İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA KABUL EDİLEN MİKTAR ORANINDA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMELİDİR

YARGITAY 9. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2016/8314
KARAR NO    : 2019/19939

MAHKEMESİ         : İSTANBUL 7. İŞ MAHKEMESİ

TARİHİ                   : 30/12/2015
NUMARASI            : 2014/77 – 2015/820
DAVACI                  : S.Y. ADINA AVUKAT N.D.
DAVALI                  : S. TURİZM TİC. İNŞ. VE SAN. A.Ş. ADINA AVUKAT S.K.
BİRLEŞEN DAVA   : İSTANBUL 24. İŞ MAHKEMESİNİN 2014/335 ESAS SAYILI DOSYASI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY  KARARI

A) Davacı – Birleşen Dosya Davacısı İsteminin Özeti:

Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 09.05.1996 – 20.07.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdini haklı nedenle fesheden müvekkilinin alacaklarının tahsili için İstanbul 6. İş Mahkemesi’nin 2012/23 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, davada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının hesaplandığını, müvekkilinin ekonomik durumu nedeniyle o tarih itibariyle imkan vermediğinden davanın ıslah edilemediğini, dava bittikten sonra bakiye alacakların icra takibine konulduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek takibe yapılan itirazın iptali ile birleşen dosyada da faize yapılan itirazın iptali isteminde bulunmuştur. 

B) Davalı – Birleşen Dosya Davalısı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, takibe dayanak alacakların zamanaşımına uğradığını, hüküm altına alınan alacakların davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 

Davacı kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacakları yönünden davalı aleyhine icra takibi yapmıştır. Davalı süresi içerisinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Hem mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/3, hem de 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 147/1. maddesine göre işçi ücretlerine ilişkin davalar 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Fazla çalışma alacağı da bu tür alacaklardandır. Bu nedenle icra takibiyle talep edilen fazla çalışma alacağının takip tarihinden geriye doğru 5 yılın dışında kalan kısmı zamanaşımına uğramıştır. Buna göre 04/12/2009 olan takip tarihinden 5 yıl geriye gidilerek 04/12/2004 tarihinden sonrası için fazla çalışma ücreti hesaplanmalı, belirlenecek olan miktardan kesinleşen kısmi davada hüküm altına alınan miktar çıkarılarak bakiyesi hakkında karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

3- Davacı birleşen dosya ile kıdem tazminatı için fesih tarihinden takip tarihine kadar icra takibine konulan faiz alacağına itirazın iptalini talep etmiş ve istek mahkemece kısmen kabul edilmiştir. Buna göre asıl davanın hükmü kurulurken birleşen dosya yönünden hüküm altına alınan faiz alacağının da ana paraya eklenmesi mükerrer tahsil niteliğinde olup bozmayı gerektirmiştir.

4- İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 

İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8 ve 28. maddelerinin işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmolunmaz. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu likit alacak kavramını açıklamıştır. Yargıtay’a göre; “Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir (HGK. 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E, 2010/397 K, HGK)”. 

Görüldüğü gibi likit olma ölçütünde Yargıtay; “Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olmasını ya da belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması”nı aramaktadır. 

Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. 

Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdemi ve ücreti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kesinleşen kısmi dava ile işçinin kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti özünde tartışmalı olmayıp, aksine işveren işçinin ne kadar alacağı bulunduğunu belirleyebilecek durumdadır. Bu nedenle işverenin borçlu olduğunu düşündüğü kısım dahil tüm miktara itiraz etmesi işvereni kısmen kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatı ödeme yükümlülüğü altına sokacaktır. Açıklanan nedenlerle takibe konu asıl alacak miktarı likit olduğundan, kabulüne karar verilen ve takibe konu edilen asıl alacak bakımından icra inkar tazminatının kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.

F) SONUÇ:

  1. Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 14/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildim

Bir cevap yazın