TÜKETİCİDEN ALINAN SENETLERİN “NAMA YAZILI” DEĞİLDE “EMRE YAZILI” ŞEKLİNDE DÜZENLENMESİ GEÇERSİZ OLUP- SENETLER CİRO EDİLMİŞ OLSA DA HAMİLİN İYİ NİYETLİ YADA KÖTÜ NİYETLİ OLMASININ BİR ÖNEMİ YOKTUR

TK-MADDE 4 – (5) Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/19350
KARAR NO. 2017/4278
KARAR TARİHİ. 12.4.2017

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davacı, davalı tarafından inşa edilmekte olan siteden 12.11.2013 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 170.000,00 TL bedelle bir daire satın aldığını, 88.000,00 TL’sini ödediğini kalan miktarında her ay 2.000,00 TL olacak şekilde taksitlendirildiğini, bu sebeple davalıya senetler verdiğini ancak davalının iflasın ertelenmesi başvurusu yaptığını, inşaatları bitiremediğini, belediye tarafından inşaatların durdurulduğunu ve ne zaman biteceğininde bilinmediğini, sözleşmeyi feshetmek istediğini ve bu sebeple ödediği 88.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve kalan ödenmemiş senetlerinde iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle ödenen 88.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının senetlerin iptaline yönelik talebinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı eldeki dava ile davalı ile aralarında imzalanmış olan satış vaadi sözleşmesinden dolayı davalıya ödediği bedelin iadesi ile verdiği senetlerin iptalini istemiş, mahkemece, ödenen satış bedelinin davacıya iadesine, senetlerin iptaline dair talebin ise, senetler davalı tarafından dava dışı bankaya ciro edildiğinden ve senetlerin temlik amaçlı olarak ciro edildiği anlaşıldığından davacı tarafından şahsi defilerin dava dışı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğinden bahisle, reddine karar verilmiştir. davacı, dava dilekçesinde senetlerin iptalini istemekle menfi tespit talebinde de bulunmuş olmaktadır.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme geçersiz kabul edilmiş karar bu yönüyle temyize getirilmediğinden bu husus kesinleşmiştir ayrıca taksitli satışlarda senetler, sözleşmede kararlaştırılan her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenebilir, aksi halde kambiyo senedinin geçersiz olduğunun kabulü gerekir. Eldeki davada düzenlenen senetlerin nama yazılı değil emre yazılı olması nedeni ile tüketici yönünden herkese karşı geçersizdir. Bu anlamda cirantanın iyiniyetli yada kötüniyetli olmasının bir önemi yoktur. Hal böyle olunca mahkemece, her ne kadar banka davada taraf gösterilmemiş ise de, anlatılan gerekçelerle sözleşmeye ve davaya konu senetler yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.04.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/37676
KARAR NO. 2017/2716
KARAR TARİHİ. 1.3.2017

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmasız, davalı … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … Dek. San. Ltd. Şti. Yetkilisi … ve vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ün gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı …S. İnş. şirketi ile dava dışı arsa sahibi arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı yüklenici şirketin ….ili … ilçesi …Mah. …ada…parsel üzerine bina inşa etmeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşmeye göre sözleşme tarihinden 6 ay sonra ruhsatın alınarak inşaata başlanacağının kararlaştırıldığını, aradan 14 ay geçmiş olmasına karşın inşaat alanında hiçbir faaliyet olmadığını ve 23.08.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalı yüklenici şirkete kalan 26 numaralı bağımsız bölümü 06.04.2013 tarihli sözleşme ile 235.000,00 TL bedel karşılığı satın aldığını, sözleşme kapsamında 120.000,00 TL ödediğini, bakiye 115.000,00 TL tutar için 36 adet senet düzenlendiğini, davalı yüklenicinin bu senetleri diğer davalı … şirketine ciro ettiğini, 9 adet senet bedelini davalı … şirketine ödediğini, senetlerin nama yazılı olarak düzenlenmemesi sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürerek; kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmekle haklı olarak sözleşmeden döndüğünden; sözleşmenin feshedildiğinin ve 18.2.2014-18.4.2016 tarihleri arasındaki 27 adet senet yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline, ödenen 9 adet senet bedeli 27.000,00 TL’nin her bir senedin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı …S. şirketi davaya cevap vermemiş, davalı … şirketi davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ile 27.000,00 TL’nin davalı …S. şirketinden tahsiline, bedelsiz kalan 27 adet senet yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … şirketi tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Dava, yükleniciden satın alınan konutun teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeden dönme ve harici satış sözleşmesi kapsamında nama yazılıdüzenlenmeyen senetler yönünden menfi tespit ve ödenen senet bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir. Davacının davalı …S. şirketinden satın aldığı dairenin tapusu verilmemiş ve davacının verdiği senetler yüklenici şirket tarafından diğer davalı … şirketine ciro edilmiş olup, davacının toplam 27.000,00 TL’lik senet bedelini davalı … şirketine ödediği, dosyadaki delillerden anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı TKHK.nun 6/A maddesinde, taksitli satışlarda kıymetli evrak niteliğinde düzenlenecek senetlerin, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenleneceği, aksi halde kambiyo senedinin geçersiz olacağı belirtilmiştir. Eldeki davada her taksit için ayrı ayrı düzenlenen bonolarda alacaklı olarak “…. Limited Şirketine veyahut emrühavalesine” ibaresi bulunduğundan, bu senetler nama yazılı olmadığından geçersizdir. Şu halde davacı tarafından ödenen 27.000,00 TL’nin sadece…. şirketinden değil, ödemenin yapıldığı davalı … şirketinden de tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece sadece davalı …S. şirketinden tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı …tan alınarak davacıya ödenmesine, 12.033,33 TL kalan harcın davalı … Ltd. Şirketi’nden alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

BANKA KREDİSİ, KISITLI KREDİYİ ALIP, ÖDERKEN AKIL HASTALIĞINI İLERİ SÜRMESİ.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/13415
KARAR NO:2017/319
KARAR TARİHİ:19/01/2017
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

BANKA TÜKETİCİ KREDİSİ, BANKANIN ÖDEME TALEBİNE KADAR TAM EHLİYETLİ GİBİ HAREKET EDEN KISITLI, BORCUN İFASI İSTENDİĞİNDE EHLİYETSİZLİĞİNİ İLERİ SÜREREK İFADAN KAÇINMASI HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASINI OLUŞTURUR.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, eşi…..’ın …. 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.11.2012 tarihli kararı ile kısıtlandığını ve kendisinin vasi olarak atandığını, davalı banka ile eşi arasında tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını öğrendiğini, davalı bankanın kısıtlı eşine önce ihtarname gönderdiğini, sonra da hakkında icra takibi başlattığını, icra takibinin itirazı üzerine durduğunu, davalı bankanın en son eşinin malulen emekli maaşı olarak toplu şekilde yatmış olan 5.423,71 TL’yi çektiğini, İ.İ.K.’nun 83. maddesi uyarınca emekli maaşının tamamının haczinin mümkün olmadığını ve eşinin kısıtlı olması nedeniyle kredi sözleşmesinin geçerli olmadığını, eşinin emekli maaşının tamamına el konulduğunu öğrenince intihara teşebbüs ettiğini ve ölümden döndüğünü, bu nedenle manevi olarak da zarar gördüklerini ileri sürerek davalı banka ile kısıtlı…. arasında imzalanan 05.12.012 tarihli ve 6.065,00 TL tutarlı kredi sözleşmesinin iptalini,….’ın hesabından çekilen 5.423,71 TL’nin ticari faizi ile ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini
istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının sözleşmenin iptaline ilişkin davasının kabulü ile 05/12/2012 tarih ve 6.065,00-TL tutarlı tüketici kredisi sözleşmesinin iptaline, davacının istirdat davasının kabulü ile 5.423,71-TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, bipolar duygudurum bozukluğu tanısı konulması üzerine mahkeme kararı ile kısıtlanan….’ın vesayet altına alındıktan sonra imzaladığı kredi sözleşmesinin iptali ile maaşından davalı banka tarafından kesilen miktarın iadesi talebine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinde, kısıtlı ….’ın 02.11.2012 tarihli Mahkeme kararı ile kısıtlanmasına karar verildiği, kısıtlının kullandığı dava konusu tüketici kredi sözleşmesi tarihinin 05.12.2012 olduğu, kısıtlının intihar teşebbüsü sonrası eşi olan davacının 12.02.2014 tarihinde kollukça alınan beyanında eşi….’in kendisinden habersiz 6.000,00 TL kredi çektiğini, kredinin ödemelerini düzenli şekilde yaptıklarını, ancak kısa bir süre sonra maddi sıkıntı içine gerdiklerini ve ödemeleri aksattıklarını ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleri hükümsüzdür.(TMK md.15) Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri TMK.’nun 2.maddesinde de öngörülen dürüstlük kuralıdır. Buna göre, “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken
dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. TMK.’nun 15.maddesinde hükme bağlanan kuralın istisnalarından biri de,T.B.K.nun 65.maddesi hükmüdür. T.B.K.nun 114/2.maddesi yollamasıyla sözleşmeye
aykırılık hallerinde de uygulanması mümkün olan T.B.K.nun 65.maddesi uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi diğer tarafın batıl hukuki işlemin hüküm ifade ettiğine güveni nedeniyle oluşan zararından sorumludur.

TMK.nun 452/2.maddesinde ise, “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı” öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yaparak 3. kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı normal bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağından kanun bunu himaye etmez. 09.03.1955 gün 22/2.Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek idiyse
ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.

Somut olayda, davacının eşi olan kısıtlı…. tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadığı tüketici kredisinden yararlanmış ve bu suretle bir menfaat elde etmiştir.

Davalı bankanın ödeme talebine kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen kısıtlı, borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği, TMK. 2.maddesi uyarınca bu durumun hukuk düzeni tarafından da korunmayacağı açıktır. Öte yandan kısıtlının, imzalanan kredi sözleşmesine ek rehin sözleşmesi ve taahhütname ile virman-takas mahsup talimatı gereği davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği de açıktır. Bu durumda Mahkemece, davacının, eşi olan kısıtlının kullandığı kredi sözleşmesinin iptali ve yapılan kesintilerin iadesi yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/01/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.