Sıfır kilometre aracın satın alındıktan beş yıl sonra ayıplı olduğunun fark edilmesi…


T.C 
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

ESAS NO: 2015/13-2692
KARAR NO:2015/2487
KARAR TARİHİ: 06.11.2015

Taraflar arasındaki “ayıplı malın iadesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 10.05.2011 gün ve 2010/559 E. 2011/485 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 06.02.2012 gün ve 2011/17613 E. 2012/2069 K. sayılı ilamı ile; (…Davacı, davaya konu aracı davalı Doğanlar … A.Ş.’ den 18.06.2005 tarihinde 32.200 TL bedelle sıfır km olarak satın aldığını, beş yıl kullandıktan sonra arkadaşına satmak üzere serviste boya kontrolü yaptırdığında aracın ön kaput, çamurluk ve sol kapısının boyalı olduğunu öğrendiğini, aracı ile hiçbir kaza yapmadığını ve düzenli olarak kasko yaptırdığını, kasko hasarsızlık indiriminden de faydalandığını, aracın kendisine ayıplı olarak satılmış olduğunu ileri sürerek; araç bedeli olan 32.300 TL’nin ihtar tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, dava konusu aracı davalı D. … A.Ş.’ den satın aldığını ve beş yıl boyunca kullandığını, aracın kendisine satışı esnasında mevcut boyaya ilişkin ayıbı aracın üçüncü kişiye satışı öncesi servis kontrolünde yapılan teknik inceleme sonucu öğrendiğini belirterek aracın iadesi ile araç için ödemiş olduğu bedelin davalı taraflardan tahsilini talep etmiştir.

4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesi hükmü gereğince tüketicinin satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde satıcıdan, verdiği bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını, son olarak da aracın yenisi ile değiştirilmesini isteyebilir. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece araç üzerinde yapılan teknik incelemeye dayalı olarak alınan bilirkişi raporunda aracın motor kaputu, sağ ön çamurluk, sol orta kapı boyalarının kalınlığının boya standardının üzerinde bir kalınlıkta boyandığı tespit edilmiştir.

Aracın boyasının teknik inceleme sonucu ayıplı olduğu sabit olmakla birlikte davacı aracı 18.06.2005 tarihinde satın almış ve dava tarihine kadar geçen yaklaşık 5 yıllık sürede kullanmaya devam etmiştir. Aracın boyası dışında araçtan yararlanmaya engel her hangi bir ayıbının bulunmadığı, aracın boyasındaki mevcut ayıbın ise aracın kullanımını etkileyen bir nitelik taşımadığı ancak aracın değerini etkileyen bir unsur olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu aracın kullanım süresi ve ayıbın niteliği dikkate alındığında sözleşmenin feshinin davalılar açısından ağır sonuçlar doğuracağı, aracın değeri ile aracın boyasındaki ayıptan kaynaklanan değer kaybı karşılaştırıldığında, anılan yasa hükmü uyarınca araç bedelinin iadesi yerine ayıp nispetinde bedelin tenzili yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir )

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ayıplı malın iadesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilince davalılardan F. Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin Gaziantep bayii olan diğer davalı D. Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’den toplam 32.300,00 TL bedelle F.T. marka / Tip araç satın alındığını, aracın 18.06.2005 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilince yaklaşık 5 yıl süreyle kullanılan aracın müvekkilinin bir arkadaşı tarafından satın alınmak istemesi üzerine, 02.04.2010 tarihinde araçta yapılan teknik kontroller sonucunda aracın sağ ön çamurluğu, ön motor kaputu ve sol arka kapının boyalı olduğunun ve bu üç parçadaki likron (boya kalınlığı) oranının olması gereken ölçülerde bulunmadığının belirlendiğini, aracı aldığı günden beri hiçbir kaza yapmayan, her yıl düzenli olarak aracı servise götürüp, kasko yaptıran ve hasarsızlık indiriminden faydalanan müvekkilinin bu durum karşısında şoke olduğunu, müvekkilince her iki davalıya 16.04.2010 tarihinde Bingöl 1. Noterliği kanalıyla, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesine göre sözleşmeden dönme ve bedel iadesine ilişkin haklarını kullandığına ilişkin ihtarın gönderildiğini, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu ileri sürerek, araç için ödenen 32.300,00 TL’nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, aracın teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, bedel iadesine yönelik talebin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, manevi tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini, ayıplı olduğu iddia edilen malın iade edilmeden faize hak kazanılamayacağını, davacı tarafın araçtan elde ettiği faydayı iade etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu araç üzerindeki boyaların orijinal olmadığı, bu durumun sadece ehil kimseler tarafından tespit edilebileceği belirtilmekle araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu ve bu husus ağır kusur olmakla davalıların zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı, manevi tazminat talebine ilişkin eksik harcın süresi içerisinde tamamlanmadığından bahisle davanın kabulü ile 32.300,00 TL’nin davalı F.Otomotiv San. A.Ş. açısından temerrüt tarihi olan 20.05.2010, davalı D. Oto San. ve Tic. A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 03.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, ayıplı olan aracın davalı şirketlere iadesine, manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair verilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Mahkemece; önceki kararda dayanılan gerekçeler genişletilerek direnme kararı verilmiş, direnme kararını davalılar vekili temyize getirmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu aracın kullanım süresi ve ayıbın niteliği dikkate alındığında araç bedelinin iadesi yerine ayıp nispetinde bedelin tenzili yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce davaya konu aracın trafik kaydında aracın kullanım amacının hususi olmakla birlikte kullanım şeklinin yük nakli olduğu ve araca ilişkin olarak maksimum ticari kasko sigorta poliçesinin düzenlendiği

görülmekle davaya konu aracın ticari araç olup olmadığı ile varılacak sonuca göre tüketici mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu önsorun olarak tartışılmış, davaya konu aracın ticari araç olmadığı ve bu nedenle tüketici mahkemesinin görevli olduğu oybirliği ile kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Bilindiği üzere 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesine göre, tüketicinin satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde tüketici satıcıdan, verdiği bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını, son olarak da aracın yenisi ile değiştirilmesini isteyebilir.

Ayıplı hizmet, sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilanlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetlerdir.

Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesi veya ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir. Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilir. Tüketici, bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 4 üncü maddede belirtilen şartlar çerçevesinde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde: Davacı tarafça satın alınan dava konusu araç, 18.06.2005 tarihinde davacıya teslim edilmiş, beş yıl süreyle kullanılan aracın davacı tarafça satılmak istenilmesi nedeniyle 02.04.2010 tarihinde araçta yapılan teknik kontroller sonunda, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere aracın motor kaputu, sağ ön çamurluk, sol orta kapı boyalarının kalınlığının boya standardının üzerinde bir kalınlıkta boyandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davaya konu aracın ayıplı olduğu yapılan bu teknik inceleme sonucu kesinleşmiş de olsa davacı tarafından aracın satın alınma tarihinden dava tarihine kadar yaklaşık beş yıl süre ile kullanılmaya devam edilmiş olması ile araçta tespit edilen ayıbın aracın kullanımını etkileyen bir nitelik taşımaması dikkate alındığında bu ayıbın sadece aracın değerini etkileyen bir husus olduğu, sözleşmenin feshinin davalılar açısından ağır sonuçlar doğuracağı, aracın değeri ile aracın boyasındaki ayıptan kaynaklanan değer kaybı karşılaştırıldığında araç bedelinin iadesi yerine ayıp nispetinde bedelin tenzili yoluna gidilmesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce dava konusu araçta tespit edilen boya kalınlığının basit bir ayıp olmadığı bu nedenle ayıbın giderilmesi için aracın iadesinin istenilmesinin uygun olacağı ileri sürülmüş ise de yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk tarafından bu görüş benimsenmemiştir.

O halde, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ:Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 06.11.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Bir cevap yazın