MİRASININ REDDİ – TEREKEYE TEMSİLCİ ATANMASI

YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ

E.2018/4758
K.2018/7718

– MİRASININ REDDİ
– TEREKEYE TEMSİLCİ ATANMASI

4721 Sayılı K.Madde 620

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, hasımsız olarak 01.12.2015 gününde verilen dilekçe ile muris … `ın terekesinin tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.02.2016 günlü hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 gün ve 2018/78298 sayılı tebliğnamesi ile 6100 sayılı HMK`nin 363/1 maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili 01.12.2015 tarihinde hasımsız olarak verilen dilekçesi ile davacının eşi olan muris avukat … `ın 23.09.2015 tarihinde mernis adresinde kayıtlı son ikametgahı olan … de vefat ettiği, geride mirasçı olarak davacı … ile murisin önceki evliliğinden olan oğlu … ve kızı …`ın kaldığı ancak mirasçı olan çocukların … Sulh Hukuk Mahkemesinde 10.11.2015 tarihli dilekçeleri ile TMK`nin 605. maddesi gereğince mirasın reddi için başvuruda bulundukları belirtilerek murisin terekesinin tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
Hasımsız olarak açılan bu davada gönderilen çağrı kağıdına göre mirası reddeden mirasçılar vekili murisin ofisindeki dosyaların ve murisin terekesinin araştırılarak murisin alacaklılarının da terekenin tespitinden haberdar edilmesi ve murisin terekesine dahil alacaklar davacı tarafından tahsil edilmekte olup, bu alacakların tespit edilmesi davada gerekli araştırmaların yapılmasını isteyen cevap dilekçesi vermiştir.
Mahkemece davanın kabulüne; muris … `ın terekesinin mahkememizce 18.12.2015 tarihli tutanakla tespit edilmiş bir kısım eşya, … Şubesinde mevcut kiralık kasa, … şubesinde mevcut 0,95 Euro, Vergi Dairesine 100.825,79TL borç, … Bankasına 10.393,00TL borç olarak tespitine, terekenin mirasçı …`a teslimine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davaya katılan mirasçılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına 18.02.2016 tarihinde karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli 2018/78298 sayılı tebliğnamesi ile hasımsız olarak verildiği anda kesinleşmiş bulunan yukarıda yazılı hükmün HMK`nin 363/1. maddesi ve 4721 sayılı TMK`nin 611. maddesi gereğince miras payını reddeden mirasçıların yasal mirasçıları ile birlikte taraf teşkili sağlanmadan yazılı olduğu şekilde davanın esasına dair verilen kararın kanun yararına bozulması istenmiştir.
Davacının talebi TMK m. 589 gereğince terekenin tedbir mahiyetindeki tespiti istemidir. Terekenin tedbiren tespiti talebi bir süreye tâbi olmadan her zaman istenebilir.
“Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya resen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır“.
Dosyanın incelemesinden, söz konusu davadan önce 08.10.2015 tarihinde … 3. Noterliğince verilen veraset ilamına göre miras bırakan … `ın çocukları olan … ve …`ın 10.11.2015 tarihine reddi miras dilekçelerini … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/568 Esas ve 2015/569 Esas sayılı dosyalarında mahkemeye vermiş oldukları, ancak her iki mirasçının da reşit olmayan çocuklarının bulunduğu nüfus kayıtlarından ve … Sulh Hukuk Mahkemesinden 2016/237 Esas, 2016/230 Karar sayılı 28.03.2016 tarihli yeni veraset ilamından anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 611. maddesinde “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.“ hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, reddedilen miras paylarına kendi çocuklarının mirasçısı olacağı göz önüne alınarak mahkemece, miras paylarını reddeden mirasçıların yasal mirasçılarının araştırılması ve reşit olan 04.07.1977 doğumlu … ve 16.07.1998 doğumlu …`ya tebligat yapılıp davaya dahil edilmesi, reşit olmayan çocuklar 03.12.2001 doğumlu … ve 23.05.2013 doğumlu … için kayyum atanması, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde miras payını reddeden mirasçıların yasal mirasçılarıyla birlikte taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ayrıca davaya katılmayan bu mirasçılar tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/24 sayılı dosyasında tereke tespiti yaptırıldığına göre bu dosyada getirtilerek incelenmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; TMK`nin 589. maddesi gereğince sadece tespit ve korumaya yönelik tespit ile ilgili karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken terekeye ait para yönünden terekenin tasfiyesi anlamını doğuracak şekilde “terekenin mirasçı davacıya teslimine“ şeklinde karar verilmesi de doğru değildir.
Mahkemece, değinilen hususlar gözetilmeksizin eksik taraf teşkiliyle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmediğinden Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet Bakanlığının gösterdiği lüzum üzerine kanun yararına bozma isteğinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HMK`nin 363/1 maddesine dayalı Kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, bozma ilamı ve ekindeki dosyanın gereği yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 13.11.2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı …, muris … `ın mirasının reddine esas olmak üzere terekesinin defterinin tutulmasını ve terekeye temsilci atanmasını talep etmiştir.
Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 620. maddesinde gösterilen usule uygun işlem yapmadan terekenin tespitini yapmış, ayrıca terekeye temsilci atanması talebi hakkında bir karar vermemiştir.
Mahkeme kararı ilgilisi tarafından temyiz edilmemiştir.
Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, taraf teşkili sağlanmadan verilen kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 589. maddesi ve 620 . maddelerinde, gerek tereke mallarının korunmasına ilişkin istemlerin, gerek mirası reddetmeye hakkı olan mirasçının terekenin defterinin tutulması isteminde, diğer mirasçıların davada taraf olarak yer alması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Türk Medeni Kanununun 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci tayini istemlerinde, diğer mirasçıların davada taraf olması gerekmekte ise de, mahkemece miras ortaklığına temsilci atanmamamış, ancak bu husus temyize getirilmemiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, mirasçılardan bir kısmına tebligat yapılmaması kanun yararına bozma nedeni olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.

Bir cevap yazın