HAKSIZ YERE ȘİKAYET HAKKININ KULLANILMASI SONUCUNDA DAVACI LEHİNE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLİR

TC YARGITAY  4. Hukuk Dairesi

2016/12207 E.
2018/7224 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 20/05/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 07/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının maddi tazminata yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2)Davacının manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız şikayetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin, davalının evinde çalışmaya başladığını, bir hafta sonra davalının, evinde sakladığı paralarının davacı tarafından çalındığını ifade ederek şikayetçi olduğunu ve davacı hakkında ceza soruşturulması açıldığını, şikayetten yaklaşık bir hafta sonra ise davalının çalındığını iddia ettiği paraları tesadüfen evinin başka bir yerinde bulduğunu beyan ederek şikayetinden vazgeçtiğini ve davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davalının şikayeti nedeniyle davacının uzun süre iş bulamadığını, kişilik haklarının zedelendiğini belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının Anayasal şikayet hakkını kullandığı, bu nedenle şikayetin kişilik haklarının ihlali niteliğinde olmadığı, maddi tazminata ilişkin ise herhangi bir belge sunulmadığından zararın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını ve cezalandırılmasını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasa’nın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka 17. maddesinde de herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmış, 25. maddesinde kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiş, BK’nın 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Dava konusu olay ile ilgili olan… Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/6033 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; davalının 19/04/2014 tarihinde… Polis Merkezi Amirliğine başvurarak o gün kol çantasını kontrol ettiğinde çantasında bulundurduğu parasının yerinde olmadığını gördüğünü, bu hırsızlık ile ilgili evine temizliğe gelen davacıdan şüphelendiğini ve şikayetçi olduğunu ifade ettiği, davalının 27/04/2015 tarihinde yeniden alınan ifadesinde ise çalındığını iddia ettiği paranın evinin başka bir yerinde bulduğu için şikayetçi olmadığını bildirdiği, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da davacı hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacıya yöneltilen suçlamanın ağır ve yüz kızartıcı bir isnat olduğu, davalının şikayet yoluna başvurmadan önce evinde arama yapmadığı, doğrudan şikayet yolunu seçtiği, gerekli özen ve hassasiyeti göstermeyerek davacıya yönelik suçlamalarda bulunulduğu dikkate alındığında; davalının, davacıya yönelik şikayeti haksız olup davanın reddi doğru olmamıştır. Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ve şikayet hakkının sınırlarının aşıldığı, bunun da hukuken korunamayacağı gözetilerek, davacı yararına somut olaya uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/11/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın