ceza infaz kurumunda bulunan ve SEGBİS aracılığıyla hazır edilen sanığa, CMK’nin 263’üncü maddesine göre bulunduğu cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verilebileceğinin yasa yolu bildiriminde ve açıklamada belirtilmediği, bu suretle kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eski hale getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu ..

YARGITAY 19. Ceza Dairesi

2020/287 E.
2020/1690 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, hükmün tefhim edildiği tarihte başka suçtan farklı yer ceza infaz kurumunda bulunan ve SEGBİS aracılığıyla hazır edilen sanığa, CMK’nin 263’üncü maddesine göre bulunduğu cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verilebileceğinin yasa yolu bildiriminde ve açıklamada belirtilmediği, bu suretle kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eski hale getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık hakkında 27/02/2003-27/04/2003 suç tarihli eylemiyle ilgili olarak mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 28/05/2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde 02/10/2014 tarihinde işlediği kişilerin huzur ve sükununu bozmak suçu ile 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiğinin anlaşılması üzerine hükmün açıklandığı, CMK’nin 231/8-c maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği 28/05/2010 tarihi ile sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlediği 02/10/2014 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, sanığın temyiz itirazları yerinde görülerek, tebliğnameye aykırı olarak, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 19/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın