TİCARET SİCİLDEN RE’SEN TERKİN EDİLEN BORÇLU ŞİRKETİN İHYASI SAĞLANMADAN HAKKINDA TAKİP YAPILAMAYACAĞI

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/991
KARAR NO: 2017/7706
KARAR TARİHİ: 22.5.2017

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Alacaklının asıl kredi borçlusu … Tic. A.Ş ve ipotekli taşınmaz maliki … hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiği ve 6 örnek icra emrinin düzenlendiği, ipotekli taşınmaz maliki … vekilinin icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayet nedenleri yanında borçlu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini, tüzel kişiliğinin sona erdiğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece; şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlu … Tic. A.Ş.’nin 6102 Sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi uyarınca 09.10.2014 tarihinde re’sen Ticaret Sicilden terkin edildiği, bundan sonra alacaklı tarafından adı geçen borçlular hakkında 15.05.2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçilerek, 6 örnek icra emri düzenlendiği görülmektedir.

6102 Sayılı TTK’nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyası mümkündür; bu bentte, “… Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir…” düzenlemesine yer verilmiştir.

6102 Sayılı TTK’nun 547. maddesinde de; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Ticaret sicilinden terkin edilmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sonra eren şirketin, takibin tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır.

Feshedilmekle tüzel kişiliği sona eren şirketin, medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanma ehliyeti de son bulacağından, münfesih tüzel kişiliğin gerek yargıda gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı değildir. Dolayısıyla, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin takibin tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilmiş şirket hakkında takip işlemlerine başlanması ve yürütülmesi tasfiye memuru ile ticaret sicile yöneltilecek dava sonucunda tüzel kişiliğin yeniden ihyası ile mümkündür. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup hakimin bu hususu re’sen de göz önünde bulundurması zorunludur.

Diğer yandan, İİK’nun 149/b maddesinde; “149.maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra müdürü, borçluya ve varsa taşınmaz sahibi 3. şahsa birer ödeme emri gönderir.” düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması sebebiyle haklarında birlikte takip yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; ticaret sicilinden terkin edilen borçlu şirket hakkında takipte taraf olarak gösterilmek suretiyle icra takibine başlanması ve takip işlemlerine devam edilmesi durumunda yapılan işlemler hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup; ipotek veren … ile asıl borçlu şirket arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan, ipotek veren hakkında icra takibine devam edilmesine de imkan yoktur. Takipten önce borçlu şirketin ihyasına dair bir karar bulunmadığı gibi, takipten sonra da alacaklının ihya yönünde bir istemi de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, borçlu şirket yönünden ihya sağlanmadan hakkında takip yapılamayacağı gibi; bu eksiklik tamamlanmadan zorunlu takip arkadaşı olan taşınmaz maliki …’a karşı da takibin devamı mümkün değildir.

O halde; mahkemece açıklanan sebeplerle takibin iptali yönünde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

TİCARET SİCİLİNDEN TERKİN EDİLEN ŞİRKETE KARŞI İCRA TAKİBİ

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/26527
KARAR NO : 2016/23660

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Borçlu şirket vekili icra mahkemesine başvurusunda, 08.10.2015 tarihinde yapılan taşınmaz ihalesinin feshini talep etmiş, mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmiştir.

Mahkemece 12.02.2016 tarihinde karar verildikten sonra temyiz aşamasında, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 21.06.2016 tarihli yazısı ile, şikayetçi şirketin, 6102 sayılı TTK’nun geçici 7. maddesine göre, 18.02.2015 tarihinde re’sen terkin edildiğinin, şirket dosyasına intikal eden ihya kararı bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

Ticaret sicilinden silinmek suretiyle hukuk alemindeki varlığı sona eren (münfesih) şirketin, yargılamanın tarafı olmak ehliyeti de bulunmamaktadır. Davadan önce veya dava devam ederken tüzel kişiliğin son bulması halinde, davaya devam edilmesine imkan yoktur. Taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup, hakimin bu hususu resen de göz önünde bulundurması zorunludur.

Ticaret Sicilinden terkinin, tüzel kişinin bizatihi kendisi hakkında sonuç doğurabilmesi için Ticaret Sicili Gazetesinde ayrıca ilanına da gerek bulunmamaktadır. Zira kural olarak yasada öngörülen istisnalar haricinde Ticaret Sicili Gazetesinde ilan kurucu değil, bildirici bir etkiye sahip olup, üçüncü kişilere karşı değişikliğin hüküm ifade ettiği tarih, ilan tarihine göre belirlenir ise de, tüzel kişinin kendisi yönünden değişikliğin hüküm ifade etmesi ilan şartına bağlanamaz.

Ticaret sicilinden silinmekle tüzel kişiliği sona ermiş ve hukuk aleminden silinmiş olan şirketin, haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin hukuken olanaklı olmadığı, bunun sonucu olarak, münfesih şirket adına tüzel kişiliğin sonra ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, hukuki işlem tesis edilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, hukuki sonuç doğurmayan, diğer bir ifadeyle hukuk düzeninde varlık kazanmayan işlemlerin, herhangi bir kişinin menfaatini ihlal etmesinin de söz konusu olamayacağı hususları dikkate alındığında, tüzel kişiliği sonra eren şirketin medeni haklardan yararlanma ve bu hakları kullanabilme ehliyeti son bulacağından, yargı merciileri nezdinde temsil edilmesi ve yargılamaya taraf olmasının da mümkün olamayacağı açıktır.

Hal böyle olunca; şikayetçi şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığından ve bu durum mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğinden, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasının incelenerek şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.