EKSİK İŞ NEDENİYLE DOĞAN ZARARIN TAZMİNİ TALEBİ

Özet:  Uyuşmazlıkta, davacı taraf taraflar arasında 29.05.2014 tarihli “İş sözleşmesi ve İş Teslim Senedi” başlıklı sözleşmenin imzalandığını iddia etmekte ise de, davalı taraf bu sözleşmeyi imzalamadığını, sözleşmenin sahte olduğunu ve imza ve kaşenin başka bir yerden fotoshop ile bu belgeye aktarıldığını ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını beyan etmektedir. Sözleşmenin hukuken geçerli olup olmadığı ve sözleşmeye hukuki değer atfedilip edilmeyeceği hususu tartışılmadan davanın esası hakkında karar verilemez. Bu incelemenin davalının isticvabı suretiyle yapılması zorunlu bulunmaktadır.
T.C.
Yargıtay
15. Hukuk Dairesi
E: 2018/4112 K: 2018/4397 K.T.: 12.11.2018
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik iş nedeniyle doğan zararın tazmini talebiyle yürütülen icra takibine itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatı talebine ilişkindir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Davacı iş sahibi vekili; banyo ve iç dekorasyon alanında faaliyet gösteren …Mimarlık arasında 29.05.2014 tarihinde özel mobilya imalâtı hususunda sözleşme imzalandığını, davalı firmanın müvekkili firma için yatak odası gardrobu, çocuk odası dolapları, misafir banyosu ve lavaboları ve çocuk odası gardrobu imâl ederek 10.06.2014 tarihine kadar teslim etmesi gerektiğini, müvekkilinin 6.890,00 TL avans ödediğini, sözleşmedeki sürelere uyulmadığı takdirde gün başına 200,00 TL gecikme bedeli ödeneceğinin kabul edildiğini, davalı firmanın edimlerini yerine getirmediğini, yapmaları gereken işleri eksik bıraktıklarını, daha sonra müvekkilinin eksik işleri tamamlaması için başkalarıyla anlaştığını, 8.000,00 TL daha ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin zarara uğradığını, 13.431,07 TL alacağı bulunduğunu, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4789 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan haksız itirazın iptâline, takibin devamına, davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yüklenici vekili; davanın haksız ve yersiz açıldığını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir sözleşmenin imzalanmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan 29.05.2014 tarihli sözleşmenin sahte olduğunu, müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davacının bir takım hileli işlerle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacının sunduğu faturaların hiç biri müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacının başkasına yapmış olduğu ödemelerin müvekkilini ilgilendirmediğini, faturalardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince yasal süresi içerisinden temyiz edilmiştir.
Davalı aşamalardaki savunmalarında akdi ilişkiyi inkâr etmiş ve taraflar arasında davacı
tarafın bahsettiğinin aksine sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmuştur.
Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Bir başka deyişle taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının ispat edilmesi ve sözleşmenin tarafları arasında yargılamanın sürdürülmesi esastır.
Somut olayımızda davacı taraf taraflar arasında 29.05.2014 tarihli “İş sözleşmesi ve İş Teslim Senedi” başlıklı sözleşmenin imzalandığını iddia etmekte ise de, davalı taraf bu sözleşmeyi imzalamadığını, sözleşmenin sahte olduğunu ve imza ve kaşenin başka bir yerden fotoshop ile bu belgeye aktarıldığını ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığını beyan etmektedir. Sözleşmenin hukuken geçerli olup olmadığı ve sözleşmeye hukuki değer atfedilip edilmeyeceği hususu tartışılmadan davanın esası hakkında karar verilemez. Bu incelemenin davalının isticvabı suretiyle yapılması zorunlu bulunmaktadır.
İsticvap, 6100 sayılı HMK’nın 169. (1086 sayılı HUMK’nun 230) ve devamı maddelerinde açıkça düzenlenmiş olup, mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine, taraflardan birini davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulanan hususlar hakkında dinleyebilir. İsticvap, bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir vakıa hakkında mahkeme tarafından dinlenmesi anlamına gelmekte olup, davanın aydınlatılmasına katkıda bulunan bir usul işlemi olarak tanımlanmaktadır. İsticvap, bizzat taraf davet edilmek suretiyle yapılır ve usulüne uygun davetiyeye rağmen taraf isticvap için mahkemeye gelmezse isticvap edilen vakıa ikrar edilmiş sayılır.
HMK 208/1 maddesinde “Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.” ve HMK 211.maddesinde “.. (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. B) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafın delil olarak dayandığı 29.05.2014 tarihli sözleşme altında bulunan imzanın davalıya ait olup olmadığı az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı isticvap edilerek araştırılıp incelenmemiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; davalı asılın HMK 169, 208 ve 211. madde hükümleri gereği isticvap edilerek davacı tarafın dayandığı 29.05.2014 tarihli “İş Sözleşmesi ve İş Teslim
Senedi” başlıklı sözleşme altında davalıya atfen atılan imzanın davalıya ait olup olmadığı gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle belirlenmeli, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu ve davalıyı bağladığı sonucuna ulaşıldığında yapılan imalâtın fizikî oranı hesaplatılmalı ve buna göre davacının varsa zarar miktarı belirlenerek hüküm kurmaktan ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan, hukuki yanılgıya düşülerek hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın