AVUKATA WHATSAPP ÜZERİNDEN YAPILAN TEBLİGATIN KABULÜ

YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2016/12837
KARAR NO: 2017/1441
KARAR TARİHİ: 20.3.2017

İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin sanık ile müdafii tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 01.03.2017 Çarşamba saat 09.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.

Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından… hazır olduğu halde oturum açıldı.
Sanık … müdafii Av. …’e çağrı kağıdı ve tebliğnamenin tebliği için Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazıldığı, yazılan müzekkerede istenilen hususların tarihli olması ve ivedilik arz etmesi sebebiyle Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli personel tarafından adı geçen avukata telefon ile ulaşılarak bilgi verildiği, avukatın talebi üzerine müzekkere ekinde gönderilen çağrı kağıdı ve tebliğnameyi Whatsapp isimli program aracılığıyla avukata gönderildiği, bunun üzerine avukatın Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelerek; müvekkili ile görüştüğünü, müvekkilinin duruşma sebebiyle oluşacak olan ulaşım ve diğer masrafları karşılamadığını bu sebeple duruşmaya katılmayıp müzekkere ekinde gönderilen çağrı kağıdı ve tebliğnameyi tebliğ almayacağını bildirdiği, bu hususların Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutanak haline getirilip 28.02.2017 tarihinde Dairemize gönderdiği görülmekle, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde sanık … müdafii Av. …’in beyanı üzerine tebliğden imtina ettiği ve duruşmaya gelmediğinden bahisle DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.

Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.

KARAR : 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Hükümden sonra 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

SONUÇ : Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

AVUKATIN MÜVEKKİLİNE 3. KİŞİ TARAFINDAN AVUKAT HAKKINDA HAKARET MESAJI, TAZMİNAT

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/11215
KARAR NO. 2017/3918
KARAR TARİHİ. 12.6.2017

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27/06/2014 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 18/03/2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR

Dava, hakaret ve iftira eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, müvekkili olan dava dışı İngiliz vatandaşı davalının çeşitli tarihlerde gönderdiği e-maillerle müvekkilinin gözünde küçük düşürüldüğünü ve hakaret edildiğini, e-maillerde yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı, e-maillerin davacıya gönderilmediğini, hakaret ve iftira suçlarından hakkında yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davaya konu e-maillerin davacıya değil davacının müvekkiline gönderildiği, e-maillerde yer alan ifadelerin yakınma ve eleştiriden ibaret olup hakaret amacı taşımadığı, e-maillerde davalının davacıdan yakındığı, davacıya karşı hakaret suçundan bahsedilebilmesi için gerekli olan üç kişilik ihtilat unsurunun da gerçekleşmediği, böylece davacının kişilik haklarına yönelik bir saldırıdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Ceza soruşturmasında, davalının e-maillerde yer alan davacı hakkındaki sözlerinin hakaret niteliği taşıdığının benimsendiği, ancak üç kişi ile ihtilat unsuru bulunmadığından gıyapta hakaret suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, iftira suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan gıyapta hakaret suçuna dair kanun metninde “hakaretin cezalandırılması için” denilerek, aslında hakaretin oluştuğu, ancak cezalandırılması için ihtilatın gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmakta olup, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararda da aynı olgunun benimsendiği görülmektedir.

Somut olayda, davalının davacının müvekkiline gönderdiği elektronik postaların geneline bakıldığında, davacıyı küçük düşürücü ifadelerin yer aldığı ve özellikle “avukatın seni aldatıyor, senin avukatın sadece senden para sızdırmak istiyor, aptal avukatının kölesi olma” gibi ifadelerle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, davacı yararına somut olaya uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 12.06.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

AVUKAT ÜCRETİ KARŞILIĞI GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ DÜZENLEYEMEZ

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/20865
KARAR NO: 2014/5278
KARAR TARİHİ: 26.2.2014

DAVA : Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının avukat olduğunu, kendisinin de …’ın mirasçısı olduğunu, davalı avukat ile miras bırakandan hissesine düşecek taşınmazlarla ilgili davaları takip etmek ve sonuçlandırmak üzere anlaştığını, davalının vekalet ücreti olarak kendisinin hissesine düşecek taşınmazların %25’ini istemesi üzerine … Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki Gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile Arap Süleyman’ın 13 taşınmazından hissesine düşecek bölümün %25’ini davalıya 11.200.00.TL’ya satmayı vaat ettiğini bu vaadin göstermelik olduğunu aralarında bedel ödenmesinin sözkonusu olmadığını,bu durumun satış vaadi sözleşmesine de yazıldığını, davanın kazanılması halinde vekalet ücreti olarak taşınmazların %25’inin davalıya verildiğini, satış vaadi yapılan payın, mahkeme kararı kesinleşip varisler adına tapuya intikal etmeden önce başkasına devrinin yapılamayacağının, eğer böyle bir devir yapılırsa sözleşmenin geçersiz sayılacağının kararlaştırıldığını ancak davalının bu sözleşmeye aykırı olarak … Kadastro Mahkemesi’nin 2003/27 Esas ve 2004/19 Karar sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesi ve hissedarların adlarına tescil edilmesini beklemeden … 22. Noterliği’nin 21.03.2006 tarih ve 6716 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve temlik sözleşmesi ile vaade konu %25 hisseyi dava dışı … Gayrımenkul Ticaret A.Ş.’ne devrettiğini, böylece aralarındaki sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini, ayrıca davalı avukatın başka dosyalarda da vekilliğini yaparken aralarındaki güvene ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı olarak davalının … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/408 Esas ve 2007/375 Karar sayılı dava dosyasında lehe kurulan hüküm bedeli ve masrafları 30.12.2008 tarihinde tahsil etmesine rağmen kendisine haber vermediğini yine 05.02.2007 tarihinde … 6. Noterliğinin 04183 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile hak etmediği halde davalının sözleşmeden doğan hakkını ve yetkisi olmadan kendi hissesini … Semt Pazarcıları Odasına devretttiğini ve satış bedelinin de tahsil edildiğini sonradan öğrendiğini, davalının meslek etiğine ve aradaki vekalet akdine aykırı davrandığını, vekalet ücreti karşılığı satış vaadi sözleşmesi ile davaya konu taşınmazların belirli hissesinin alınmasının yasa gereğince yasak olduğunu, davalıyı 24.02.2012 tarihinde azlettiğini ileri sürerek … 7. Noterliği’nin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar mahkemece, davalının kadastro mahkemesinde görülmekte olan davalarda verilen bir kısım kararlar kesinleşmeden 21.03.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile hakkını … Gayrımenkul Ticaret A.Ş.’ne devrettiği anlaşılıyorsa da sözleşmede gösterilen satış vaadi sözleşmesinin mahkeme kararları kesinleşmeden devredilemeyeceği yönündeki şartın satış vaadi sözleşmesinin geçerlilik şartı olmadığı, iptali istenen satış vaadi sözleşmesinin değil sonraki devir sözleşmesinin geçersizliğinin vurgulandığı, davalının sözleşmeyi dava dışı şirkete devretmesinini sözleşmenin iptali sebebi sayılamayacağı ancak davacı açısından davalının sözleşmeyi dava dışı üçüncü kişiye devretmesi işleminin geçersiz sayılması gerektiği, davacı tarafın dayandığı diğer sebeplerin sözleşmenin iptalini gerektiren hususlar olmadığı zira söz konusu iddiaların taraflar arasında bulunan vekalet sözleşmesinin iptalini gerektiren sebepler olarak ileri sürülebileceği, satış vaadi sözleşmesinin ise taraflar arasında yapılan vekalet sözleşmesi ile ilişkisinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Taraflar arasında imzalanan … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacının murisi olan…nin tapuda 1/3 hisseye sahip olduğu ancak … Kadastro Mahkemesinde derdest bulunan 1990/58, 1991/3195, 1994/21, 1994/42 ve 1998/272 Sayılı tespite itiraz davaları devam eden toplam 13 parseldeki hissesinin %25’inin davalı alıcıya 11.200.00.TL bedelle satmayı vaat ettiği, satış vaadi bedelinin taraflar arasında alınıp verilmediği,
2013/20865-2014/5278

Derdest davanın kesin hükümle satıcılar lehine sonuçlandığında ve tescil edildiğinde %25 oranındaki tapunun alıcıya verileceği, satıcı ve alıcıya düşecek tüm taşınmazların tapuya tescil işlemlerinin alıcı tarafından yapılacağı, tüm resim, harç masrafları ve derdest davaların tüm masraflarının alıcı tarafından karşılanacağı, davaların aleyhte sonuçlanması halinde tarafların birbirinden hiç bir hak talep etmeyeceği, alıcının satış bedeli ve mahkeme masraflarını satıcılardan talep etmeyeceği, satış vaadi yapılan payın mahkeme kararı kesinleşip varisler adına tapuya intikal etmeden önce başkasına devir yapılamayacağı, yapılırsa sözleşmenin geçersiz sayılacağı kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmeye dayanak yapılan mahkeme kararları kesinleşmeden ve tapuya tescilleri yapılmadan davalı avukatın, … 22. Noterliğinin 21.03.206 tarih ve 6716 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve temlik sözleşmesi ile haklarını dava dışı … Gayrımenkul Ticaret A.Ş’ ne devretmesi sebebiyle taraflar arasında düzenlenen … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi geçersiz hale gelmiştir. Kaldı ki … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin avukatlık ücreti karşılığı düzenlendiği ve bu sözleşmenin de Avukatlık Kanunu’ nun 164/3 maddesinde belirtilen hasılı davaya iştirak yasağına aykırı ve geçersiz olduğu dosya kapsamı ile sabittir. O halde mahkemece, açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarda yazılı yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

AVUKATIN İSTİFA DİLEKÇESİ MAHKEMECE ASİLE TEBLİĞ EDİLMEMİŞSE VEKİLLİK GÖREVİ DEVAM ETTİĞİNDEN GEREKÇELİ HÜKÜM VEKİLE TEBLİĞ EDİLMESİ GEREKİR

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/12056
KARAR NO: 2017/5916
KARAR TARİHİ: 19.9.2017

AVUKATIN İSTİFA DİLEKÇESİ MAHKEMECE ASİLE TEBLİĞ EDİLMEMİŞSE VEKİLLİK GÖREVİ DEVAM ETTİĞİNDEN GEREKÇELİ HÜKÜM VEKİLE TEBLİĞ EDİLMESİ GEREKİR.

DAVA : Dava, sosyal güvenlik destek primi borcuna işletilen gecikme zammının iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası bir kısım talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair talebin ise reddine karar verilmiştir.

Kesinleştirme kararının kaldırılması talebinin reddine dair ek kararın, davacı asil tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

Dava dosyası incelendiğinde, 10.03.2015 tarihli son celseden sonra gerekçeli karar hükmü yazılmadan davacı vekilinin 16.03.2015 tarihinde vekillikten istifa ettiği ve çekilmenin davacıya bildirilmesini istediği, dosyada avans ve masraf olmaması nedeni ile çekilmenin davacıya bildirilmediği, gerekçeli hükmün davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine tebliğe çıkarıldığı ve davacı asile 25.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, temyiz edilmemesi üzerine hükmün 06.05.2016 tarihinde kesinleştirildiği, davacı vekili tarafından 10.05.2016 tarihli dilekçe ile, çekilme hususu asile bildirilmediği için gerekçeli hükmün tarafına yapılması gerektiğinden bahisle, kesinleştirmenin hukuka aykırı olduğu ve bu sebeple kaldırılması gerektiğinin istenildiği, mahkemece 11.05.2016 tarihli ek kararda belirtilen gerekçelerle talebin reddedildiği ve bu kararın hem davacı asile hem de davalı vekiline tebliğ edildiği, davacı asilin bu kararı süresinde temyiz ettiği anlaşılmıştır.

Avukatlık Kanunu’nun 41/1. maddesi “Belli bir işi takipten veya savunmadan istemi ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder.” hükmüne amir olup, ilgili vekilin çekilme durumu asile tebliğ edilmediğinden vekillik görevi devam etmektedir. O halde gerekçeli hükmün davacı vekiline tebliğ edilmesi gerektiğinden, mahkemece tebliğe dair hususlar yerinde değildir. Bu sebeple kesinleştirme kararı da yerinde olmayacağından, mahkemenin 11.05.2016 tarih 2013/816 E. sayılı ek kararının bozulması gerekmektedir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ek karar bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz harcının davacıdan alınmasına, 19.09.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.