SAKLI PAYLARI GEÇERSİZ KILMAK AMACIYLA YAPILAN KAZANDIRMALARIN TENKİSE TABİ OLDUĞU

Özet: Mirasbırakan adına kayıtlı 6 parça taşınmazın değeri tespit edilmemiş, belirtilen ilkelere uygun bir tenkis hesabı da yapılmamıştır. Hâl böyle olunca, öncelikle mirasbırakana ait taşınmazların değerlerinin keşfen belirlenmesi, bundan sonra aktif ve pasif terekenin miktarı ile davalıya yapılan kazandırmaların açıkça belirlenerek usulüne uygun tenkis hesabı yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
E: 2015/18344 K: 2018/14774 K.T.: 21.11.2018
Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı babası ….’nin uzun yıllar yurt dışında çalıştığını ve öldüğünde terekesinden hiç para çıkmadığını, banka hesaplarında bulunan birikimlerini yıllarca birlikte yaşadığı davalı oğluna aktardığının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalının oturduğu evin de mirasbırakan tarafından davalı adına alındığını, saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek davalı lehine yapılan kazandırmaların tenkisi ile şimdilik 5.000,00 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, 10 yaşında iken …’ya gidip eğitimini orada tamamladığını ve çalıştığını, Türkiye’ye döndükten sonra birlikte yaşadıkları mirasbırakan babası ve annesinin her türlü bakımını yaptığını, mirasbırakan ile birlikte eşinden 1998 yılında boşanan ev hanımı davacıya ve çocuklarına her zaman maddi manevi destekte bulunduklarını, mirasbırakanın davacı kızına da ev aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1934 doğumlu mirasbırakan …’nin 01.06.2012 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak tarafların kaldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalarının (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifidir. Belirtilen borçların aktiften indirilmesiyle net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılıp parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun(TMK) 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK’nın 565. maddesinin 1., 2. ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK’nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirascılardan ise aynı Kanun’un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa, davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede düzenlenen alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK 564. md.) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse, bu kısımlar bağımsız bölüm halinde taraflar adına tescil edilmelidir. Eğer gizli bağış yoluyla taşınmaz alınmış ise, taşınmaz değil ödenen değer tenkise tabidir. Bu durumda, ödenen paranın mirasın açıldığı gündeki değerine, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar hakkaniyet kuralları çerçevesinde uygulanarak değeri hakim tarafından belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Öte yandan, TMK’nın 565/4. maddesinde düzenlendiği üzere mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar tenkise tabidir.
Somut olayda, davalının dava dışı … ile aralarında yaptıkları 01.10.1999 tarihli trampa sözleşmesi ile edindiği 287 parsel sayılı taşınmazdaki A blok 2 nolu bağımsız bölümün bedelinin mirasbırakan tarafından ödendiği iddiasının davacı tarafından usulünce kanıtlanamadığı gözetilerek tenkis hesabında dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddine.
Davalının temyiz itirazına gelince; mahkemece hükme yeterli bir inceleme ve araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, mirasbırakan adına kayıtlı 6 parça taşınmazın değeri tespit edilmemiş, yukarıda belirtilen ilkelere uygun bir tenkis hesabı da yapılmamıştır.
Hâl böyle olunca, öncelikle mirasbırakana ait taşınmazların değerlerinin keşfen belirlenmesi, bundan sonra aktif ve pasif terekenin miktarı ile davalıya yapılan kazandırmaların açıkça belirlenerek usulüne uygun tenkis hesabı yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın