Evlatlık ve Altsoyu, Evlat Edinene Kan Hısımı Gibi Mirasçı Olurlar

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2008/9407
KARAR NO. 2009/12910
KARAR TARİHİ. 1.7.2009

Evlatlık ve Altsoyu, Evlat Edinene Kan Hısımı Gibi Mirasçı Olurlar

DAVA: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. (TMK. md.500/1)

Davacı, kendisini evlat edinen Mehmet’in kardeşi olan 5.7.2006 tarihinde vefat eden Hüseyin Hüsnü ile davalı Halil İbrahim arasındaki evlatlık bağının esasa ilişkin noksanlıklarla sakat olduğunu ileri sürerek bu ilişkinin kaldırılmasını istemiştir. Evlat edinme, esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa Cumhuriyet Savcısı veya her ilgili evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. ( TMK. md.318/1 ) İlgililerin evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilmesi için bu ilişkinin kaldırılmasında hukuki bir yararlarının bulunması şarttır. Davacı ile kendisini evlat edinmiş olan Mehmet arasındaki evlatlık ilişkisi Mehmet’in 9.1.1994 tarihinde ölümü ile sona ermiştir. Evlat edinen Mehmet’e daha sonra vefat eden kendi murislerinden intikal edecek miras hakkı bunun evlatlığına geçmez. Davacıyı evlat edinen Mehmet 1994’de, kardeşi Hüseyin Hüsnü ise 2006’da öldüğüne göre; Hüseyin Hüsnü ile davalı arasındaki evlatlık ilişkisinin kaldırılması durumunda davacı Mehmet’in evlatlığı olarak Hüseyin Hüsnü’ye mirasçı olamayacaktır. O halde davacının Hüseyin Hüsnü ile davalı arasındaki evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istemekte hukuki bir yararı bulunmamaktadır. İsteğin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.07.2009 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesi uyarınca, evlat edinmenin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakat olması halinde, Cumhuriyet Savcısı veya her ilgili evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Yasa koyucu, evlat edinme ilişkisindeki esaslı unsurların noksanlığını kamu düzeniyle ilgili bulduğundan Cumhuriyet Savcısına bu konuda dava açma yetki ve görevini vermiştir.

Belirtilen bu temel amaç doğrultusunda, yasadaki her ilgili kavramını, mirasçılık bağı ile sınırlamanın uygun olmadığı, bu nedenle toplanan delillerle yasaya aykırı olarak kurulmuş olduğu anlaşılan evlat edinme ilişkisinin kaldırılmasına yönelik kararın onanması gerekir düşüncesiyle sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.

EVLATLIĞIN ÇOCUKLARI EVLAT EDİNENİN MİRASÇISI OLURLAR

T.C
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2004/716
KARAR NO. 2004/1392
KARAR TARİHİ. 19.2.2004DAVA: Taraflar arasında görülen davada; davacı, miras bırakanı Fatma’nın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla 431 ada 111 parsel sayılı taşınmazda bulunan paylarını davalılara satış suretiyle devrettiğini, gerçek değer ile satış değeri arasında fark olduğunu ileri sürüp, muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

Davalılar, miras bırakanın evlatlığının çocuğu olan davacının dava açma sıfatı olmadığını, taşınmazların bedelini ödeyerek satın aldıklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, evlat edinenden önce ölen evlatlığın mirasçılarının evlat edinenin mirasçısı olamayacağı, bu nedenle davacının dava açma hak ve sıfatı bulunmadığı, hatalı olarak alınan mirasçılık belgesinin hukuki işlevi bulunmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir

Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: Dava, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali isteğinde ilişkindir. Mahkemece, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan Fatma’nın davaya konu 431 ada 111 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını 13.11.1992, 09.03.1993, 20.10.1994 tarihli akitlerle davalılar Reyhan ve Ayşe’ye temlik ettiği görülmektedir.

Davacı, miras bırakanın evlatlığının füruudur. Kök miras bırakan 24.04.2000 tarihinde, evlatlığı Hüseyin ise, 17.11.1994 tarihinde kendisinden önce ölmüştür. Medeni Kanun’un 500. maddesi gereğince, evlatlık ve alt soyu evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olacağından evlatlığın daha önce ölmüş olması onun füruğlarının evlat edinenin mirasçısı olmasına engel teşkil etmez.

Öyleyse, kök miras bırakanın yasal mirasçısı konumunda bulunan davacının davada sıfatı bulunduğu tartışmasızdır.

SONUÇ: Hal böyle olunca, davada sıfatın varlığı gözetilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.02.2004 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.