Ekonomik kötüleşme tespit edilirse nafaka yükümlüsünün sorumluluğu daraltılabilir.


Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

2014/1242 E.

2014/3552 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2013
NUMARASI : 2012/1079-2013/940
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların Zeytinburnu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.10.2001 tarih ve 2001/1012 E.-2012/846 K.sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma protokolünde davalı lehine 200 TL yoksulluk nafakasının her yıl % 60 oranında artırılmasının taraflarca kabul edildiğini, boşanmadan sonra ekonomide yaşanan değişimler sonucu davacının ekonomik ve sosyal durumunun kötüleştiğini belirterek, nafaka ve nafaka artış oranının öncelikle kaldırılmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde nafaka ve nafaka artış oranının yeniden düzenlenerek indirilmesine ve yeniden uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile Zeytinburnu 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 24/10/2001 tarih 2001/1012-846 sayılı ilamı ile davalıya bağlanan 200 TL ve dava tarihi itibariyle 8.589,92 TL olan yoksulluk nafakasının dava tarihi itibari ile 6.000 TL olarak belirlenmesine ve dava tarihinden itibaren her yıl EFE-ÜFE’deki artış oranında artırılarak davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 10.10.2012 tarih, 2012/16016 E.- 2012/21232 K. sayılı ilamı ile; “…….. mahkemece; davacının hissedarı olduğu şirketin ticari faaliyetinin devam edip etmediği, şirketle ilgili olarak, hisse miktarları ve ne kadar gelir elde ettiği hususlarındaki deliller tam olarak toplanıp ve bu konuda gerekirse bilirkişi incelemesi yapılıp, davacının tüm gelir ve mal varlığı tam olarak tesbit edilip, boşanma ve sonrası (şimdiki hali) mali durumu tam olarak tesbit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda deliller tam olarak toplanmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş,
Mahkemece; bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde, “tarafların 2001 yılında anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma sırasında tarafların davalı lehine bağlanan yoksulluk nafakasının her yıl % 60 oranında arttırılmasına karar verdikleri, ancak yıllar içinde tarafların ekonomik durumlarında değişiklikler olduğu, davacının yeniden evlendiği, iş yerinin tasfiye sürecine girdiği, ekonomik durumda gerileme olduğu, davacının ekonomik şartlarında ciddi boyutlarda değişiklikler bulunduğu, davacının ödeme zorluğu çektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulu ile, yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere 600 TL olarak belirlenmesine ve bu nafakanın her yıl EFE-ÜFE’deki artış oranında artırılmasına”, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma ilamı gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.
Dosya kapsamına göre; davacının hissedarı olduğu şirketin tasfiye sürecine girdiği bu nedenle davacının, ekonomik durumunda gerileme olduğu gerekçesiyle nafakanın indirilmesine karar verilmiş ise de dosya içinde mevcut tapu kaydında ekonomik durumu gerilediği iddia edilen davacının 19.03.2013 tarihinde niteliği üç bloklu atölye olan 16 nolu bağımsız bölümü satın aldığı, ayrıca İstanbul Beylikdüzü’nde kain bir taşınmazın da yarı hissedarı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen bu olgular karşısında; davacının ekonomik ve sosyal durumunun kötüye gittiği, gerilediği yönündeki iddianın dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerle çeliştiği sabittir. Bu durumda mahkemece; davacının ekonomik ve sosyal durumunun net, çelişkisiz tespiti amacıyla konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davacının ortağı olduğu şirketin tasfiyeye girme nedeni araştırılarak, tasfiyeye girme nedeniyle davacının ekonomik ve sosyal yaşamında değişiklik yaşanıp yaşanmadığı, hakkında nafaka alacağı dışında takip eden icra takip dosyalarının bulunup bulunmadığı, ayrıca sahip olduğu taşınmazların rayiç değerlerinin tespiti ile sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken, davacının ortağı olduğu şirketin tasfiyeye girmesi nedeniyle ekonomik durumunun bozulduğu gerekçe gösterilmek suretiyle, eksik inceleme sonucu davalı aleyhine fahiş miktarda nafaka indirimi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın