İŞÇİLİK ALACAKLARI – ISLAHIN YASAL VE KESİN SÜRE OLAN BİR HAFTALIK SÜRE GEÇTİKTEN SONRA YAPILMASI

T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015/16593
KARAR NO: 2017/16240
KARAR TARİHİ: 6.7.2017

6100/m.181

ÖZET : Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Islahın süresinde yapılıp yapılmadığı ihtilaflıdır. Somut olayda, mahkeme, kısmi dava olarak açılan davada, davacı vekiline ıslah için 10.01.2014 tarihinde süre vermiş, ıslah ise 1 haftalık süre geçtikten sonra 10.02.2014 tarihinde yapılmıştır. Bu itibarla süresinde yapılmayan ıslaha değer verilmesi hatalı olmuştur.

DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin motosikletli kurye olarak çalıştığını, çalıştığı fazla saatlerin ücretlerinin ödenmediğini, hafta sonu, resmi bayram tatili ve yıllık izin ücretlerinin ödenmediğini,iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak,yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Islahın süresinde yapılıp yapılmadığı ihtilaflıdır.

6100 Sayılı HMK’nun 181. maddesinde, “(1) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu yasa maddesine göre ıslahın 1 haftalık sürede yapılması gerekmekte olup yasa maddesindeki 1 haftalık süre kanundan kaynaklanan kesin süredir.

Somut olayda, mahkeme, kısmi dava olarak açılan davada, davacı vekiline ıslah için 10.01.2014 tarihinde süre vermiş, ıslah ise 1 haftalık süre geçtikten sonra 10.02.2014 tarihinde yapılmıştır. Bu itibarla süresinde yapılmayan ıslaha değer verilmesi hatalı olmuştur.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 06.07.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

KİRA ALACAĞI, İTİRAZIN İPTALİ, SÖZLEŞMEDE KİRALAYANIN İSİM DEĞİŞİKLİLİĞİ

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2017/341
KARAR NO.2017/1167
KARAR TARİHİ.06.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması

ÖZET:Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. İİK’nun 63.maddesi hükmüne göre itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracı icra takibinde davacının kiraya veren sıfatına itiraz etmemekle birlikte, cevap dilekçesi ile birlikte takip dayanağı kira sözleşmesindeki kiralayan isminin “…” olarak değiştirildiği yönündeki itirazı sözleşme metninden anlaşılır nitelikte olup sonradan ileri sürülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Nitekim davaya dayanak kira sözleşmesinde kiraya veren sıfatı altında “…” isminin “…” olarak düzeltilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu değişiklik taraflarca imza ya da paraf atılmak suretiyle onaylanmamıştır. Bu durumda Mahkemece davacının kiralayan sıfatı konusundaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 01.04.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 27.03.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 2.500,00 Dolar’dan 2013 yılı Aralık ve 2014 yılı Ocak, Şubat ayları kira bedeli 7.500,00 Dolar’ın faiziyle tahsilini istemiş, ödeme emri davalı borçluya 05.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Davalı borçlu vekili itiraz dilekçesinde, müvekkilinin halen daha yurt dışında olması nedeniyle müvekkilinin babas…… tarafından dava konusu taşınmazın tahliye edilerek anahtarlarının apartman görevlisine 05.02.2014 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin borcu olmadığının kira ödemelerine ilişkin makbuz ve banka kayıtları ile sabit olduğunu ileri sürerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir.

Davacı alacaklı İcra Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kira sözleşmesinde davalı müvekkiline bilgi verilmeden ve rızası alınmadan değişiklik yapıldığını, kira sözleşmesi …… ile imzalanmışken kiralayanın adının “…….” olarak düzletildiğini, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, icra dosyasında kira sözleşmesine bir itiraz bulunulmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalı borçlunun itirazının 5.446,43 USD asıl alacak ve 46.43 USD işlemiş faiz yönünden yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen
kabulüne karar verilmiş. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.

Taraflar arasında 01.04.2011 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. İİK’nun 63.maddesi hükmüne göre itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracı icra takibinde davacının kiraya veren sıfatına itiraz etmemekle birlikte, cevap dilekçesi ile birlikte takip dayanağı kira sözleşmesindeki kiralayan isminin “…” olarak değiştirildiği yönündeki itirazı sözleşme metninden anlaşılır nitelikte olup sonradan ileri sürülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Nitekim davaya dayanak kira sözleşmesinde kiraya veren sıfatı altında “…” isminin “…” olarak düzeltilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu değişiklik taraflarca imza ya da paraf atılmak suretiyle onaylanmamıştır. Bu durumda Mahkemece davacının kiralayan sıfatı konusundaki uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.na 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nun 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bilirkişi Ücretinin Süresi İçinde Yatırılmadığı Gerekçesiyle Davanın Reddine Karar Verilmesi Hatalıdır

T.C.
YARGITAY KARARI
MAHKEMESİ: SİVAS İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2011
NUMARASI: 2011/4-2011/420


DAVA:Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile son ay ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma ve son ay ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının devamsızlığı nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi ücretinin kesin süreye rağmen yatırılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İş yargılamasında ispat yükü talep edilen alacağın türüne göre değişkenlik gösterir. Kıdem ve ihbar tazminatı açısından ispat yükü sözleşmenin haklı feshedildiğini iddia eden işverene aittir. İşçilik alacakları ücret, fazla çalışma, genel tatil vs. alacaklarına hak
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 1 / 2
kazanıldığını ispat yükü işçide, ödendiğini ispat yükü ise işveren üzerindedir.
Görüldüğü üzere alacak hesabına yönelik bilirkişi raporu iş yargılamasında davanın ispat araçlarından değildir.
Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bilirkişi ücretinin süresi içinde yatırılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İHTİYATİ HACİZ KARARINA İSTİNADEN, ALACAKLININ TALEBİ OLMADAN İCRA MÜDÜRLÜĞÜ RESEN HACİZ YAPMASI YASAYA VE USULE AYKIRIDIR

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2016/7496
KARAR NO : 2016/25332
KARAR TARİHİ:13.12.2016

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlunun; alacaklı vekili tarafından kendisine ait dosya alacağı üzerine haciz konulması talebinde bulunulduğunu ancak icra müdürlüğünce alacaklı vekilinin talebi olmaksızın re’sen maaşına haciz konulduğunu belirterek icra müdürlüğü işleminin iptali için icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece icra dosyası içerisinde ihtiyati haciz kararı bulunduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.

İİK’nun 78. maddesine göre ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı haciz konulmasını isteyebilir. Yine İİK’nun 261. maddesinde “Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde….kararın infazını istemeye mecburdur. ” ifadesine yer vermiştir. Bu durumda haciz ancak alacaklı tarafın bu husustaki talebi üzerine konulabilir, icra müdürlüğünce ihtiyati haciz kararına dayanılarak re’sen haciz kararı verilemez.

Somut olayda; icra müdürlüğünün alacaklı vekilinin 12/05/2015 tarihli haciz talebinde açıkça belirttiği talebini aşarak re’sen maaş haczi yapması usul ve yasaya aykırıdır.

O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun maaşına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.