HIRSIZLIK-SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI-TAYİN EDİLEN MÜDAFİ’İN DURUŞMALARI TAKİP ETMEMESİ

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2014/37635
KARAR NO: 2017/6792
KARAR TARİHİ: 12.6.2017

5271/m.150/1,151/1

ÖZET : Sanığın, kendisine baro tarafından bir müdafii atanmasını talep ettiğinin, mahkemece barodan bir müdafii tayini istemek yerine soruşturma aşamasında sanığa zorunlu müdafii olarak atanan Avukata duruşma gününün tebliğ edildiğinin, ancak adı geçen müdafiin, duruşmaları takip etmediğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında sanığın müdafiiliğini üstlenen avukatın iddianame tanzimi ile görevinin sona ermesi sebebiyle mahkemece sanığa 5271 S.K. 150/1. maddesi uyarınca barodan bir müdafii tayini istenmesi gerekirken ve usulüne uygun bir görevlendirmenin yapıldığı düşünülse dahi, adı geçen müdafii duruşmada hazır bulunmadığından, aynı Kanun’un 151/1. maddesine göre, mahkemece derhal başka bir müdafii görevlendirilmesi için gerekli işlemin yapılması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hatalıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1-) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 Sayılı CMK’nın 34/1., 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,

2-) Sanığın, 13/11/2012 ve 06/02/2013 tarihli dilekçelerle kendisine baro tarafından bir müdafii atanmasını talep ettiğinin, mahkemece barodan bir müdafii tayini istemek yerine soruşturma aşamasında sanığa zorunlu müdafii olarak atanan Avukata duruşma gününün tebliğ edildiğinin, ancak adı geçen müdafiin, duruşmaları takip etmediğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında sanığın müdafiiliğini üstlenen avukatın iddianame tanzimi ile görevinin sona ermesi sebebiyle mahkemece sanığa 5271 Sayılı CMK’nın 150/1. maddesi uyarınca barodan bir müdafii tayini istenmesi gerekirken ve usulüne uygun bir görevlendirmenin yapıldığı düşünülse dahi, adı geçen müdafii duruşmada hazır bulunmadığından, aynı Kanun’un 151/1. maddesine göre, mahkemece derhal başka bir müdafii görevlendirilmesi için gerekli işlemin yapılması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı diğer yönleri incelenmeyen hükmün istem gibi BOZULMASINA, 12.06.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hırsızlık, Etkin Pişmanlık, Çalınan Malın Değerinin Azlığı

Özet: Kamu davası; hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarına ilişkindir. Sanıkların gündüz vakti müştekiye ait ikametin alt katında bulunan bodrumdan müştekinin beyanına göre değeri 20-TL, değer tespit tutanağına göre de değeri 5-TL olan 1 adet soba kovası altlığı ile bir adet ot biçme orağını çalmaya teşebbüs etmeleri şeklinde gerçekleşen olayda, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması; TCK’nın 50 ve 51. maddelerinde belirtilen hangi koşulların oluşmadığı açıkça belirtilmeden, “‘Koşulları oluşmadığından’” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında hırsızlık suçu yönünden TCK’nın 51, konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden de TCK’nın 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

T.C. Yargıtay 2. Ceza Dairesi

E: 2015/2276 

K: 2018/1251 

K.T.: 14.02.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma

HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;1) … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan … … … hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından eylemine uyan TCK’nın 142/1-b, 116/1, 119/1-c ve 31/2 maddelerinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre TCK’nın 66/l-e, 66/2 maddelerinde öngörülen 4 yıllık zamanaşımı süresinin, zamanaşımını kesen son işlem olan 31/01/2014 tarihli mahkumiyet hükmünden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması.Bozmayı gerektirmiş, … müdafıinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, … hakkında açılan kamu davalarının, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,2) Sanıklar … … ve … … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;Mahkemece, sanıkların uslanmaz kişilikleri, suça eğilimli oluşları , pişmanlık emaresi göstermemeleri ve bu nedenlerle ileride yeniden suç işlemeyecekleri yönünde mahkemede olumlu kanaat oluşmaması gerekçe gösterilerek haklarında CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden ve TCK’nın 50. maddesindeki düzenlemeye göre sanıklar hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan uzun süreli 1 yıl 3 ay hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğinden tebliğnamenın bu yönlerdeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iplaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün vc 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;1- TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu. Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilerek, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar alması halinde ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebilecek ölçüde düşük değerlerin esas alınması suretiyle, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği dikkate alınarak, somut olayda sanıkların gündüz vakti müştekiye ait ikametin alt katında bulunan bodrumdan müştekinin beyanına göre değeri 20 TL, değer tespit tutanağına göre de değeri 5 TL olan 1 adet soba kovası altlığı ile bir adet ot biçme orağını çalmaya teşebbüs etmeleri şeklinde gerçekleşen olayda, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,2- TCK’nın 50 ve 51. maddelerinde belirtilen hangi koşulların oluşmadığı açıkça belirtilmeden, “‘Koşulları oluşmadığından’” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında hırsızlık suçu yönünden TCK’nın 51, konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden de TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi.Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı hükümlerin istem gibi BOZULMASINA, 14.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hırsızlık, İş Yeri Dokunulmazlığının İhlali, Mala Zarar Verme

HIRSIZLIĞIN MÜŞTEKİYE AİT MARKETTE
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ NEDENİYLE TCK
142/1-B’DEKİ SUÇUN OLUŞTUĞU – MÜŞTEKİDEN
KISMİ İADE HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA
RIZASI BULUNUP BULUNMADIĞININ SORULMASI
VE SONUCA GÖRE ETKİN PİŞMANLIK
HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ
Özet: Sanığın müştekiye ait markete girerek hırsızlık yaptığının anlaşılması
karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu
oluşturduğu gözetilmeden aynı kanunun 142/1-a maddesi uygulanmak suretiyle hüküm kurulması; 10/07/2010 tarihli kolluk tutanağının içeriğinden sanık yakalandığında suçunu ikrar edip, suça konu malzemeleri çaldığı müştekiye ait işyerini kolluk görevlilerine göstererek eşyaların henüz yasal müracaatı bulunmayan müştekiye teslimini sağladığının anlaşılması karşısında gerçekleşen kısmî iade nedeniyle müştekiden kısmî iade hükümlerinin uygulanmasına rızası bulunup
bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanık … hakkında etkin pişmanlık
hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay

  1. Ceza Dairesi
    E: 2015/2457 K: 2018/638 K.T.: 01.02.2018
    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
    HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
    1 / 3