Hak sahibi zilyet, kötü niyetli zilyetten her zaman ecrimisil isteyebilir

Özet: Bir taşınmaz malın yararlanma hakkının malik tarafından başka kimseye bırakılması halinde, işgal tazminatını istemek hakkı, yararlanma hakkına sahip olan kişiye ait olur. Başka bir deyişle, hak sahibi zilyet, kötü niyetli zilyetten her zaman ecrimisil isteyebilir. Bu durumda TMK’nın 983 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğe dayalı bu davada, öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus; davacının somut olayda, dava dışı Muratpaşa Vakfına ait taşınmazda davalılara karşı üstün ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunup bulunmadığıdır. Hal böyle olunca, az yukarıda yapılan açıklamalar ve tarafların hiçbirisinin taşınmazda kayıt maliki olmadığı hususları da gözönünde bulundurularak, uyuşmazlığın üstün ve korunmaya değer zilyetliğin kimde olduğu hususu öncelikle araştırılarak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak taraf delillerine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, talebin tapulu taşınmazda ecrimisil şeklinde hatalı nitelendirilerek, dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2018/13253 K: 2018/19089 K.T.: 22.11.2018
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı; … Caddesinde bulunan dükkanların eşi …’a ait olduklarını ve dava dışı gerçek kişilere kiralandıklarını, eşinin ölümü üzerine kira bedellerinin davalılar tarafından tahsil edildiğini açıklayarak, davalıların haksız olarak dükkanların davacı tarafından kullanımını engellemeleri ve haksız olarak kazanç elde etmeleri nedeniyle toplam 24.000 TL ecrimisilin 2012 yılı Haziran ayından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının kira talebinde bulunduğu dükkanlarda hak sahibi olmadığını, davacının eşi Aziz’in ölene kadar muris Hatice’yi temsilen kiraları aldığını, Aziz’in ölümü sonrası mirasçılardan Mustafa’nın tahsile devam ettiğini, davacının Aziz’in mirasını da reddettiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu … 10 parsel sayılı taşınmazın Muratpaşa Vakfı adına kayıtlı olduğu, davacının taşınmazda malik olmadığı bu haliyle davacının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın HMK’nin 114/1-d maddesinde düzenlenen husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; davacı tarafın dava dilekçesinde, dava dışı gerçek kişiler ile yakın murisi … arasında düzenlenen kira sözleşmelerine dayanarak, bu sözleşmeler gereği muris …’ın mirasçılarına ödenmesi gereken kira bedellerinin davalılar tarafından tahsil edildiği ve haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla alacak talebinde bulunduğu, dava konusu dükkanların üzerinde bulunduğu 10986 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapuda … Vakfı adına kayıtlı olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından, dava; tapulu taşınmazda ecrimisil talebi olarak değerlendirilerek karar verilmiştir. Oysa davacının talebi, taşınmaz üzerindeki kullanım hakkına dolayısıyla zilyetliğe ilişkindir. Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, verilen hüküm dosya içeriğine uygun değildir.
Ecrimisil davaları, taşınmaz maliki tarafından açılabileceği gibi taşınmaza zilyet olan kişi ya da mirasçıları tarafından da açılabilir. Bu durumda davacı, rızası bulunmadan taşınmaz mal zilyetliği gasp edilmiş olan kişidir. Bir taşınmaz malın yararlanma hakkının malik tarafından başka kimseye bırakılması halinde, işgal tazminatını istemek hakkı, yararlanma hakkına sahip olan kişiye ait olur. Başka bir deyişle, hak sahibi zilyet, kötü niyetli zilyetten her zaman ecrimisil isteyebilir (TMK mad. 982 ve 983). Bu durumda TMK’nin 983 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğe dayalı bu davada, öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus; davacının somut olayda, dava dışı Muratpaşa Vakfına ait taşınmazda davalılara karşı üstün ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunup bulunmadığıdır.
Hal böyle olunca, az yukarıda yapılan açıklamalar ve tarafların hiçbirisinin taşınmazda kayıt maliki olmadığı hususları da gözönünde bulundurularak, uyuşmazlığın üstün ve korunmaya değer zilyetliğin kimde olduğu hususu öncelikle araştırılarak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak taraf delillerine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, talebin tapulu taşınmazda ecrimisil şeklinde hatalı nitelendirilerek, dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın