MAL REJİMİNİN TASFİYESİ İLE KATKI PAYI ALACAĞI İSTEMİ

T.C.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

E: 2016/11982
K: 2018/17470
K.T.: 17.10.2018

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların evlilik birliği içinde davacının katkısıyla edinildiğini açıklayarak mal rejiminin tasfiyesi ile 50.000-TL katkı payı alacağı isteğinde bulunmuş, 27.10.2015 havale tarihli dilekçede, sehven katkı payı olarak belirtilen dava konusunun katılım payı olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, 12.02.2016 tarihinde harcını yatırdığı ıslah dilekçesi ile talebini 222.206-TL katılma alacağı olarak ıslah etmiştir. Davalı ……… davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 50.000-TL ile ıslah tarihi olan 12.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 172.206-TL olmak üzere toplam 222.206-TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

a) Tasfiyeye konu taşınmazın …… üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, ……e yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. …… ödemelerinin 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda, eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanması halinde ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakkı doğabilecektir.

…… ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı, bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.

Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin …… ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 Sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek “değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı” miktarlarının tespitinde gözetilecektir. Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda …… üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (…, …, … vb.) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (…, gündelik, … payı vb.) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.

Somut olaya gelince; eşler, 27.07.1981 tarihinde evlenmiş, 11.05.2012 tarihinde açılan …… davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi …… davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden …… tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 1232 ada 31 parseldeki 4 nolu mesken ………Yapı ……i adına kayıtlı iken 10.11.2009 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiş, …… dava tarihinden önce 04.05.2012 tarihinde …… Sosyal isimli kişiye bağış yoluyla devredilmiştir. Tasfiyeye konu 101 ada 1 parseldeki 22 nolu işyeri (öncesi 348 parseldeki 22 nolu işyeri) 21.12.2006 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179). Mahkemece, dava konusu meskenin 11.10.2009 tarihinde, işyerinin 21.12.2006 tarihinde ferdileşme sonucu davalı adına tescil edildiği, davanın katılma alacağına ilişkin olduğu gerekçesiyle 07.12.2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, dava konusu taşınmazların keşif tarihi itibariyle belirlenen değerlerinin yarısı üzerinden 222.206-TL katılma alacağına hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, tasfiyeye konu taşınmazların ferdileşme yoluyla davalı adına tescil edildiği anlaşılmasına rağmen mahkemece …… üyeliğine ilişkin üyelik kayıtları ile ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler getirtilmeden değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı savunmasında, taşınmazların edinimi sırasında banka kredileri kullanmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Tasfiyeye konu taşınmazların tapu kayıtlarının ferdileşme yoluyla davalı adına oluştuğu, davalının savunmasında borçlar sebebiyle kredi kullandığını ileri sürdüğü gözetilerek, tasfiyeye konu taşınmazların …… üyeliği yoluyla edinilmesine ilişkin tüm bilgi, belge ve kayıtlar getirtilerek ödemelerin hangi tarihte tamamlandığının, davalının kullandığı kredilerin …… ödemeleri ile bağlantısı bulunup bulunmadığının araştırılarak buna ilişkin belgelerin dosyaya kazandırılması, gelen kayıtlar değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

b) Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir (TMK mad.228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad.227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad.232 ve 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Tasfiyede devredilen mal varlığının devir tarihindeki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vb.) esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri hesaplamada göz önünde bulundurulur. (TMK mad.235/2). Mahkemece 10.07.2015 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 02.09.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda tasfiyeye konu taşınmazların değerleri belirlenirken yapı değerleri ile arsa değerlerinin ayrı ayrı belirlendiği, bu belirleme yapılırken yapı değerleri yönünden inşaat birim maliyetlerinin esas alındığı, neticede ayrı ayrı belirlenen yapı değerleri ve arsa değerlerinin toplanması suretiyle taşınmaz değerlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yapılan bu hesaplama yöntemine katılmak mümkün değildir. Mahkemece, tasfiyeye konu taşınmazların arsasıyla birlikte değerlerine etki edecek tüm özellikleri gözetilerek karar tarihine en yakın tarihteki piyasa sürüm değeri belirlenerek bu değer üzerinden katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken taşınmazların arsasının piyasa değeri ile inşaat birim maliyetlerine göre belirlenen yapı değeri toplanmak suretiyle bulunan değerler üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.

c) TMK’nin 239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” yazılıdır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, karar tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesi gerekirken, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmüş olması da doğru değildir.Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirme yapılarak, talep miktarı ile tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2-a), (2-b) ve (2-c) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın