Ceza infaz kurumları ile tutukevleri personelinin görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılacağı

T.C.
YARGITAY
5. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2017/4478
KARAR NO. 2017/3319
KARAR TARİHİ. 11.9.2017

2802/m. 116

ÖZET : Dava, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkindir.

Ceza infaz kurumları ile tutukevleri personelinin görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılacağı dikkate alınmadan merciince yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabetsizdir.

DAVA : Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/02/2017 tarihli ve 2017/2194 soruşturma, 2017/759 esas, 2017/453 Sayılı iddianamenin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca iadesine dair 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06/03/2017 tarihli ve 2017/147 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/03/2017 tarihli ve 2017/205 değişik iş sayılı kararının;

2802 Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu’nun 114. maddesinde yer alan “Adalet komisyonlarının görevleri şunlardır:

a-) Atamaları doğrudan Bakanlıkça yapılanlar dışındaki adlî ve idarî yargı ile ceza infaz kurumları ve tutukevleri personelinin;

1-) İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklardan merkezî sınavda başarılı olanların ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınavlarını yapmak, hukuk fakültesi ve adalet meslek yüksek okulu mezunlarına öncelik tanımak kaydıyla başarılı olanların atanmalarını teklif etmek.

2-) Aslî Devlet memurluğuna atanmaları, sicil ve disiplin işlemleri, görevden uzaklaştırılmaları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlemlerini bu Kanun ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili mevzuat hükümlerine göre yerine getirmek.

3-) Naklen veya hizmet gereği atamasını, ilgili mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısının görüşünü alarak, yetki alanı içerisinde yapmak.

4-) Geçici olarak görevlendirmesini, yetki alanı içerisinde altı ayı geçmemek üzere yapmak.

b-) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.

İlk defa Devlet memurluğuna atanması teklif edilen personelin atanmaları Bakanlık onayı ile tamamlanır. Bu personelin atanması, eğitilmesi ile ilgili usûl ve esaslar yönetmelikte gösterilir.

Bu madde kapsamındaki personeli, ilgili adalet komisyonunun muvafakati, teklifi veya hizmetin gereği olarak başka bir adalet komisyonunun yetki alanına naklen atama veya geçici olarak görevlendirme yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.”, yine anılan Kanun’un 116. maddesinde yer alan “Bu kısımda yazılı memurların görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılır.” ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161/5. maddesinde yer alan “Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır” şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumları ile tutukevleri personelinin görevlerinden doğan suçlarından dolayı bulundukları yer Cumhuriyet savcılığınca doğrudan doğruya genel hükümler dairesinde soruşturma ve kovuşturma yapılacağı dikkate alınmadan merciince yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 13/06/2017 gün ve 94660652-105-65-3872-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

SONUÇ: Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulüyle … 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15/03/2017 tarihli ve 2017/205 değişik iş sayılı Kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 11.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KAÇAK ELEKTRİK KULLANMA, C. SAVCISINCA ZARAR TESPİT ETTİRİLİP ŞÜPHELİYE BİLDİRİM

T.C.
YARGITAY
13. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2017/3454
KARAR NO: 2017/9346
KARAR TARİHİT: 21.9.2017

KARŞILIKSIZ YARARLANMA (KAÇAK ELEKTRİK KULLANMA) CUMHURİYET SAVCISINCA TCK’nın 168/5 MADDESİ GEREĞİNCE VERGİLİ ZARAR MİKTARI TESPİT ETTİRİLEREK ŞÜPHELİYE ÖDEMESİ İÇİN BİLDİRİMDE BULUNMADAN İDDİANAME DÜZENLEYEREK DAVA AÇAMAZ.

Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/04/2017 tarihli ve 2017/1105 soruşturma, 2017/1047 esas, 2017/795 Sayılı iddianamenin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/04/2017 tarihli ve 2017/142 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/05/2017 tarihli ve 2017/282 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 13.07.2017 gün ve 94660652-105-51-5670-2017-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01.08.2017 gün ve 2017/44806 Sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;

Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesince, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda katılan kurumun uğradığı zararı, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarı, ayrıca karşılıksız yararlanma suçuna konu kaçak elektiriğin yalnızca kaçak kullanım tespit tutanağında belirtilen tutarda olduğunun kabul edilemeyeceği, bu hususun tespiti için ayrıca keşif yapılması ve uzman bilirkişiden rapor aldırarak, sanığın bilirkişi tarafından bildirilen zararı ödemesi halinde hakkında kamu davası açılamayacağından, ödeme süresi ve yerinin soruşturma merciince sanığa bildirilmesi, bildirime dair belgenin denetime esas şekilde dosyaya konması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,

Karşılıksız yararlanma suçunu işleyen fail hakkında, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlamadan önce gidermesi halinde kamu davası açılmayacağı şeklinde bir düzenleme getirildiği, ancak Cumhuriyet savcılığınca bu hususun faile hatırlatılması ve zararın giderilmesi için süre tanınması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c bendinde iddianamenin iadesi sebebi olarak ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi suçlarda, ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceğinin hüküm altına alındığı, bu durumun Cumhuriyet savcısına bir yükümlülük getirdiğinde şüphe bulunmadığı, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma aşamasında uygulanması bakımından Cumhuriyet savcısının şüpheliye bu hususu hatırlatmasının gerekmediği, zira 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmü nazara alındığında, Cumhuriyet savcısının yapacağı araştırmanın sadece zararın giderilip giderilmediği yönünde olacağı, nitekim dosya kapsamına göre müşteki kurumun 02/02/2017 havale tarihli şikayet dilekçesinde şüpheli tarafından kaçak kullanım bedelinin ödenmediğinin bildirildiği, ayrıca Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan bilirkişi raporunun mahkemeyi bağlamayacağı gibi zarar tespitinin yargılama sırasında ihtiyaç duyulduğunda hakim tarafından yapılacak keşif sonucunda tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

KARAR : “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi”nde benimsenen, “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları davaya konu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri davaya konu yapmamaları, yâni bir nev’i filtre görevi yapmaları gerekir.
Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 Sayılı CMK.’nun 160 / 2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir.

Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede bitirilmesi hedeflenmiştir.

Nihayet, 5271 Sayılı CMK’nın 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de “Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan” hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir.
Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan TCK’nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda şikayetçi kurumun uğradığı zararı, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarının ödenmesi halinde şüpheli hakkında kamu davası açılamaz.

Maddede “ … bahsedilen zarar, vergili ve cezasız miktardır … Bu durumda Cumhuriyet savcısı sulh ceza hakiminden keşif yapılıp rapor alınması için talepte bulunmalı ve alınacak rapor sonucunda sanığa ödeme bildiriminde bulunmalıdır…… Savcısı – Hırsızlık, Karşılıksız Yararlanma ve Yağma Suçları/2017, sayfa: 412).

Yargıtay’ımızın istikrar bulmuş içtihatları da bu yönde olup, gecikme faizi ve benzeri zararlar 168. madde kapsamında değerlendirilemez.(Y. 17. CD’nin 16.06.2017, 2015/18830 E. ve 2016/9113 K. sayılı kararında olduğu gibi.)
Somut olayda şikayetçi kurumun şüpheliden talep ettiği miktar, gecikme faizi ile birlikte 21.801,14 Türk lirasıdır.
Maddeye göre, ödenmesi halinde şüpheli hakkında takipsizlik kararı verilmesi sonucunu doğuracak olan vergili zarar miktarı tespit edilip, sanığın bu miktarı şikayetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmamıştır.
Bu sebeple iddianamenin iadesi ve bu karara yönelik itirazın reddi kararları usul ve yasaya uygundur.
Açıklanan nedenlerle;

SONUÇ : Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/05/2017 tarihli ve 2017/282 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.