ŞİKAYETTEN VAZGEÇTİKTEN SONRA TEKRAR ŞİKAYETÇİ OLUNAMAYACAĞI

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2019/1079

Karar Numarası: 2020/1071

Karar Tarihi: 04.02.2020

ŞİKAYETTEN VAZGEÇTİKTEN SONRA TEKRAR ŞİKAYETÇİ OLUNAMAYACAĞI – Sanığın Üzerine Atılı Taksirle Yaralama Suçunun Soruşturulmasının ve Kovuşturulmasının Şikayete Bağlı Olduğu – Kaza Neticesinde Yaralanan Mağdurun Zorunlu Vekil Eşliğinde Kollukça Alınan Beyanında Şikayetçi Olmadığını Belirttiği – Aynı Gün Tekrar Kolluğa Gelerek Şikayetçi Olduğunu Belirttiği – Ancak Şikayetten Vazgeçmeden Sonra Tekrar Şikayetçi Olmanın Hukuki Sonuç Doğurmayacağı – Olayda Bilinçli Taksir Halininde de Bulunmadığı – Sanık Hakkındaki Kamu Davasının Şikayet Yokluğu Sebebiyle Düşmesine Karar Verilmesi Gerektiği

ÖZETİ: Sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunun Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesine göre soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, kaza neticesinde yaralanan mağdurun zorunlu vekil eşliğinde kollukça alınan beyanında şikayetçi olmadığını belirttiği, aynı gün tekrar kolluğa gelerek şikayetçi olduğunu belirttiği ancak şikayetten vazgeçmeden sonra tekrar şikayetçi olmanın hukuki sonuç doğurmayacağı, ayrıca olayda bilinçli taksir halininde de bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki kamu davasının şikayet yokluğu sebebiyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmiş olması, kanuna aykırıdır.

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta, eksik incelemeye, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkin, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dosya kapsamına göre, olay günü katılanın üç arkadaşı ile birlikte sanığın çalıştığı kuaför dükkanının önüne geldiği, tarafların arasında çıkan tartışma neticesinde sanığın elinde bulunan kuaför makasını katılana doğru sallaması neticesinde makasın katılanın koltuk altına isabet ettiği ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, meşru savunmada kast olmaksızın sınırın aşılması halinin söz konusu olmayacağı, sanığın yüklenen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanık hakkında uygulama yeri olmayan TCK’nın 27. maddesinin uygulanması,

Kabule göre de;

Sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunun TCK’nın 89/5. maddesine göre soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, kaza neticesinde yaralanan mağdurun 07.11.2014 tarihinde saat 13.45’te zorunlu vekil eşliğinde kollukça alınan beyanında şikayetçi olmadığını belirttiği, aynı gün saat 15.05’te tekrar kolluğa gelerek şikayetçi olduğunu belirttiği ancak şikayetten vazgeçmeden sonra tekrar şikayetçi olmanın hukuki sonuç doğurmayacağı, ayrıca olayda bilinçli taksir halininde de bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki kamu davasının şikayet yokluğu sebebiyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmiş olması,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi ve halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın