimat yazılmasına yönelik talep olduğu, daha sonra takipsiz bırakılan dosyanın 21/12/2010 tarihinde yenilendiği ve yenilemeden sonra yapılan icra takibinin devamına yönelik ilk talebin ise 29/12/2010 tarihli borçlunun araç ve gayrimenkullerinin haczine yönelik talep olduğu, dolayısıyla 03/08/2007- 21/12/2010 tarihleri arasında 3 yıldan fazla zamanın geçtiği ve bu dönemde icra takibinin devamına yönelik icra takip işlemi yapılmadığı, her ne kadar dosya içerisinde, 07/04/2008 tarihli “adına I. Haciz İhbarnamesi gönderilen ve bila tebliğ iade edilen B. G.`in adresinin araştırılmasına” yönelik alacaklı vekili tarafından imzalanmış bir talep mevcut olsa da, İİK`nun 8. ve İcra İflas Kanunu Yönetmeliği`nin 22/2. maddesi gereğince, söz konusu talebin icra müdürlüğünce kabul edildiğine veya görüldüğüne ilişkin herhangi bir kaydın mevcut olmaması dikkate alındığında, bu talebin yapıldığı kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu talep, icra takibinin devamına yönelik talep olarak da dikkate alınamaz.

Yukarıda yer verilen açıklamalar ve mevzuat hükümleri ışığında, mahkemece takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde, borçlu hakkında 03/08/2007- 21/12/2010 tarihleri arasında üç yıldan fazla bir süreyle herhangi bir icra takip işlemi yapılmaması nedeniyle, İİK`nun 71. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 33/a maddesi uyarınca istemin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366. ve HUMK`nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.