MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAPU İPTAL VE TESCİL İSTEMİ

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
E: 2017/4336
K: 2018/15081
K.T.: 29.11.2018
Özet: Mirasbırakan adına kayıtlı başkaca aktif-pasif tapu kaydı bulunup bulunmadığının taraflardan da sorulmak suretiyle ilgili tapu müdürlüğünden araştırılması, varsa tapu kayıtlarının istenilmesi, taşınmaz başında keşif yapılarak temlik tarihlerindeki gerçek bedelin belirlenmesi, davalının çekişmeli taşınmazın alımı için işlettiği kantini mirasbırakana devrettiği savunması üzerinde durulması, satış bedelinin ne şekilde ödendiğinin tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekir.
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil ile ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisil isteğinin ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisilisteğinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine anılan istinaf dairesince, süresinde temyiz karar harcının yatırılmadığından bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin verilen 13.07.2017 tarihli temyiz talebinin reddi kararı davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırkan ….’ın maliki olduğu 143 ada 3 parsel sayılı taşınmazını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, ayrıca 1.000 TL ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, işlettiği kantinin mirasbırakana devri karşılığında temlikin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisilisteğinin ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tarafından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılarak tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ecrimisil isteğinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine anılan istinaf dairesince, süresinde temyiz karar harcının yatırılmadığından bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin verilen 13.07.2017 tarihli temyiz talebinin reddi kararı süre içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 08.05.2017 tarihli kararı davalı vekiline 26.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 09.06.2017 tarihinde temyiz yoluna başvuru harcı yatırarak anılan kararı süresinde temyiz etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, nispi temyiz harcının 1 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına ilişkin muhtıra 16.06.2017 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş ve yine süresi içerisinde 21.06.2017 tarihinde eksik nispi temyiz harcı ikmal edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 13.07.2017 tarihli kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Davalının temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli temyiz talebinin reddine dair kararının ortadan kaldırılarak işin esasının incelemesine geçildi.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’ın maliki olduğu 143 ada 3 parsel sayılı taşınmazını 14.11.2000 tarihinde davalı oğluna satış suretiyle devrettiği, 1932 doğumlu mirasbırakanın 15.04.2008 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kızları …, …., …., davalı oğlu …. ve dava dışı kızı …’nin kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanunu’ nun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237 (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında
birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda, yukarıda belirtilen ilkeleri kapsar biçimde hükme yeterli bir inceleme ve araştırma yapıldığını söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle hükme yeterli bir soruşturma yapılması, mirasbırakan adına kayıtlı başkaca aktif-pasif tapu kaydı bulunup bulunmadığının taraflardan da sorulmak suretiyle ilgili tapu müdürlüğünden araştırılması, varsa tapu kayıtlarının istenilmesi, taşınmaz başında keşif yapılarak temlik tarihlerindeki gerçek bedelin belirlenmesi, davalının çekişmeli taşınmazın alımı için işlettiği kantini mirasbırakana devrettiği savunması üzerinde durulması, satış bedelinin ne şekilde ödendiğinin tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek, noksan soruşturma ile yetinilip yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın