Şikâyetli avukatın manevi tazminat davalarında fazlaya ilişkin hak saklı tutularak dava açılmayacağını, bu davaların belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini bilmesi gerekmesine karşın, davaları açmakla hem maddi ve hem de manevi zarar doğmasına neden olduğu, …

TBB DİSİPLİN KURULU KARARI

Tarih – Esas No – Karar No Konu
T. 08.08.2016
E. 2016/360
K. 2016/523

Şikâyetli avukatın manevi tazminat davalarında fazlaya ilişkin hak saklı tutularak dava açılmayacağını, bu davaların belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini bilmesi gerekmesine karşın, davaları açmakla hem maddi ve hem de manevi zarar doğmasına neden olduğu, yeterli araştırma yapmaksızın yanlış yargı çevresinde dava açmakla yargı giderleri ödenmesine neden olduğu dosya kapsamı ile tartışmasız olduğu gibi, Mahkemece aleyhine karar verilmiş, icra takibi yapılmış, menkul haczi uygulanmış olmasına karşın, ancak disiplin kovuşturması aşamasında borcu yatırmıştır.

(Av. Yas 34, 134 ,TBB Mes. Kur 3, 4)

İtirazın süresinde olduğu anlaşıldığından gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikâyetli avukat H.K. hakkında; “… Programı vasıtasıyla iş temini sağladığı, şikâyetçinin vefat eden oğlu ile ilgili davaları açmadığı, avukatlık görevini yerine getirmediği, masraf olarak verilen paraların iadesi için aleyhine açılan dava sonucu alacağın tahsili için yapılan icra takibi sonucu borcunu ödemediği” iddiası üzerine başlatılan disiplin kovuşturmasında eylem sabit görülerek disiplin cezası tayin edilmiştir.

Şikâyetli avukat soruşturma aşamasında usulüne uygun tebligata rağmen savunma vermemiştir.

Kovuşturma aşamasında 02.07.2015 kayıt tarihli dilekçe ile 2015/15 Esas sayılı dosyanın konusu ve Alacaklısı şikâyetçiler olan borç için açılan … İcra Dairesi’nin 2014/4813 Esas sayılı icra takibi yapıldığını, bununla ilgili olarak ödeme yaptığını bildirmiş, dekontlarını dilekçesi ekinde sunduğunu beyan etmiştir.

Dilekçe ekinde yer alan tahsilât makbuzları incelendiğinde; Şikâyetli avukatın mezkûr icra dosyasına 27.02.2015 günü 46.322,99 TL, 02.03.2015 günü 9.295,00 TL olmak üzere toplam 55.617,99 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.

İncelenen dosya kapsamından; … Barosu Yönetim Kurulu’nun 18.03.2015 gün ve 2015/196 sayılı kararı ile şikâyetli avukat hakkında;

1. Vekâlet görevine istinaden açtığı davayı yetkisiz mahkemede açması, bu davayı tüzel kişiliği olmayan bir tarafa yöneltmesi ve manevi tazminat talebinde hatalı bir şekilde fazlaya ilişkin hakları saklı tutmasına yönelik eylemi Avukatlık Yasası 34. maddesi uyarınca,

2. Şikâyetçilerin açmış olduğu alacak davasına konu ilamlı takibe yönelik borcunu ödememesi, ev ve avukatlık bürosuna haciz gelmesine sebebiyet vermesine yönelik eylemi Avukatlık Yasası 34.maddesi ile TBB Meslek Kuralları 4. maddesi uyarınca,

3. Şikâyetçilerin dosyada mübrez dava dosyasındaki dilekçelerinde ifade ettiği şekliyle, şikâyetlinin TV Kanalı marifetiyle iş edindiği iddiası ile ilgili olarak eylemlerinin Avukatlık Yasası 55. maddesi ve TBB Meslek Kuralları 8. maddesi uyarınca disiplin kovuşturması açılmasına karar verildiği,

Dosya içerisinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/30 esas sayılı dosyasının fotokopisinin yer aldığı,

Dosya incelendiğinde; Davacıların H. ve B.Ö., davalının H.S. olduğu, dava dilekçesinde özetle; Oğulları olan N.Ö.’nin N.A. isimli şahsa ait … Spor Merkezinde spor yaparken aniden fenalaşarak öldüğünü, konu ile ilgili olarak savcılık tarafından yapılan soruşturmada oğullarının kalp ve damar hastalığı sonucu öldüğü gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, bu karara karşı Ağır Ceza Mahkemesine yaptıkları itirazın da reddedildiğini, oğullarının ölümünden sonra cereyan eden hukuki sürecin anne baba olarak kendilerini tatmin etmediğini, oğullarının spor merkezinin tavsiyesi üzerine kullandığı “Gıda Takviyesi” nedeniyle öldüğü kanaatinin kendilerinde oluştuğunu, bu şekilde ölümleri konu eden özel … kanalına baba olarak H.Ö.’nin canlı yayınlanan programa telefon bağlantısı ile bağlandığını ve olan bitenleri canlı yayında anlattığını, program sonrası daha önceden tanımadıkları Avukat H.S. isimli avukatın ve ekibinin kendileri ile temasa geçtiklerini, yaptıkları görüşmeler sonucu bu konuyu takip edebileceklerini, sorumluları Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılatabileceklerini ve yüksek miktarda tazminat alabileceklerini söylediklerini, evlat acısı yaşayan kendilerinin de avukatların sözüne itibar ederek dava açmak üzere davalıya vekâletname verdikleri, akabinde davalı tarafından talep edilen 30.000,00 TL ücretin kendisine banka havalesi marifetiyle ödendiği, dava ile ilgili olarak davalıdan uzun süre haber alamadıklarını, kendi imkânları ile yaptıkları araştırmada … ASHM’de 2012/454 Esas sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açıldığını ancak davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede ve ayrıca tüzel kişiliği olmayan bir kuruluşa karşı açıldığını gördüklerini, bu davada mahkemece yetkisizlik kararı verildiğini, bu karar uyarınca çıkan karşı vekâlet ücretinin davalı tarafça icraya konu edildiğini ve ödenmek zorunda kaldıklarını, davalının 500,00 TL’lik maddi, 500,00 TL’lik manevi tazminat davası açtığını ve manevi tazminatta fazlaya dair kısmı saklı tuttuğunu, oysa manevi tazminatta fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını, tüm bunlardan ötürü davalı aleyhine keşide edilen … Noterliği’nin 28.11.2012 tarihli ihtarnamesi ile kendisine gönderilen 30.000,00 TL’den yaptığı işlem ücretleri düşüldükten sonra bakiye kısmı iade etmesinin talep ettiklerini, davalının keşide ettiği cevabi ihtarname ile dava ve dava ile ilgisi olmayan masrafları gerekçe göstererek 2.129,06 TL daha ödeme yapmaları hususunda kendilerine ihtarda bulunduğunu belirterek, netice olarak sebepsiz zenginleşme nedeniyle 30.000,00 TL ve meydana gelen zarar nedeniyle de 1.501,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan talep ettikleri,

Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacıların oğullarının ölümü ile ilgili olarak kendisine yeterli bilgi vermediklerinden dolayı ikinci cezai soruşturma başlatıldığını ve bunun takipsizlikle sonuçlandığını, davacıları kendisine ulaşamadıkları iddialarının doğru olmadığını, vekil olarak gereken her işlemin yerine getirildiğini, yetkisiz ve görevsiz mahkemece dava açılmasını davacıların yanlış yönlendirmeleri nedeniyle olduğunu, manevi tazminat talebinin HMK 107. maddesi gereğince belirsiz olarak açıldığını, müvekkillerin haklarının korunması adına bu yolun izlendiğini, taraflarca sözlü anlaşma sonucu kendisine 30.000,00 TL vekâlet ücreti verildiğini, vekâlet ücretinin iş bu davaya konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep ettiği,

Mahkemece yapılan yargılamada deliller toplanmış ve ayrıca hukukçu bilirkişiden rapor alındığı, Mahkemenin gerekçeli kararında; “Davalı avukatın fazlaya dair haklarını saklı tutarak davacı anne ve babadan her biri için 500,00 TL manevi ve 100,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, maddi tazminat davası yönünden davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün olduğu, manevi tazminat davasının ise bölünemez nitelikte olduğundan bu konuda fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak dava açılmasını mümkün olmadığı, evlat acısı çeken davacı anne ve baba için toplam 1.000,00 TL tutarında manevi tazminat istenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tazminat talebine konu haksız fiilin … ilçesinde meydana gelmesi, davalının yerleşim yeri adresinin de … olması dikkate alındığında davanın yetkisiz … Mahkemesinde açılmış olmasının da bir meslek hatası olarak kabulünün gerektiği, davalının özensiz davranışı nedeniyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve davacılar aleyhine 1.200,00 TL vekâlet ücretine hükmedildiği ve başlatılan icra takibi nedeniyle davacıların 1.501,00 TL ödemek zorunda kaldıkları, davalı Cumhuriyet Başsavcılığına daha önce başvuru yapıldığı konusunda kendisine yeterli bilgi vermedikleri, bu nedenle 2. kez savcılığa şikâyet etmiş olduğunu iddia etmiş ise de mesleği avukatlık olan birinin şüpheli ölüm vakası olan bir olayda savcılığın duruma el koyarak mutlaka bir soruşturma başlatmış olması gerektiğini bilmesi gerektiği, davalının avukatlık mesleğinin gerektirdiği basiret, özen, sorumluluk ve dikkati göstermeyerek kusurlu davrandığı, davacıların davalıyı azletmesinin haklı ve yerinde olduğu” belirtilerek davalının yapmış olduğu masraflar düşüldükten sonra bakiye kalan 30.899,25 TL’nin davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verildiği,

Mahkeme ilamının … İcra Müdürlüğü’nün 2014/4813 esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği, takibin kesinleşmiş olduğu, borçlu şikâyetli avukatın evinde ve iş yerinde menkul haczi yapılmış olduğu, takip borcunun son olarak 37.337,44 TL olduğu, şikâyetli avukatın sunduğu belgelerle borcun disiplin kovuşturması aşamasında ödendiği,

Baro Disiplin Kurulu tarafından; “Şikâyet olunan avukatın müvekkili adına aldığı vekâlet ile mesleki bilgi ve becerisine uygun olmayan şekilde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak açılamayacak olan manevi tazminat davası açması, açılacak olan davanın çok üstünde masraf talep edip, bunu iade etmemesi, sonrasında mahkeme kararma rağmen haciz yolu ile bu parayı iade etmemiş olması, reklam yasağına aykırı hareket etmesi eylemlerinin 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın 34-55 maddeleri ile TBB Meslek Kuralları’nın 4 ve 8. M-maddelerine aykırılık nedeniyle, hakkında disiplin suçu işlediği kanaati ile daha önce ceza almış olması nedeni ile…” gerekçesiyle karar verildiği,

Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde, 11.07.2014, 19.12.2014, 28.02.2015 kesinleşme tarihli 3 ayrı Kınama Cezasının, 06.05.2015 ve 03.07.2015 kesinleşme tarihli 2 ayrı 214,00 TL Para Cezasının, 24.08.2015 kesinleşme tarihli 3 Ay Süre ile Meslekten Men Cezasının olduğu,

Şikâyetli avukat vekili Avukat N.Ö.’nin 04.04.2016 kayıt tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Şikâyete konu borcun müvekkili tarafından şikâyetçiye ödendiğini, buna ilişkin dekontların dosya içerisinde yer aldığını, müvekkili hakkında disiplin kovuşturmasına konu eylem nedeniyle eylem tarihinde Cumhuriyet Savcılığına veya bağlı bulunduğu Baro’ya herhangi bir şikâyetinin olmadığını, 23.10.2014 tarihinde alacağı tahsil amacıyla şikâyetçi olunduğunu, zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, hal böyle iken Baro Disiplin Kurulu tarafından verilen cezada orantısızlık bulunduğunu belirterek müvekkili hakkında verilen cezasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği,

İtiraz dilekçesinin şikâyetçiye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 25.04.2016 kayıt tarihli itiraza cevap dilekçesinde şikâyetçi H.Ö.’nin özetle; şikâyetli avukatın eylemlerinin kendisinin avukatlık mesleğine duyduğu güveni sarstığını belirterek, şikâyetli avukat hakkında verilen cezanın onanmasına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir.

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”

Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesi, “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 4. maddesi, “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir.

Şikâyetli avukatın manevi tazminat davalarında fazlaya ilişkin hak saklı tutularak dava açılmayacağını, bu davaların belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini bilmesi gerekmesine karşın, davaları açmakla hem maddi ve hem de manevi zarar doğmasına neden olduğu, yeterli araştırma yapmaksızın yanlış yargı çevresinde dava açmakla yargı giderleri ödenmesine neden olduğu dosya kapsamı ile tartışmasız olduğu gibi, Mahkemece aleyhine karar verilmiş, icra takibi yapılmış, menkul haczi uygulanmış olmasına karşın, ancak disiplin kovuşturması aşamasında borcu yatırmıştır.

Şikâyetli Avukatın yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında işine ve müvekkiline karşı gerekli özeni göstermediği anlaşıldığından, eylemi disiplin suçunu oluşturmaktadır.

Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır.

Baro Disiplin Kurulu’nun, şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçu olduğuna ve Avukatlık Yasası’nın 34, 134 ve TBB Meslek Kuralları’nın 3, 4. maddelerine aykırı bulunduğuna ilişkin hukuksal değerlendirme yerinde olmakla Avukatlık Yasası 158. maddede bildirilen ilkeler ve paranın miktarı da göz önünde bulundurularak kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç olarak Şikâyetli avukat H.K. vekili avukat N.Ö.’nin itirazının reddi ile;

1-… Barosu Disiplin Kurulu’nun “Altı Ay İşten Çıkarma Cezası Verilmesine” ilişkin 15.01.2016 gün ve 2015/15 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararının ONANMASINA,

2-Kurulumuz kararının tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemesi’nde dava yolu açık olmak üzere, Oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın