İcra müdürlüğünce haciz anında kıymetli şeyler, vb. doğrudan doğruya icra dairesi tarafından el koyulmadıkça haczedilmiş sayılmaz

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2018/14170 E.
2018/17346 K.
Özet: İcra müdürlüğünce haciz anında kıymetli şeyler, altın, pırlanta vb. doğrudan doğruya icra dairesi tarafından el koyulmadıkça haczedilmiş sayılmaz.

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili; dava konusu 25.12.2013 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait olup dava dışı …… konsinye olarak satış yapması için teslim edilen malların haczedildiğini öne sürerek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı alacaklı vekili; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, mahcuzların 3. kişi şirket tarafından haciz adresinde faaliyet gösteren dava dışı …… konsinye olarak satış yapılması için teslim edildiği, bu hususun ticari defter kayıtları ile doğrulandığı, mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3. kişi tarafından ispat edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1-İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir.
İİK 88.maddesinde; haczedilen taşınır mallar hakkında alınacak olan muhafaza tedbirleri düzenlenmiştir.

Haczedilen şey; a) …, b) …, c) … ait …, d) …, e) … mümkün diğer bir …, f) …, … ve diğer kıymetli şeylerden ise, bunlar doğrudan doğruya icra dairesi tarafından saklanır (muhafaza altına alınır) (İİK. mad. 88/I).
Maddede belirtilen «kıymetli şeyler» doğrudan doğruya icra dairesi tarafından el konulmadıkça, haczedilmiş sayılmazlar. Başka bir deyişle, bunlara icra dairesi tarafından el konulması, haczin geçerlik koşuludur.(Kuru B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2013, s:426 vd.-…, İ. İcra Hukuku Esasları, 1982, s:305,)

Somut olaya gelince; dava konusu 25.12.2013 tarihli haciz esnasında 1.240.560,00 TL değerinde pırlanta taşlı yüzük, kolye, küpe vs. haczedildiği, haczedilen kıymetli şeylerin muhafaza altına alınmayıp yediemin olarak şirket çalışanına bırakıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda Mahkemece, geçerli bir haciz bulunmadığından davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kendine Bırakılan Malların Telef Ve Ziyanından Dolayı Üçüncü Kişiye Hükme Hacet Kalmaksızın İcra Dairesince Re’sen Tazmini-Görev

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/6109
KARAR NO. 2016/7841
KARAR TARİHİ. 14.6.2016

2004/m.16, 358
6098/m.49

ÖZET : Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Üçüncü şahıs, icraca haciz olunup kendisine bırakılan malları evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişiye hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. İcra dairesi işlem yapmakla yetkili olup buna karşı da icra mahkemesinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağı bulunmamaktadır.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.3.2013 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 10.11.2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR

Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece görevsizlik sebebiyle davanın reddine dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair olarak verilen ilk karar, Dairemizin kararıyla “Alacaklı sıfatıyla takip yapan davacı, haczedilen ve yediemin olarak davalıya teslim edilen menkul eşyaların bedelinin ödetilmesi isteminde bulunulmuş; mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Görev sorunu, öncelikle irdelenmelidir. “Üçüncü şahıs, icraca haczolunup kendisine bırakılan malları icra dairesinden istendiği anda evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Bu surette eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişi hakkında ceza takibinden başka evvelce tespit edilmiş olan kıymetler, hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. Bu kıymetleri tazmin ile mükellef olanlar, icra dairesinin bu baptaki talep ve kararlarına karşı icra mahkemesine, 16. maddede tayin edilen müddet içinde şikayette bulunabilirler.” (İİK m. 358).Maddenin yukarıdaki açık hükmü karşısında, icra dairesi işlem yapmakla yetkili olup; buna karşı da icra mahkemesi nezdinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından davanın usulden reddi yerine uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir” gerekçesi ile bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş; ancak, davanın görev yönünden usulden reddine, görevli ve yetkili olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin sayılı kararı bozması gereğince adli yargıda Asliye Hukuk Mahkemesinde böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bozma kararına uygun olmayan şekilde yazılı gerekçeyle, davanın görev yönünden usulden reddedilmiş olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 14.06.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.