Tarafların eşit kusurlu olması hali

Yargıtay 2. HD.,

2019/7420 E.,

2019/11520 K.

MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan tazminat ve nafakalar ile ziynet alacağı yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise; velayet ve reddedilen tedbir ve iştirak nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, eşini istemeyerek evden kovduğu, davalı-davacı kadının ise; ortak çocuklar ile ilgilenmediği, çocuğuna karşı birden fazla kez fiziksel şiddet ve odaya kilitleme şeklinde kötü muamele de bulunduğu, ayrıca eşine hakaretinin de olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen kusurları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1-2. madde şartları oluşmamıştır. O halde davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, yukarıda 1. bette gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Nergiz’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve eksik yatırılan 97.20 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden Nergiz’e yükletilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Erol’a geri verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Kadın Yararına Tedbir Nafakasına Engel Yok!!!

YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2017/2-1891
K. 2018/1577
T. 25.10.2018
* BOŞANMA ( Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusurlu Olmasının Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmadığı )

* TEDBİR NAFAKASI ( Boşanma – Kadının Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Tarafların Boşanmalarına Kadının Davasının İse Reddine Karar Verildiği/Kararın Sadece “Tedbir Nafakasına” Dair Olarak Bozulduğu ve Erkeğin Gelirinin Bulunmamasının Kadının Çalışıyor Olması veya Kusur Durumunun Kadın Yararına Tedbir Nafakası Hükmedilmesine Engel Teşkil Eden Vakıalar Olmayacağı )

* ERKEĞİN GELİRİNİN BULUNMAMASININ KADININ ÇALIŞIYOR OLMASI VEYA TAM KUSURLU OLMASININ KADIN YARARINA TEDBİR NAFAKASI HÜKMEDİLMESİNE ENGEL TEŞKİL ETMEYECEĞİ ( Davacı Karşı Davalı Erkeğin Boşanmaya Yol Açan Olaylarda Bir Kusurunun Bulunmadığı Davalı Karşı Davacı Kadının İse Başkası İle Aşk ve Gönül İlişkisi İçerisine Girdiği Bu Sebeple Tam Kusurlu Olduğu Gerekçesiyle Erkeğin Davasının Kabulüyle Boşanmalarına Karar Verildiği/Kadın Yararına Tedbir Nafakasına Hükmedileceği )

4721/m.166,174

ÖZET : Tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 4. Aile Mahkemesince “davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine” dair verilen 21.09.2012 tarihli ve 2011/1096 E., 2012/1186 K. sayılı karar davalı – karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/1834 E., 2013/26011 K. sayılı kararı ile:

“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Yerel mahkeme tarafından davalı-karşı davacı kadın yararına 23.11.2011 tarihli ara kararı ile aylık 500 TL. tedbir nafakası takdir edilmiş, ancak mahkemece 19.12.2011 tarihli ara kararı ile davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmadığı gerekçesiyle bu tarihten geçerli olarak tedbir nafakasının durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmez. Bu durum ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabilir. Bu durumda yargılama sırasında geçim için ihtiyaçları devam eden davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunun 169. maddesi gereğince 19.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl ve karşı dava, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166/1. maddesi uyarınca açılan evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma isteklerine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı (erkek) vekili, davalının müvekkiline güleryüz göstermediğini, tüm vaktini internette geçirdiğini, hakaret ettiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini, bu sebeple evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, kararın kesinleşmesinden itibaren 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekili, erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediğini, her tartışmada müvekkilini evden kovduğunu, en son davacının agresifliğinden korkan müvekkilinin annesine sığındığını, bir süre sonra evin eşyalarının satıldığını öğrendiğini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini ve müvekkili yararına 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, boşanmaya sebep olaylarda erkek yönünden ispatlanmış bir kusur bulunmadığı, kadının ise evlilik birliğinin kutsallığı ile bağdaşmayacak şekilde üçüncü bir kişi ile aşk ve gönül ilişkisi içerisinde olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadının davasının reddine, davacı-karşı davalı (erkeğin) boşanma davasının kabulüne, erkek yararına 5.000,00 TL maddi tazminat (TMK m.174/1) ve 5.000,00 TL (TMK m.174/2) manevi tazminata karar verilmiş, kadının maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedilmiştir.

Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile tedbir nafakası yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, davacı-karşı davalı erkeğin çalışmadığı, sabit bir gelirinin olmadığı, kadının da dava tarihinde çalışmadığı, bozmadan sonraki taraf anlatımına göre bir süre işe girip tekrar çıktığı, kadının duruşmada gözlenen görüntü ve yapısı itibariyle çalışıp kazanç elde edebilecek görüntüsü olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalı-karşı davacı (kadın) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın yararına ara kararla hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi:

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri re’sen alır.” hükmünü içermektedir.

Bu madde, yasal gerekçesinde de işaret olunduğu üzere, yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Medeni Kanunu’nun 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, mahiyeti itibariyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine dair geçici önlemleri resen alması gerekir.

Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır.

Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır.

Dolayısıyla tedbir nafakası takdirine dair kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına dair araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.

Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir.

Ayrıca belirtilmelidir ki, Yargıtay içtihatları ile bir başkası ile evlilik dışı birliktelik yaşayan eşe tedbir nafakası verilmeyeceği hususu benimsenmiştir.

TMK’nın 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer.

Bu ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile “kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı” belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece “tedbir nafakasına” dair olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.

Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

  1. SONUÇ : Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca tebliğden itibaren on beş günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

BOŞANMA DAVASINDAN SONRA AYRI OLARAK TALEP EDİLEN TAZMİNAT VE NAFAKA

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2016/5078
KARAR NO:2017/5338
KARAR TARİHİ:04.05.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yoksulluk Nafakası-Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava evliliğin boşanma ile sona ermesinden sonra açılmış bulunan maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) taleplerine ilişkindir. Boşanma davası içerisinde harca tabi olmadan istenebilecek tazminat ve yoksulluk nafaka talepleri, boşanma davasından bağımsız olarak talep edilmesi halinde dava değeri üzerinden nispi harca tabidir. Davacı kadının bu davasından başvurma harcı ve maktu peşin harcı alınmıştır. Nafaka ve tazminatların boşanmadan bağımsız bir dava ile talep edilmeleri halinde dava değeri tazminatların miktarı ile nafakaların yıllık tutarının toplamı olacağından, davacı kadına talep ettiği nafakanın yıllık tutarı ile maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden peşin nispi harcı tamamlaması için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m.30-32) harç tamamlandığı takdirde işin esasına girilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04.05.2017

BOŞANMA, EŞİN BAŞKA BİR KADIN İSMİ İLE TWİTTER HESABI AÇIP EŞİ ALEYHİNE DELİL OLUŞTURMAYA ÇALIŞMASI

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/13454
KARAR NO:2016/4141
KARAR TARİHİ:02.03.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı yönünden, davalı-davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ile kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tarafların mahkemece ise kabul edilen kusurlu davranışları yanında erkeğin hakaret edip, aşağılayıcı sözler söylediği, kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, başka bir kadın ismi kullanarak twitter hesabı açıp eşi aleyhine delil yaratmaya çalıştığı, erkeğin de eşine yalan söyleyerek güvenini sarstığı, bu durumda, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre erkeğin tüm, kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın….’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran …’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02.03.2016

TEDBİR NAFAKASI-DAVA DİLEKÇESİ DAVALIYA TEBLİĞ EDİLMEDEN ÖN İNCELEME DURUŞMASI YAPILMASI-HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/696
KARAR NO: 2017/976
KARAR TARİHİ: 2.10.2017

4721/m.197
6100/m.33,279,317

HGK, E.2013/802, K.2013/347, T. 13/03/2013 sayılı kararı

ÖZET : Dava; tedbir nafakası talebine ilişkindir. Davanın basit yargılama usulüne tabii olması sebebiyle 6100 S.K. 317.maddesi gereğince, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğinin sağlanması, iki haftalık cevap ve delilerini bildirme süresi geçtikten sonra ön inceleme duruşması yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre; davalıya sadece tensip zaptının tebliğ edildiği, tebligat tarihinin 30/01/2017 olduğu, ön inceleme duruşmasının ise 11/01/2017 tarihinde dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden yapıldığı görülmüştür. Bu şekilde davalıya savunma ve ispat hakkı tanınmamış olup, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir. Kabule göre de delil olarak bildirilen dosyanın getirtilerek tetkik edilmeden eksik inceleme ile yargılama yapılarak karar verildiği görülmüştür.

DAVA

Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile boşanmadığını, davalı eşinin kendisine ve çocuklarına bakmadığını, eve gelmediğini, kendilerinin infak ve iaşesini temin etmediğinden kendisi için aylık 1.000 TL, çocukların her biri için ayrı ayrı 500 er TL iştirak nafakası olmak üzere toplam 2.000 TL tedbir nafakasının davalıdan alınmasına TEFE ve TÜFE oranlarında arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının, davaya cevap vermediği ancak duruşmadaki beyanında özetle; her ay ortalama 1.000 TL ödeme yaptığını, aylık gelirinin 1.400 TL olduğunu, tanıklarını bildirmek için süre talep ettiğini beyan etmiştir.

Kayseri 5.Aile Mahkemesinin 08/03/2017 tarih 2016/1115 Esas 2017/219 Karar sayılı kararının incelenmesinde; “davacı kadının, herhangi bir yerden gelirinin bulunmadığı, eşinden ayrı yaşadığı ve davalının evi terk ederek evden ayrıldığı, davalının ayrı yaşamakta haklı olmadığı, davalının maddi desteğine ihtiyaç duyduğu, müşterek çocukların davacı annenin yanında olduğu davalının küçüğün ihtiyaçlarına destek olmak zorunda olduğu” gerekçesiyle, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK.nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek davanın kısmen kabulü ile davacı için aylık 500 TL, müşterek çocukların her biri için ayrı ayrı aylık 275 er TL tedbir nafakasına hükmedildiği, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görülmüştür.

Davalı süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kendisinin eşi ve çocukları için ancak 200 er TL nafaka ödeme gücünün bulunduğunu, hükmedilen nafakaların çok yüksek olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

KARAR : Dava; Türk Medeni Kanunun 197.maddesine dayalı tedbir nafakası talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı, davalı tarafından kararın tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davanın basit yargılama usulüne tabii olması sebebiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 317.maddesi gereğince, dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğinin sağlanması, iki haftalık cevap ve delilerini bildirme süresi geçtikten sonra ön inceleme duruşması yapılması gerekmektedir. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK madde 33). Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13/03/2013, 2013/802 Esas 2013/347 Karar).

Dosya kapsamına göre; davalıya sadece tensip zaptının tebliğ edildiği, tebligat tarihinin 30/01/2017 olduğu, ön inceleme duruşmasının ise 11/01/2017 tarihinde dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden yapıldığı görülmüştür. Bu şekilde davalıya savunma ve ispat hakkı tanınmamış olup, hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiştir. (HMK m.279. Kabule göre de delil olarak bildirilen Kayseri 4.Aile Mahkemesinin 2016/802 esas sayılı dosyası getirtilerek tetkik edilmeden eksik inceleme ile yargılama yapılarak karar verildiği görülmüştür.

Sonuç itibariyle; davalının esasa ilişkin istinaf itirazları değerlendirilmeksizin istinaf talebinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince yargılama usul eksikliği yönünden kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun yargılama yapılarak sonucu hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalının diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, istinaf talebinin 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince yargılama usul eksikliği yönünden KABULÜ ile, Kayseri 5.Aile Mahkemesinin 08/03/2017 tarih 2016/1115 Esas 2017/219 Karar, sayılı KARARININ BÜTÜNÜYLE KALDIRILMASINA,

2-Yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun yargılama yapılarak sonucu hakkında yeniden bir karar verilmek üzere DOSYANIN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı adli yardımdan yararlandığından istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

4-HMK.nun 27.maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair; HMK.nun 353/1-a maddesi gereğince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda kesin olarak oy birliği ile karar verilmiştir. 02.10.2017