HACİZDE SATIŞ İSTEME SÜRESİ HACİZ KARARININ VERİLDİĞİ TARİHTE BAŞLAR

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2016/16051
KARAR NO:2017/8674
KARAR TARİHİ:01.06.2017

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, taşınmazları haciz yükü ile satın alan şikayetçi üçüncü kişinin, İİK.nun 106 ve 110. maddeleri gereğince haczin düştüğünü ileri sürerek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.

Bilindiği üzere; haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK’nun 106. maddesi hükmüne göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren nihayet bir sene içinde ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” İİK’nun 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar ” düzenlemesi yer almaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, yukarıda değinilen maddelerde yer alan satış isteme süreleri hak düşürücü nitelikte olup; mahkemece satış talebinin öngörülen süreler içinde yapılıp yapılmadığını re’sen gözetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine karşın tapu sicilinde şeklen varlığını sürdüren haciz İİK’nun emredici nitelikteki anılan maddelerine aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.

Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değildir. Konuya ilişkin tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini hükme bağlayan TMK’nun 1010. maddenin son fıkrası uyarınca haciz şerhi verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Tapuya işlenmesi, haczin kurucu unsuru olmayıp bildirici nitelik taşır. Ne var ki 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haczin tapu siciline işlenmesi gerekmektedir.

Somut olayda, taşınmazların haczi için icra müdürlüğünce 05.01.2010 tarihli haciz müzekkeresi yazıldığı, tapu sicil müdürlüğü tarafından 249 yevmiye ile 15.01.2010 tarihinde haciz şerhinin verildiği, alacaklı tarafından 13.01.2012 tarihinde satış talebinde bulunulduğu ve satış avansının 13.01.2012 tarihli makbuzla yatırıldığı görülmektedir. Bu durumda, 05.01.2010 olan haciz tarihinden itibaren 2 yıl olan satış isteme süresi geçmiş olduğundan taşınmazlar üzerindeki hacizler düşmüş bulunmaktadır.

O halde, mahkemece, İİK’nun 110. maddesi gereğince, mahcuz taşınmazlar üzerindeki hacizlerin yasal sürede satış istenmediğinden kalktığı hususu dikkate alınarak, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, haciz kararının verildiği tarih yerine haczin tapuya şerh verildiği tarihin haciz tarihi olarak kabulü ile satış isteminin yasal süresinde yapıldığından bahisle isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.06.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.