KİRA ALACAĞI, İTİRAZIN İPTALİ, SÖZLEŞMEDE KİRALAYANIN İSİM DEĞİŞİKLİLİĞİ

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2017/341
KARAR NO.2017/1167
KARAR TARİHİ.06.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması

ÖZET:Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. İİK’nun 63.maddesi hükmüne göre itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracı icra takibinde davacının kiraya veren sıfatına itiraz etmemekle birlikte, cevap dilekçesi ile birlikte takip dayanağı kira sözleşmesindeki kiralayan isminin “…” olarak değiştirildiği yönündeki itirazı sözleşme metninden anlaşılır nitelikte olup sonradan ileri sürülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Nitekim davaya dayanak kira sözleşmesinde kiraya veren sıfatı altında “…” isminin “…” olarak düzeltilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu değişiklik taraflarca imza ya da paraf atılmak suretiyle onaylanmamıştır. Bu durumda Mahkemece davacının kiralayan sıfatı konusundaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 01.04.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 27.03.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 2.500,00 Dolar’dan 2013 yılı Aralık ve 2014 yılı Ocak, Şubat ayları kira bedeli 7.500,00 Dolar’ın faiziyle tahsilini istemiş, ödeme emri davalı borçluya 05.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Davalı borçlu vekili itiraz dilekçesinde, müvekkilinin halen daha yurt dışında olması nedeniyle müvekkilinin babas…… tarafından dava konusu taşınmazın tahliye edilerek anahtarlarının apartman görevlisine 05.02.2014 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin borcu olmadığının kira ödemelerine ilişkin makbuz ve banka kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir.

Davacı alacaklı İcra Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kira sözleşmesinde davalı müvekkiline bilgi verilmeden ve rızası alınmadan değişiklik yapıldığını, kira sözleşmesi …… ile imzalanmışken kiralayanın adının “…….” olarak düzletildiğini, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, icra dosyasında kira sözleşmesine bir itiraz bulunulmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalı borçlunun itirazının 5.446,43 USD asıl alacak ve 46.43 USD işlemiş faiz yönünden yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen
kabulüne karar verilmiş. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.

Taraflar arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. İİK’nun 63.maddesi hükmüne göre itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracı icra takibinde davacının kiraya veren sıfatına itiraz etmemekle birlikte, cevap dilekçesi ile birlikte takip dayanağı kira sözleşmesindeki kiralayan isminin “…” olarak değiştirildiği yönündeki itirazı sözleşme metninden anlaşılır nitelikte olup sonradan ileri sürülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Nitekim davaya dayanak kira sözleşmesinde kiraya veren sıfatı altında “…” isminin “…” olarak düzeltilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu değişiklik taraflarca imza ya da paraf atılmak suretiyle onaylanmamıştır. Bu durumda Mahkemece davacının kiralayan sıfatı konusundaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.na 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nun 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın