KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİ UYARINCA İNŞAATIN GETİRİLEN FİZİKİ SEVİYESİ VE İNŞAATA KİMİN TARAFINDAN DEVAM EDİLDİĞİNİN SAPTANMASI GEREKTİĞİ

Özet: Uyuşmazlık, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, fesih konusunu oluşturan tüm sözleşmeler temin edilmeli, tarafların tüm delilleri toplanmalı, teknik bilirkişiler aracılığı ile mahallinde keşif yapılarak; 27.09.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatın getirilen fiziki seviyesi ve inşaata kimin tarafından devam edildiği saptanmalı, bu konuda teknik bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi
E: 2015/1019
K: 2018/7324
K.T.: 05.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2012 gününde verilen dilekçe ile yükleniciden satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.06.2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı arsa malikleri ile davalı yüklenici … Yapı ve İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti arasındaki 27.09.2007 gün ve 10231 yevmiye sayılı … 6. Noterliğinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiuyarınca yükleniciye bırakılan (A) blok 29 numaralı bağımsız bölümün davalı yüklenici tarafından 02.07.2010 gün ve 11397 yevmiye sayılı … 25. Noterliğinin düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davacıya temlik edildiğini, bedelin ödenerek edimin yerine getirilmesine rağmen tapu kaydının devredilmediğini ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölümün bir kısım arsa malikleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı arsa maliki … vekili, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 12.05.2016 tarihli, 2015/13303 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamıyla “davacı, tüketici yüklenicinin temlikine dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemektedir. Yüklenici, finansman sağlayarak arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binaya karşılık, bu binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir.
Arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen inşat sözleşmesi gereğince yükleniciden bağımsız bölüm temlik alınmasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ilgili olarak kanunlarımızda bir düzenleme mevcut olmadığından bu konulardaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 1988/2 sayılı Yargıtay İBBGK Kararı ile “tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 2. maddesi gözetilerek açılan tescil davasını kabul edilebileceği” benimsenmiştir.
Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Türk Borçlar Kanununun 184. maddesi gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Bu tür davalarda mahkemece öncelikle yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) yerine getirip getirmediğinin, ardından sözleşme hükümlerindeki iskan koşulu (oturma izni) v.s. diğer borçlarını ifa edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Bunun için de davaya konu temlik işleminin geçerli olup olmadığı, arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin borçlarının neler olduğunun sözleşme hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının, arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik alması halinde arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. Türk Borçlar Kanununun 188. maddesi gereğince; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.” Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz.
Yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davalılar ve dava dışı … Yapı Emlak İnş. Taah. Turizm Dış Tic. Ltd. Şti arasında yapılan 07.04.2014 gün ve 3078 yevmiye sayılı … 6. Noterliğinin düzenleme şeklindeki fesihnamesi ile dava konusu taşınmaz satım sözleşmesinin dayanağını oluşturan 27.09.2007 gün ve 10231 yevmiye sayılı … 6. Noterliğinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile 27.09.2012 gün ve 8467 yevmiye numaralı … 6. Noterliğinde yapılan sözleşme ve ek sözleşme sona erdirilmiştir. Yerel mahkemece, davalılar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiği, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devamı halinde hak sahibi olabileceği aksi durumda hak iddia edemeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı yüklenicinin edimini yerine getirmediğine dair dosyada hiç bir delil bulunmadığını, mahkemece yapının seviyesinin tespiti yönünde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Mahkemece, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamış, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/113 Değişik İş sayılı dosyasına ibraz edilen 20.11.2012 tarihli teknik raporda dava konusu taşınmazdaki yapının seviyesinin A Blokta % 87,95 B Blokta ise % 58,12 olduğu tespit edilmiştir. Oysa ki kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatın tamamlanma seviyesinin karar tarihine yakın belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, fesih konusunu oluşturan tüm sözleşmeler temin edilmeli, tarafların tüm delilleri toplanmalı, teknik bilirkişiler aracılığı ile mahallinde keşif yapılarak; 27.09.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatın getirilen fiziki seviyesi ve inşaata kimin tarafından devam edildiği saptanmalı, bu konuda teknik bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın