DAVACI VE DAVALILAR ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İŞ MAHKEMESİNİN GÖREVİNE GİRMEMESİ NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN DAVANIN USULDEN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ

Özet: Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığını öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacı ile davalılar arasındaki ilişkide iş sözleşmesinin unsurları olan bağımlılık, iş görme ve ücret unsurlarının gerçekleştiğinin ispatlanamadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, uyuşmazlığın iş mahkemelerinin görevine girmeyip, genel mahkemelerin görevine girdiği anlaşılmak ile mahkemece görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
E: 2017/16476 K: 2018/24522 K.T.: 15.11.2018
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; serbest muhasebeci ve mali müşavirlik belgesine sahip olan müvekkilinin 07.01.2002 tarihine kadar davalı şirketin de aralarında bulunduğu grup şirketlerden dava dışı … El Aletleri Ser. Ve Tic. A.Ş bünyesinde muhasebe müdürü olarak çalışmakta iken yöneticilerin önerisi ile 08.01.2002 tarihinden itibaren çalışma koşullarında hiçbir değişiklik yapılmaksızın bu şirketin dışarıdan sözleşme ile hizmet aldığı “mali müşavir” statüsünde gösterilerek 31.12.2002 tarihine kadar bu şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini ve davalı şirket yöneticilerinin isteği üzerine önceden atıl bir şirket konumunda iken 01.01.2003 tarihi itibari ile aktif hale getirilerek kendi adına üretim yapmaya başlayan davalı şirket bünyesinde 01.01.2003-03.12.2013 tarihleri arasında “Mali ve idari işler müdürü” olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve geçersiz nedenlerle feshedildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ilişkide hizmet akdinin denetim, gözetim, bağımlılık ve ücret unsurlarının bulunduğunu, çalışmaların 506 ve 5510 sayılı yasa kapsamında gerçekleştiğini, taraflar arasında hizmet ilişkisi mevcut olduğu halde salt sigorta ve vergi mükellefiyetinden kurtulmak maksadı ile davalı şirketin ortak ve yöneticilerin yöneltim ve baskıları neticesinde muvazaalı olarak davalı şirketin dışarıdan sözleşme ile hizmet aldığı mali müşavir konumunda çalıştırıldığını öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının serbest meslek erbabı olan mali müşavir olduğunu, davalı şirkette işçi statüsünde çalışmadığını, serbest meslek makbuzu tanzim etmek sureti ile davalı firmaya mali müşavirlik ve danışmanlık hizmeti verdiğini, sözleşmelerin tamamının Borçlar Kanunu hükümleri kapsamındaki sözleşmeler olduğunu, taraflar arasında İş Hukuku ilişkisinin değil Borçlar Hukuku kapsamında bir ticari ilişki olduğunu, bu sebeple davanın Asliye Hukuk Mahkemesine ikame edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere taraflar arasındaki ilişkinin borçlar hukuku kapsamına ilişkin bulunduğundan davacının ücret adı altındaki taleplerinin borçlar hukuku ilişkisi bakımından 1 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunu, ayrıca davacının müvekkil şirket dışında aynı şekilde birçok farklı firmaya ayrı ayrı mali müşavirlik hizmeti verdiğini, taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin temelini oluşturan “bağlılık” unsurunun bulunmadığını, davacının meslek erbabı olarak bağlı bulunduğu mevzuat hükümleri gereğince hizmet akdi ile çalışmasının yasak olduğunu, taraflar arasında muvazaalı bir ilişkinin varlığından söz edilemeyeceğini, davacının tek bir kuruluşa bağlı çalışmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
… ‘dan dosyaya gelen 09.07.2014 tarihli yazıdan davacının 2003-2012 tarihleri arasında odaya yapılan bildirimlere göre … Şti’nin …’ın mükellefi olarak bildirildiği, 2013 ve 2014 yılı müşteri bildirim listesinde … şirketinin isminin yer almadığı, odaya yapılan bildirim listelerine göre … Eczanesi, Özel … Göz Sağlık Hiz. Ltd. Şti, … Ltd. Şti, … Ltd. Şti, … Dek. Ltd. Şti, … Tic. Ltd. Şti, … Ltd. Şti, … A.Ş, … Öz. Ltd. Şti, Oris Ltd. Şti, … A.Ş, … Otelcilik Ltd. Şti, … Ltd. Şti, Fatplas Ltd. Şti, …, Elektromed Ltd. Şti, … A.Ş, … A.Ş, … Makine Ltd. Şti, … Yapı Koop, …, … İnş. Ltd. Şti, … Ev. Al. A.Ş, … Elekt. Ltd. Şti, … Ltd. Şti, …, … İnş. Ltd. Şti, … A.Ş, Çetmak Ltd. Şirketinin davacının davaya konu ettiği süreçteki mükellefleri olduğu, … Ev aletleri Ser. Isıt. Soğ. İnş. Taah. Dök. San. Ve Tic. A. Ş’nin 09.09.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazı ve eklerinde; …’ın 2009 yılından 2013 yılına kadar şirkete mali müşavirlik hizmeti verdiği, eki kayıtlarında … mali müşavirlik sözleşmeleri tanzim edildiği, ve bu sözleşmeler kapsamında davacıya her ay verdiği hizmetler karşılığında tanzim ettiği serbest meslek makbuzu karşılığında mali müşavirlik hizmet bedeli ödendiği, … Ekonomi Üniversitesinin mahkemeye 23.06.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazısında, …’ın 2013-2014 yılı öğretim yılında ders saati ücreti öğretim görevlisi olarak görev yaptığı,… Elektronik İnş. Tic. Ltd. Şti’nin mahkemeye 02.09.2014 tarihli mahkemeye cevabi yazısında, …’ın şirkette 2009, 2010, 2011, 2012, 2013 yılları ve 2014 yılı Mart ayına kadar Sosyal Güvenlik Kurumu, muhasebe, vergi danışmanlık hizmeti yaptığı, … Hotel işletmecisi … Tur. İnş. Ve Tic. A. Ş’nin 11.07.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazısında, Mali müşavir …’ın 2008 yılından itibaren sadece vergi mevzuatı hususlarında danışmanlık yaptığı, mail yolu ile gönderilmiş olan bilgilere göre beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine aracılık ettiği, şirketle ilgili tüm muhasebe ve personel kayıtlarının şirket bünyesinde kendi personelleri tarafından tutulduğu, … Reklam Paz. Bil. Turzm.Tic. Ltd. Şti’nin 19.12.2014 tarihli mahkemeye cevabi yazısında, …’ın şirkete mali konularda danışmanlık hizmeti verdiği, internet ortamında gönderilen bilgilere göre şirkete ait vergi beyannamelerinin elektronik ortamdan gönderilmesine aracılık ettiği, muhasebe kayıtlarının şirket bünyesinde tutulduğunun belirtildiği, … Plastik Kalıp Mak. …Ve Tic Ltd. Şti’ nin 15.12.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazılarında, …’ın şirkete müşavirlik hizmeti verdiği, internet ortamında gönderilen bilgilere göre şirkete ait vergi beyannamelerinin elektronik ortamdan gönderilmesine aracılık ettiği, muhasebe kayıtlarının şirket bünyesinde tutulduğunun belirtildiği, … Teks. İnş. Mad. Tur. Gıda Rek. San. Ve Tic. A.Ş’nin 29.12.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazılarında, …’ın 01.07.2013-31.03.2014 tarihleri arasında şirketin müşavirlik hizmetlerini yaptığı, şirkete ait tüm kayıt ve belgelerin kendi bünyelerinde personelleri tarafından tutulduğu, yasal beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine aracılık ettiği, halen devam eden mali müşavirlik hizmetinin olmadığı, … Tur. İnş. …Ve Dış. Tic. A. Ş’nin 10.12.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazılarında, …’ın şirkete müşavirlik hizmeti verdiği, mail yoluyla gönderilen bilgilere göre elektronik ortamda şirkete ait vergi beyannamelerinin gönderilmesine aracılık ettiği, şirkete ait tüm muhasebe işlemleri şirket bünyesinde kendi personelleri tarafından yapıldığı, … Tur. İnş. San. İth. İhr. Paz. Ve.Tic. İşlt A. Ş’nin 10.12.2014 tarihli mahkemeye cevabi yazılarında, …’ın şirkete müşavirlik hizmeti verdiği, mail yoluyla gönderilen bilgilere göre elektronik ortamda şirkete ait vergi beyannamelerinin gönderilmesine aracılık ettiği, şirkete ait tüm muhasebe işlemleri şirket bünyesinde kendi personelleri tarafından yapıldığı, … Kimyevi Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti’nin 10.12.2014 tarihli Mahkemeye cevabi yazılarında, …’ın şirkete müşavirlik hizmeti verdiği, mail yoluyla gönderilen bilgilere göre elektronik ortamda şirkete ait vergi beyannamelerinin gönderilmesine aracılık ettiği, şirkete ait tüm muhasebe işlemleri şirket bünyesinde kendi personelleri tarafından yapıldığı, ekinde 2014 yılı Kasım ayı serbest meslek makbuzu ve 01.01.2014-31.12.2014 dönemini kapsayan hizmet sözleşmesinin ibraz edilmiş olduğu, … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 13.06.2014 tarihli mahkemeye cevabi yazı ve eklerinde, dairenin 305000657733 vergi numarasıyla kayıtlı …’ın (davacı) bilgisayar kayıtlarının tetkikinde 01.06.2004 tarihi itibari ile konak Vergi Dairesinden devir geldiği, halen serbest muhasebe mali müşavirlik faaliyetine devam ettiğinin görüldüğü, ödevlinin beyan ettiği 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 dönemlerine ait Gelir Vergisi Beyannamelerinin birer örneklerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacının bu davaya konu ettiği süreçte mali müşavir olarak davalı şirkete hizmet sunduğu, ayrıca bu hizmeti kısmen kendi adına kayıtlı olarak faaliyet gösteren bürosunda kısmen de davalı işyerinin muhasebe bölümünde yapılan işleri denetlemek şeklinde gerçekleştirdiği taraflar arasındaki ilişlisinin hizmet sözleşmesi kapsamında değil de 3568 sayılı kanunun 45. Maddesi uyarınca serbest mali müşavirlik hizmeti kapsamında yerine getirdiği ve anılan madde uyarınca serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu unvanlarla görev tanımı içerisindeki işleri gerçek ve ya tüzel kişilere tabi ve onların işyerine bağlı olarak hizmet akdini yerine getiremeyeceği, hükmünün birlikte değerlendirilmesi sonucunda taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davacının bu davaya konu hizmet akdine dayalı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi uyarınca “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır.
İş sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Vekalette ise vekilin belli bir zamana bağlı olarak çalışması söz konusu değildir. Vekil kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. İş sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Oysa vekalet için ücret zorunlu bir unsur değildir. Vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerde, iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak iş gören, bu sebeple faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle ayrı vekalet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işveren bağlı olmaktan kurtulmaktadır.
İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur.
İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kar ve zarara katılıp katılmaması, girimcinin sahip olduğu karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
Yukarıda sayılan ölçütler yanında, özellikle bağımsız çalışanı, işçiden ayıran ilk önemli kriter, çalışan kişinin yaptığı işin yönetimi ve gerçek denetiminin kime ait olduğudur. İşçi işverenin yönetim ve sorumluluğu altında işleyen bir organizasyon içinde yer alır. Çalışma saatleri kesin veya esnek biçimde, keza işin yapılacağı yer işverence belirlenir. İş araçları ve dokümantasyonu genelde işverence sağlanır. Bu kriter içinde değerlendirilebilecek alt kriter ise çalışanın, kendisine mi yoksa başkasına mı ait iş yada iş organizasyonu kapsamında iş yaptığıdır. İşçinin işveren tarafından önceden belirlenen amaca uyma yükümlülüğü var iken, bağımsız çalışanın böyle bir yükümlülüğü yoktur. İşçinin önceden iş koşullarını belirleme yetkisi, işim yapılması sırasında kullanılacak araçları seçmesi, işin yapılacağı yer ve zamanı belirleme serbestisi yoktur. Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse de, üzerinde iş sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, iş sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan iş sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Bu bağlamda çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu iş görme borcunun bir ifadesidir) önemli bir olgudur. Böyle bir durumda çalışan kişinin bağımsız çalışan olduğu kabul edilmelidir. Vekilin bağımsızlığı mutlak değilse de, iş sahibinin ısrarlı talimatı karşısında uyarması dışında, dilediği zaman sözleşmeyi sona erdirme hakkı, vekilin bir ölçüde işveren karşısında bağımsızlığını bir ölçüde korumaktadır. Oysa işçi, işin gerçekleştirilmesi yönünden amaca uygun olmadığını düşündüğü bir talimatı, işverenin ısrarı karşısında yerine getirmek zorundadır.
Çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması da, tek başına yeterli olmasa da aralarında bağımlılık ilişkisi bulunduğuna delil oluşturabilir.
Kural olarak işçi sayılan kişinin kendi işçileri ve müşterileri bulunmaz. Bu kapsamda dikkate alınabilecek bir ölçütte, münhasıran bir iş sahibi için çalışan kişinin, ücreti kendisi tarafından ödenen yardımcı eleman çalıştırıp çalıştırmadığı, işin görülmesinde ondan yaralanıp yararlanmadığıdır. Bu durumun varlığı çalışma ilişkisinin bağımsız olduğunu gösterir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” olarak belirlenmiş olmakla, işçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığını öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacı ile davalılar arasındaki ilişkide iş sözleşmesinin unsurları olan bağımlılık, iş görme ve ücret unsurlarının gerçekleştiğinin ispatlanamadığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, uyuşmazlığın iş mahkemelerinin görevine girmeyip, genel mahkemelerin görevine girdiği anlaşılmak ile mahkemece görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın