ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS SUÇU-HAKSIZ TAHRİK

T.C.
YARGITAY
1. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2016/148
KARAR NO: 2017/2873
KARAR TARİHİ: 26.9.2017

5237/m. 29, 53
ÖZET : Dava, öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkindir.

Mahkemece, 1/4’ten 3/4’e kadar ceza indirimi öngören TCK’nın 29. maddesinin uygulanması sırasında, mağdurdan sanığa yönelen ve süreklilik oluşturan söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında, makul oranda bir ceza indirimi yerine, tahrikin derecesinde yanılgıya düşülerek, 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2015/85 Sayılı kararı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin iptal edilen bölümleri yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanık müdafiinin, süresinden sonra gerçekleşen duruşma isteminin CMUK’nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.

Katılan vekilinin doğrudan zarar görmediği ve katılma hakkı bulunmadığı, mala zarar verme ve korku panik yaratacak şekilde silahla ateş etme suçlarından verilen beraat hükümlerini temyiz hak ve yetkisi bulunmadığından, katılan vekilinin bu suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz talebinin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.

Sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinin kapsamına göre; sanığın, adam öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıkların, adam öldürmeye teşebbüs suçundan verilen beraat hükümleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların, katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan elde edilen delillerin hükümlülüklerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin, sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

Sanıkların, öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan usul ve kanuna uygun olan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,

Sanık hakkında katılanı öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın, katılana karşı adam öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ve tahrike dair cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

Dosya kapsamına göre, sanık ile mağdurun, olaydan on sene kadar önce aralarında resmi nikah olmadan yaşamaya başladıkları, beraberliklerinden bir de kız çocuklarının dünyaya geldiği, beş yıl süren birlikteliğin ardından, sanığın, mağdurun kendisine şiddet uygulaması nedeniyle, babası sanık ve kardeşi sanığın müşterek oturdukları eve yerleştiği, bu süreçte mağdurun sanığa, yanına dönmesi konusunda sürekli tehdit yollu baskı uyguladığı, müşterek eve geri dönmesine rağmen, mağdurun sanığa karşı uyguladığı şiddeti sürdürdüğü, olaydan bir buçuk yıl kadar önce de sanığın, mağdurun kendisine yönelik şiddet içeren fiilleri nedeniyle, tekrar babası ve kardeşinin evine geri döndüğü ve bir süre sonra da sanık ile resmi olarak evlendiği, buna rağmen mağdurun, sanık ve ailesine karşı ısrarla tehdit ve hakaret içeren eylemlerde bulunduğu, nihayet olay günü mağdurun ödünç aldığı bir otomobille sanığın oturduğu evin önüne gelerek, bağırıp çağırmak suretiyle tehdit ve hakaret içeren sözler söylediği sırada, sanığın, mağduru av tüfeği ile ateş ederek öldürmeye teşebbüs ettiği olayda,

a-) 1/4’ten 3/4’e kadar ceza indirimi öngören TCK’nun 29. maddesinin uygulanması sırasında, mağdurdan sanığa yönelen ve süreklilik oluşturan söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alındığında, makul oranda bir ceza indirimi yerine, tahrikin derecesinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

b-) Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2015/85 Sayılı kararı ile 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 26.09.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın