İFLAS ERTELENMESİ DAVASINDAKİ TEDBİR GEREĞİNCE İPOTEK KONUSU TAŞINMAZIN SATIŞININ GERÇEKLEŞTİRİLEMEYECEĞİ

Özet: İflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararı ve İİK 179/b maddesi gereğince, ipotek konusu taşınmazın satışı gerçekleştirilemeyeceğinden mahkemece, dosyada mübrez iflasın ertelenmesi ve bu davada verilen ihtiyati tedbir kararları incelenerek ve ihale tarihinde, borçlu şirket hakkındaki tedbirin devam edip etmediği tespit edilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
E: 2017/9289
K: 2018/10899
K.T.: 06.11.2018
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayet eden ipotek borçlusunun icra mahkemesine başvurusunda; tapuda 8765 ada 4 parsel A Blok 21 numaralı bağımsız bölüm olarak kayıtlı bulunan taşınmaza ilişkin 21.07.2016 tarihli ihalenin feshini talep ettiği, mahkemece, şikayetin reddi ile şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedildiği, kararın şikayetçi tarafından istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2017 tarih ve 2017/1634 E. – 2017/2143 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
İİK’nun 179/b maddesi hükmü gereğince; iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre de; erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak, bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.
Somut olayda, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/760 E. sayılı dosyası ile borçlu şirket tarafından açılan iflasın ertelenmesi davası kapsamında, anılan mahkemece, 15.02.2012 tarihinde; “ … taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehni ile temin edilen alacaklar nedeni ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlamış ve başlayacak takiplerde işleyecek olan ve mevcut rehin ile karşılanmayacak faizler teminatlandırılmak kaydıyla muhafaza tedbirleri alınmaması ve rehinli malın satılmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına” şeklinde tedbir kararı verildiği görülmektedir.
İİK’nun 179/b-2. maddesi gereğince, borçlu şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanmasında yasaya uymayan bir yön yoktur. Ancak, aynı madde hükmüne göre, ipotekli taşınmazın satışı gerçekleştirilemez ve bu husus kamu düzeninden olup mahkemece, taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi resen nazara alınması gereklidir. Ne var ki, burada çözümlenmesi gereken sorun, hakkında tedbir kararı verilen borçlu şirketin değil, hakkında tedbir kararı bulunmayan diğer borçluların ihale konusu taşınmazın maliki olması halinde, İİK’nun 179/b-2 maddesi uyarınca satışın yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
İİK’nun 149. maddesinde; “İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir” hükmüne yer verilmiştir. Yine İİK.nun 150/ı maddesinde; “Borçlu cari hesap veya kısa orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi,….” krediyi kullandıran tarafın başvurusu üzerine ve anılan maddede yazılı koşulların oluşması halinde, icra müdürünün aynı Kanunun 149. maddesi uyarınca işlem yapacağı yazılıdır.
İİK’nun 149. maddesi içeriğinden, asıl borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Şu halde, asıl borçlu hakkında iflasın ertelenmesi davası kapsamında verilen tedbir kararının, hem söz konusu kararın niteliği gereği, hem de zorunlu takip arkadaşlığı nedeniyle ipotekli taşınmaz maliki yönünden sonuç doğurmayacağının kabulü mümkün değildir.
Temyize konu dosyada, asıl borçlunun … Ltd. Şti. olduğu, ipotekli taşınmazın malikinin ise şikayetçi … olduğu anlaşılmaktadır. İpotekli taşınmazın maliki … hakkında verilmiş iflas erteleme veya ihtiyati tedbir kararı bulunmasa da, takip, şikayetçi şirketin borçlarından dolayı ve söz konusu şirket lehine verilen ipoteğe dayalı olarak başlatılmıştır.
Bu durumda, iflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararı ve İİK’nun 179/b maddesi gereğince, ipotek konusu taşınmazın satışı gerçekleştirilemeyeceğinden, mahkemece, dosyada mübrez iflasınertelenmesi ve bu davada verilen ihtiyati tedbir kararları incelenerek ve ihale tarihinde, borçlu şirket hakkındaki tedbirin devam edip etmediği tespit edilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2017 tarih ve 2017/1634 E. – 2017/2143 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve … 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 21.02.2017 tarih ve 2016/747 E.- 2017/153 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 06/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın