ÇEK HESABI SAHİBİNİN TÜZEL KİŞİ OLMASI HALİ

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15. CEZA DAİRESİ
ESASTAN RED
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
ESAS NO: 2017/2792
KARAR NO: 2017/2106
KARAR TARİHİ:12/09/2017
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İcra Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/01/2017
NUMARASI: 2017/64 (E) ve 2017/30 (K)
SUÇLAR : Karşılıksız Çek Düzenleme
SUÇ TARİH: 09/12/2016-15/12/2016
HÜKÜMLER: Şikayet dilekçesinin reddi
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA
BULUNAN : Müşteki vekili

İlk derece mahkemesince sanık hakkında verilen şikayet dilekçesinin reddi hükmü müşteki vekili tarafından istinaf edilmekle, CMK’nın 279. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden müşteki vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:

Şikayetçi vekili tarafından istinaf dilekçesine ek olarak şirket yetkilisi gösterilmese dahi sunulan belgelerden yetkinin anlaşılması halinde bu yetkili hakkında da hüküm kurulması gerektiğine ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı ibraz edilmiş ise de, söz konusu karar ticareti terk suçuna ilişkin olup bu suçta cezai sorumluluk şirket yetkililerindedir, şikayet dilekçesine ekli belgelerden şirket yetkililerinin belli olması yeterlidir.

Buna karşılık keşide edilen çekle ilgili ” karşılıksızdır” işlemine sebebiyet verilmesi suçunda ise, cezai sorumluluk, 5941 sayılı yasanın 5/2 maddesine göre, çek hesabı sahibi, çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerdedir. Dolayısıyla bu suçta şirket yetkililerinin mutlak olarak cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Cezai sorumluluğu bulunan kişilerin tespiti için, çek hesabı sahibinin tespit edilmesi, çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde mali işleri yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, bu kişinin de belirlenememesi halinde yönetim organı üyelerinin tespit edilmesi gerekir. Bu husus gözetildiğinde ticareti terk suçu ile çekin karşılıksız işlemine tabi tutulmasına ilişkin suçun failleri farklı kişiler olabilir. Bu durumda şikayet dilekçesi veya ekindeki belgelerden 5941 sayılı yasanın 5/2 maddesinde belirtilen çek hesabı sahibi, çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerin kimler olduğunun anlaşılması gerekir. Dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden bunun tespiti mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin şikayet dilekçesinin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından,

İstinaf başvurusunda bulunan müşteki vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olduğundan CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK’nun 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 12/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın