DAVALININ ZİRAİ GELİR METODU İLE YAPILAN HESAPLAMAYA DAİR İTİRAZLARI DOĞRULTUSUNDA YENİ BİR HEYETTEN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

Özet: Mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Ne var ki, davalı vekilince 21.11.2013 tarihinde rapora itiraz dilekçesi sunularak zirai gelir metodu ile yapılan hesaplamaya dair itirazlarda bulunulmuş olmasına karşın Mahkemece davalının rapora itirazı noktasında ek rapor veya itirazları karşılar yeni bir heyetten rapor hususunda ara karar tesis edilmemiş gerekçeli kararda itirazların nasıl aşıldığı da tartışılmamıştır. Mahkemece davalının rapora olan itirazları da dikkate alınarak ek rapor veya yeni bir heyetten rapor tesis edilerek karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi
E: 2016/2695 K: 2018/10381 K.T.: 07.11.2018
MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-bir.dos.davacısı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 04/04/1996 tarihinde Noterde resmi olarak düzenlenen geçerli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı üzerine kayıtlı taşınmazı satın aldığını, bedelini ödediğini, zilyetliğinin kendisinde olduğunu ancak davalının resmi devir yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş, yargılamanın devamı sırasında davasını tazminat davasına dönüştürerek, taşınmazınifasının imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 414.416,00 TL üzerinden dava harcını ikmal etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, birleşen davasında tapu kaydına konan şerhin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü yönünde verilen karar birleşen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi sebebi ile usulden bozulmuş, bozma üzerine mahkemece, ana dosya bakımından davanın kabulü ile, 414.416,00 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleştirilen … 2. AHM’nin dosyası bakımından davacı Z.. S.. tarafından davalı aleyhine açılan tapudaki şerhin terkini davasının konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı-birleşen davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, eldeki dava ile davalı ile aralarında taşınmaz satışına ilişkin imzalanan gayrimenkul satış vaadisözleşmesine rağmen davalı tarafça intikal işlemlerinin yapılmadığını, bu haliyle ifanın imkansız hale geldiğini ileri sürerek satış bedelinin güncellenmiş değerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ile tespit edilen toplam değere itibar edilerek, asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunmakta olup, ifa imkansızlığı nedeniyle taşınmazı devir ve temlik yükümünü yerine getiremeyen vaad borçlusu olan tarafın, ifa edemediği bu edim yerine, karşı tarafa yani vaad alacaklısına tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olacaktır. Davacı, bu durumda şahsi hakkının ifasının kusurlu olarak imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın rayiç değerini davalılardan isteyebilir. Nitekim konuya ilişkin sapma göstermeyen yargısal uygulamalar da bu doğrultudadır. O halde, davacı geçerli bir şekilde satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazhissesinin, edimini yerine getiremeyen davalıdan, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerini talep etmeye hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Ne var ki, davalı vekilince 21.11.2013 tarihinde rapora itiraz dilekçesi sunularak zirai gelir metodu ile yapılan hesaplamaya dair itirazlarda bulunulmuş olmasına karşın Mahkemece davalının rapora itirazı noktasında ek rapor veya itirazları karşılar yeni bir heyetten rapor hususunda ara karar tesis edilmemiş gerekçeli kararda itirazların nasıl aşıldığı da tartışılmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davalının rapora olan itirazları da dikkate alınarak ek rapor veya yeni bir heyetten rapor tesis edilerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince kararın davalı-birleşen davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın