İŞ YERİNDE İŞÇİNİN İŞ SAATİ DIŞINDA “İNTİHAR” EDEREK YARALANMASI

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/15670
KARAR NO. 2017/4283
KARAR TARİHİ. 22.5.2017

ÖZET: işverene ait iş yerinde çalışan sigortalı işçinin iş saatleri dışında “intihar” ederek yaralanması halinde , SGK’ nın iş yerinde meydana gelen iş kazası sebebiyle Kurum sigortalısına yapılan geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarını kusursuz olan davalı işverenden rücuan tahsilini isteyemeyeceği.

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

1-)Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddine.

2-)Dava, 09.05.2011 tarihinde davalı işyerinde meydana gelen iş kazası sebebiyle Kurum sigortalısına yapılan geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarının davalıdan rücu an tahsili istemine ilişkindir.

Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; iş kazasının, davalıya ait iş yerinde çalışan sigortalının iş ve çalışma saatinin dışında, 01 Mayıs Pazar gününü pazartesiye bağlayan gece yarısında madende bulunan istinat duvarından atlamak suretiyle meydana geldiği anlaşılmakta olup, alınan kusur raporunda işverenin kusuru olmadığı, kazalı sigortalı tarafından teşebbüs edilen intihar girişimi olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davaya konu olay kazalı sigortalı tarafından teşebbüs edilen intihar girişimi olarak değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı Kurum aleyhine, davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip, vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ : Hüküm fıkrasına 4. bent eklenerek; “Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1.786,74,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 22.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

SIĞINAK OLAN YERİN İŞYERİ OLARAK KİRALANMASI, BELEDİYENİN RUHSAT VERMEMESİ

YARGITAY 3. Hukuk Dairesi
2017/9966 E.
2017/6030 K.

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali ve tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; Oto Kuaförü olarak kullanmak üzere 01.08.2012 tarihli kira sözleşmesi ile davalıdan dava konusu taşınmazı 5 yıllığına kiraladığını, kaba inşaat halinde kiralanan taşınmaza uzun süreler kiracılık ilişkisinin devam edeceğini düşünerek 90.000,00 TL masraf yaptığını, ruhsat için belediyeye başvurduğunda ise dava konusu yerin sığınak olması nedeniyle ruhsat verilemeyeceğinin bildirildiğini, davalıya durumun bildirilmesine rağmen davalının hiç ilgilenmediğini, bunun üzerine dava konusu yeri kapatmak zorunda kalındığını, bu nedenle dava konusu kira sözleşmesinin B.K. 301 vd. Maddeleri gereği 01.08.2012 tarihi itibarıyla haklı nedenle feshine, şimdilik 90.000,00 TL tazminatın ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili dilekçesinde, davacının kendisine hiç kira parası ödemediğini, hakkında icra takibi yapılıp tahliye dava açıldığını, tahliye edileceğini anlayan davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, dava dilekçesine ek olarak sunulan kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünde masraflara ilişkin yazılı kısmın sonradan kendisinin kabul, onay ve parafı olmadan ilave edildiğini, dosyaya sunulan faturaların da asılsız olduğunu bu nedenle aktin feshi talebinin ve faydalı ve kalıcı masrafların bedeli dışında kalan maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulü ile, taraflar arasındaki 01/08/2012 tarihli kira sözleşmesinin feshine, 90.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Kural olarak kiracı tarafından kiralanana yapılan faydalı ve zorunlu imalat bedellerinin dava tarihi itibarıyla uygulanması gereken vekâletsiz işgörme ( BK m. 414) ve sebepsiz zenginleşme (BK m. 61 vd.) hükümlerine göre kiraya verenden istenmesi mümkündür. Yerleşik uygulama, kiracının kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların yapıldığı tarih itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 527. maddesi ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun, 414. maddesi ) kapsamında vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kiraya verenden isteme hakkı olduğu yönündedir. Kural olarak bu gibi zorunlu ve faydalı masrafların kira sözleşmesinin başlangıcında yapılmış olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle kiracı kiralananda kalan ve kiraya veren tarafından benimsenen imalat için sebepsiz zenginleşilen oranında ve yapıldıkları tarih itibarıyla rayiç bedeller üzerinden bedelin tazmini talep edebilir.

Taraflar arasında imzalanan 01.08.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 6. maddesinde; kira müddeti sonu olan 01.08.2017 tarihinde taşınmaz teslim alındığı şekliyle temiz ve noksansız teslim edileceği, kiracının kendi işi için işyerinde yaptığı değişiklikleri söküp ilk girdiği zamanki gibi teslim edeceği kararlaştırılmıştır. Her ne kadar Mahkemece, sözleşmenin sonuna el yazısı ile eklenmiş ‘’Not; otokuaföre yapmış olduğum 90.000-tl masrafı herhangi bir anlaşmazlık olduğunda veya kira kontratının bitim tarihinde Aydın Güleç Kaygusuz …’a 90.000-tl ödeyecektir.’’ şeklindeki yazının geçerli olduğu kabul edilmiş ise de; sözleşme aslının taraflarca ibraz edilmediği ve davalı/kiraya veren tarafından tek taraflı yazılı parafın kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmeye sonradan eklendiği anlaşılan ve iki tarafın imzasını taşımayan ‘’NOT‘’ kısmının geçerli olduğunun kabulü mümkün değildir.

Davacı kiracı sözleşmede kararlaştırılan 90.000 TL bedelindeki imalatın yapıldığını savunmuş, davalı ise tespit edilecek faydalı ve kalıcı masraflar bedelini ödemeye hazır olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda kiracı tarafından kiralanan yere bir takım imalat ve tesisler yapıldığı hususu davalının da kabulündedir. Ancak dava, sözleşme süresi tamamlanmadan 22.02.2013 tarihinde açılmış olduğundan bu tarih itibariyle davacının taşınmazı tahliye edip etmediği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle Mahkemece, öncelikle davacı kiracının taşınmazı tahliye ettiği tarih tespit edilerek, tahliye gerçekleşmiş ise; kiracının kiralanan üzerine yaptırdığı faydalı ve zaruri imalat ve tesislerin tereddüte yer vermeyecek şekilde tek tek tespit edilip belirlenmesi, bu imalat ve tesislerin taşınmazın değerini artırıcı nitelikte olup olmadıkları araştırılıp değer artırıcı imalatlar ise yapım tarihlerindeki yıpranma payı düşürülmüş değerinin gerekirse yerinde keşif yapılarak konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmak suretiyle belirlenip, talep edilen alacaktan mahsup edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alının temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.