Kira Tahliye Kararının Üzerinden 1 Yıl Geçmesi

12. Hukuk Dairesi 2016/6 E. , 2016/6274 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 27.10.2015 tarih, 2015/13443-26130 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından adi kira ve hasılat kiralarına dayalı örnek 13 nolu ödeme emri ile başlatılan takipte borçlunun, dosya borcunun kapatıldığını, alacaklının tahliye hakkını makul süre içerisinde kullanmadığını belirterek takibinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Takip dosyasının incelenmesinde; 01/11/2009 başlangıç tarihli 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca alacaklı tarafından borçlu kiracı hakkında kira alacaklarının tahsili ve tahliye istemi ile 19/07/2011 tarihinde takibe başlandığı, ihtarlı örnek 13 ödeme emrinin davalı borçlu kiracıya 28/07/2011 tarihinde tebliğ edildiği, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 04/11/2011 tarih, 2011/1086 E. – 1363 K. sayılı kararı ile, borçlunun takibe konu kiralanan taşınmazdan temerrüt nedeniyle tahliyesine, taşınmazın boş olarak davacıya teslimine karar verildiği, kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12/04/2012 tarih, 2012/2646 E., 2012/5867 K. sayılı kararı ile onandığı görülmektedir.
Kural olarak bir kira dönemi içinde alacaklı tarafından tahliye ilamının infazınının istenmesi gerekir. Bu süre aşılarak icra dosyasından tahliyeye yönelik infaz istenmesi bu aşamadan sonra kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelir ve infazı mümkün değildir.
Somut olayda alacaklının, tahliye kararı sonrası icra dosyasında 22/11/2011, 27/12/2011, 16/08/2012, 08/07/2013, 22/11/2013 tarihlerinde ve en son 29/05/2014 tarihinde tahliye taleplerinde bulunduğu ve talep tarihleri arasında bir kira dönemini aşmaksızın tahliye ilamının infazını istediği görülmektedir. Bu durumda kira sözleşmesinin yenilendiğinden söz edilemez.
O halde mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 27.10.2015 tarih ve 2015/13443 E. -2015/26130 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09.04.2015 tarih ve 2014/667 E., 2015/248 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/9008
K. 2012/26588
T. 17.9.2012
2004/m.16
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Alacaklı tarafından Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/11872 takip sayılı dosyasından kira süresinin bitmesi nedeniyle tahliye talebiyle icra takibine başlandığı, borçlunun itirazı üzerine Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 10.02.2009 tarih ve 2008/1070 E. 2009/104 K. Sayılı kararıyla alacaklının itirazın kaldırılması talebinin kabulüne ve takibin devamına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, icra takip dosyasında alacaklının yenileme talebinde bulunduğu 18.04.2011 tarihine kadar hiçbir işlem yapmadığı anlaşılmıştır.
İcra Müdürlüğü’nce borçluya yenileme emrinin tebliğ edilmesi üzerine borçlu icra mahkemesine başvurusunda, alacaklının uzun zamandır kararı infaz ettirmediğini, alacaklı ile aralarında şifahi olarak yeni bir sözleşme yapıldığını, beyan ederek yenileme emrinin iptalini istediği görülmüştür. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre tahliye kararının bir kira dönemini aşkın süre infazının istenmemesi kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelir. Bu nedenle tahliyenin infazı artık bu takipte istenemez. Bunun için yeni bir tahliye kararı alınması zorunludur.
Buna göre somut olayda, alacaklının tahliye kararını aldığı 10.02.2009 tarihinden takibin yenilendiği 18.04.2011 tarihine kadar bekleyerek bir kira döneminden fazla bir süre tahliyenin infazının gerçekleştirilmesini istememiş olması akdin yenilenmesi, bir diğer ifadeyle taraflar arasında yeni bir kira ilişkisi doğduğu sonucunu ortaya çıkarır.
O halde mahkemece borçlunun şikayetinin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’in 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA ilamın tebliğinden 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/1826
K. 2007/4926
T. 16.3.2007
�TAHLİYE TALEBİ ( Hak Kazanıldığı Tarihten İtibaren Makul Süre Kapsamında Kalan 1 Yıl İçinde Kullanılması Gerektiği )

�KİRA AKDİ ( Makul Süre Kapsamında Kalan 1 Yıl İçinde Kullanılması Gereken 1 Yıllık Süre Aşılarak Alacaklının Aynı İcra Dosyasından Tahliye İstemi Taraflar Arasındaki Kira Akdinin Yenilendiği veya Devam Ettiğinin Kabulünü Gerektirdiği )

�ŞİKAYET ( 1 Yıllık Süre Aşılarak Alacaklının Aynı İcra Dosyasından Tahliye İstemi Taraflar Arasındaki Kira Akdinin Yenilendiği veya Devam Ettiğinin Kabulünü Gerektirdiği )

2004/m.269

ÖZET : Kural olarak tahliye isteminin tahliyeye hak kazanıldığı tarihten itibaren makul süre kapsamında kalan 1 yıl içinde kullanılması gerekirken bu süre aşılarak alacaklının aynı icra dosyasından tahliye istemi taraflar arasındaki kira akdinin yenilendiği veya devam ettiğinin kabulünü gerektirdiğinden Mahkemece borçlu şikayetinin kabulü karar vermek gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklının tahliye taahhüdüne dayanarak örnek 56 tahliye emri tebliğ ettirmek suretiyle başlattığı takibin kesinleşmesi üzerine 8.4.2004 tarihinde mahalline gidilerek borçluya 3 günlük süre verildiği görülmüştür. İncelenen icra dosyasında alacaklının 28.07.2004 tarihinde borçlunun tahliyesini yeniden istediği, bu tarihten sonra 23.05.2006 tarihine kadar icra dosyasında tahliyeye ilişkin herhangi bir alacaklı talebinin bulunmadığı görülmüştür.

Kural olarak tahliye isteminin tahliyeye hak kazanıldığı tarihten itibaren makul süre kapsamında kalan 1 yıl içinde kullanılması gerekirken bu süre aşılarak 18.01.2006 tarihinde alacaklının aynı icra dosyasından tahliye istemi taraflar arasındaki kira akdinin yenilendiği veya devam ettiğinin kabulünü gerektirdiğinden Mahkemece borçlu şikayetinin kabulü karar vermek gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 16.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/8806
K. 2005/12535
T. 10.6.2005

�TAHLİYE KARARININ İNFAZI ( Daha Sonra Bu Takibini İşlemsiz Bırakmış ve Bilahare Yenilediği – Borçluya Yenileme Dilekçesinin Tebliği Üzerine Bilahare Aynı Müdürlükçe Alacaklı Vekili Tarafından Borçlunun Taşınmazdan Tahliyesinin İstenilmesi Üzerine İcra Mahkemesi Kararlarının 1 Yıl İçinde İnfazı Gerektiğinden Bahisle Bu Talebin Reddine Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

�İCRA MAHKEMESİ KARARLARI ( Borçlunun Taşınmazdan Tahliyesinin İstenilmesi Üzerine İcra Mahkemesi Kararlarının 1 Yıl İçinde İnfazı Gerektiğinden Bahisle Bu Talebin Reddine Karar Verildiği – İcra Müdürünün Böyle Bir Görevi-Yetkisinin Bulunmadığı )

�ŞİKAYET ( Borçluya Yenileme Dilekçesinin Tebliği Üzerine Bilahare Aynı Müdürlükçe Alacaklı Vekili Tarafından Borçlunun Taşınmazdan Tahliyesinin İstenilmesi Üzerine İcra Mahkemesi Kararlarının 1 Yıl İçinde İnfazı Gerektiğinden Bahisle Bu Talebin Reddine Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğundan Şikayetin İncelenmesi Gereği )

�GÖREV ( Alacaklı İcra Mahkemesinden Almış Bulunduğu Tahliye Kararını İcra Müdürlüğü Aracılığıyla İnfaza Koymuş Daha Sonra Bu Takibini İşlemsiz Bırakmış ve Bilahare Yenilediği – İcra Mahkemesi Kararlarının 1 Yıl İçinde İnfazı Gerektiğinden Bahisle Bu Talebin Reddine Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğundan Şikayetin İnceleme Görevinin İcra Mahkemesi Ait Olduğui )

2004/m.14

ÖZET : Alacaklının, İcra Mahkemesinden almış bulunduğu tahliye kararını icra müdürlüğü aracılığıyla infaza koymuş, daha sonra bu takibini işlemsiz bırakmış ve bilahare yenilemiştir. İcra Müdürlüğünce de yenileme istemi üzerine borçluya yenileme dilekçesinin tebliğine karar verilmiştir. Bilahare aynı müdürlükçe alacaklı vekili tarafından borçlunun taşınmazdan tahliyesinin istenilmesi üzerine, İcra Mahkemesi kararlarının 1 yıl içinde infazı gerektiğinden bahisle bu talebin reddine karar verildiği görülmektedir. İcra Müdürünün böyle bir görevi-yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, borçlunun alacaklının bu talebine karşılık, İcra Mahkemesi önünde ileri süreceği şikayette mahkemece şikayetin incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilebilir. Diğer bir anlatımla bu görev İcra Mahkemesine aittir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklının, İzmir 7.İcra Mahkemesinden almış bulunduğu 2002/461 E. �737 K. sayılı tahliye kararını 30.9.2002 tarihinde icra müdürlüğü aracılığıyla infaza koymuş, daha sonra bu takibini işlemsiz bırakmış ve bilahare 02.12.2004 tarihinde yenilemiştir. İcra Müdürlüğünce de yenileme istemi üzerine borçluya yenileme dilekçesinin tebliğine karar verilmiştir. Bilahare aynı müdürlükçe 14.01.2005 tarihinde alacaklı vekili tarafından borçlunun taşınmazdan tahliyesinin istenilmesi üzerine, İcra Mahkemesi kararlarının 1 yıl içinde infazı gerektiğinden bahisle bu talebin reddine karar verildiği görülmektedir. İcra Müdürünün böyle bir görevi-yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, borçlunun alacaklının bu talebine karşılık, İcra Mahkemesi önünde ileri süreceği şikayette mahkemece şikayetin incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilebilir. Diğer bir anlatımla bu görev İcra Mahkemesine aittir. O halde, şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi yolunda hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 10.06.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 1983/12-172

K. 1985/123

T. 22.2.1985

• İTİRAZ DAVASI ( Taşınmazın Tahliyesine İlişkin İlamın İcrasında Borçlu Kiracıya Boşaltma İçin Birden Fazla Süre Verilmesi )

• TAHLİYEYE İLİŞKİN İLAMLI İCRA ( Kiracıya Tahliye İçin Birden Fazla Süre İçin Verilmesi ve Kira Parasının Alınmasının Sözleşmenin Belirsiz Süre Uzadığı Anlamına Gelmemesi )

• KİRA SÖZLEŞMESİ ( Kiracıya Tahliye İçin Birden Fazla Süre İçin Verilmesi ve Kira Parasının Alınmasının Sözleşmenin Belirsiz Süre Uzadığı Anlamına Gelmemesi )

• İLAMLI İCRA ( Kiracının Tahliyesine İlişkin Yapılan Takibe Karşı Kiracıya Süre Verilmesi ve Para Alınması Kira Sözleşmesinin Belirsiz Süreli Uzadığı Anlamına Gelmemesi )

• BELİRSİZ SÜRELİ KİRA SÖZLEŞMESİ ( İlamlı İcra Yoluyla Tahliyeye Girişilen Kiracıya Süre Verilmesinin Sözleşmeyi Belirsiz Hale Getirmemesi )

2004/m.26

ÖZET : Taşınmazın tahliyesine ilişkin ilamın icrasında, borçlu kiracıya boşaltma için birden fazla süre verilmesi ve kira parasının alınması, sözleşmesinin belirsiz bir süre uzadığı veya yenilendiği biçiminde yorumlanamaz.
DAVA : Taraflar arasındaki “itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep İcra Tetkik Mercii Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.4.1982 gün ve 100-155 sayılı kararın incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 31.5.1982 gün ve 4814-4959 sayılı ilamı:
( ..Takip 4.10.1978 tarihli tahliye ilamına dayanılarak 19.10.1978 günü açılmış ve borçluya icra emrinin tebliğini müteakip yerine getirme için 17.1.1979 günü mahalline gidilmiş ve borçlunun isteği üzerine 31.3.1979 gününe kadar süre verilmiştir. 12.4.1979’da tahliye için gidilip yeniden mahallinde düzenlenen tutanağa göre borçlanan 2.1.1980 tarihine kadar istediği mehlin kendine tanındığı görülmüştür. Bu duruma ve icra dosyası münderecatına göre, alacaklının borçluya mehil vermesi ve bu arada kira paralarını alması sözleşmenin yenilendiği veya belirsiz süre uzatıldığının delili sayılamıyacağı halde aksine düşüncelerle, yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 22.2.1985 gününde ( BOZULMASINA ), oyçokluğu ile karar verildi.

TAHLİYE TAAHHÜDÜNE DAYALI İCRA TAKİBİ, SADECE TAAHHÜT TARİHİNE İTİRAZ GEÇERLİ

T.C
YARGITAY
8.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2017/392
KARAR NO:2017/818
KARAR TARİHİ:30.01.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi (İcra)

ÖZET:İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü, noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı kiralayan tarafından, davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine davalı kiracının yasal süresinde itiraz etmesi üzerine, davacı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması,
takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur.

Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı 08.05.2015 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile, 08.06.2013 tanzim ve 01.05.2015 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı, süresi içinde yapmış olduğu itirazında, kira sözleşmesinin aslında tahliye
taahhütnamesi ile aynı gün yapıldığını, ancak tahliye taahhütnamesini geçerli kılmak için baskı ile kira sözleşmesinin tarihinin daha önceki bir tarih olarak gösterildiğini belirterek, tahliye taahhüdündeki tarihe açıkça itiraz etmiştir.

İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü, noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir.

Somut olayda, davalı kiracı tanzim tarihine karşı çıkmış olmakla, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gözetilerek itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.01.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KİRACININ TAHLİYESİ-TAHLİYE TALEBİNİN TAKİP TALEBİNDE YAZILMAMASI

T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/13162
KARAR NO: 2017/10909
KARAR TARİHİ: 18.9.2017

2004/m.269/1

ÖZET : Dava, davalı kefillerin itirazlarının kaldırılması ve kiracının tahliyesi istemlerine ilişkindir. Takip talebinin geçerli olması ve buna dayanarak icra dairesinin borçluya ödeme emri gönderebilmesi için, takip talebinde bulunması gereken kayıtlara, takip talebinin şartları denir. Kiralayan alacaklı, ilamsız tahliye takip talebinde kiranın ödenmesinden başka, kiracının tahliyesini İ.İ.K.nun 269/1. maddesi gereğince istemek zorundadır. Böylece kiralayan kira bedeli için genel haciz yolu ile takiple tahliye takibini birleştirir. Takip talebi örneğinin 7 numaralı bölümünün karşısındaki boş yere tahliye talebinin yazılması gerekir. Ayrıca 9 numaralı bölümde de bu talebin yeniden haciz ve tahliye şeklinde tekrarlanması gerekir.Dosyada mevcut, örnek icra takip dosyasındaki takip talepnamesinin incelenmesinden talepte tahliye isteğinin yer almadığı görülmektedir. Tahliye talebi olmayan takibe dayalı olarak, icra müdürlüğünce borçluya 13 örnek ödeme emri gönderilemez. Alacaklı, böyle bir ödeme emrine dayanarak İcra Mahkemesinden taşınmazın tahliyesini isteyemez. Bu durumda mahkemece, tahliye talebi bulunmayan takip talepnamesine dayalı olarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken tahliye kararı verilmesi hatalıdır.

DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Dava davalı kefillerin itirazlarının kaldırılması ve kiracı Melissa Tarım ve Tarım Ürünleri Hayvancılık…Ticaret Limited Şirketinin tahliyesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Tüm davalıların, 02.03.2015 tarihli kararı temyiz ettiklerine dair dilekçe ibraz etmelerinden sonra, davalı kefiller tarafından ibraz olunan 13.04.2015 tarihli feragat dilekçesi ile işbu temyiz taleplerinden feragat ettiklerini bildirmişler ve aynı gün başka bir dilekçeyle de bu defa; temyizden feragat taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalıların temyizden feragat etmeleri tek taraflı bir irade beyanı olup, bu feragatten vazgeçmeleri mümkün olmadığından vaki feragat sebebiyle davalı kefillertemyiz dilekçelerinin reddine,

2-) Davalı kiracı Şirket temsilcinin temyizine gelince;

Davacı alacaklı vekili, ödenmediği iddia olunan kira bedellerinin tahsili amacıyla 23.06.2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi sebebiyle düzenlenen ödeme emrine, davalı kiracının itiraz etmemesi sebebiyle, kesinleşen takibe dayalı olarak İcra Mahkemesinden, davalı kiracının tahliyesine karar verilmesini istemiştir.

Takip talebinin geçerli olması ve buna dayanarak icra dairesinin borçluya ödeme emri gönderebilmesi için, takip talebinde bulunması gereken kayıtlara, takip talebinin şartları denir. Kiralayan alacaklı, ilamsız tahliye takip talebinde kiranın ödenmesinden başka, kiracının tahliyesini İ.İ.K.nun 269/1. maddesi gereğince istemek zorundadır. Böylece kiralayan kira bedeli için genel haciz yolu ile takiple tahliye takibini birleştirir. Takip talebi örneğinin 7 numaralı bölümünün karşısındaki boşyere tahliye talebinin yazılması gerekir. Ayrıca 9 numaralı bölümde de bu talebin yeniden haciz ve tahliye şeklinde tekrarlanması gerekir.

Dosyada mevcut, örnek icra takip dosyasındaki takip talepnamesinin incelenmesinden talepte tahliye isteğinin yer almadığı görülmektedir. Tahliye talebi olmayan takibe dayalı olarak, icra müdürlüğünce borçluya 13 örnek ödeme emri gönderilemez. Alacaklı, böyle bir ödeme emrine dayanarak İcra Mahkemesinden taşınmazın tahliyesini isteyemez. Bu durumda mahkemece, tahliye talebi bulunmayan takip talepnamesine dayalı olarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle davalı kiracı temsilcisinin temyiz taleplerinin kabulüyle kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KİRACININ SÜRESİNDEN ÖNCE KİRALANANI ERKEN TAHLİYE ETMESİ VE ANAHTARIN TESLİM ALINMASI CEZAİ ŞART TALEBİNDEN VAZGEÇTİĞİ ŞEKLİNDE YORUMLANAMAZ

T.C
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2017/260
KARAR NO:2017/112
KARAR TARİHİ:17.01.2017

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 17/01/2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; davalı vekili .geldi. Davacı … ve vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli
saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, erken tahliye nedeniyle cezai şart alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece istemin reddine hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili arasında 01.01.2012 tarihli kira sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının 04.03.2015 tarihli ihtarnamesi ile kira sözleşmesini feshettiğini, kira sözleşmesinin 4/3 maddesinde “Kiracı kira süresi içinde mecuru tahliye ve terkettiği takdirde kira döneminin kalan aylarına ilişkin kira bedelinden sorumlu olacaktır.” düzenlemesi olduğunu, davalının sözleşme süresi devam ederken kiralananı tahliye ve terk etmesinin kira sözleşmesine aykırı olduğunu, davalı hakkında cezai şart bedelinin tahsili için yapılan takibe davalının itiraz ettiğini, belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili ise; sözleşmenin davalı şirketin mali olarak zor durumda olması nedeniyle feshedildiğini, sözleşmenin 4/3 maddesindeki düzenlemenin tazminat niteliğinde olduğundan ve taşınmazın tahliyeden hemen sonra yeniden kiralandığından davacının herhangi bir zararının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece; tarafların anlaşarak taşınmazın tahliye edildiği ve tahliyeden sonra da taşınmazın hemen kiraya verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.01.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira parası ilk yıl için net 14.000 TL olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 4/3 maddesinde, kiracının beş yıldan önce kira kontratını sona erdirmesi halinde geri kalan ayların kirasını ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar.

Davalı kiracıya sözleşme ile kiracılık süreci içinde tek yanlı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmamasına karşılık, davalı kiracı, ekonomik koşullarını gerekçe göstererek 04.03.2015 keşide tarihli feshi ihbar ihtarnamesi ile sözleşmenin 3 ay sonra feshedileceğini bildirmiş ve kiralananın anahtarını 07.05.2015 tarihli tutanakla davacıya teslim etmiştir.
Davacı da açmış olduğu işbu dava ile, cezai şart olarak sözleşme gereği kira dönemi sonuna kadar olan aylar kirasının tahsilini istemiştir. Sözleşme hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa) ilkesi, hukukumuzda da kabul edilmiştir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar sözleşme süresi ile bağlı olup kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir. Aksi durumda haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın, karşı tarafın zararını tazmin etme yükümlülüğü doğar. Ancak sözleşmede kiracı lehine erken fesih hakkı tanınabilir. Bu durumda feshin sözleşmede kararlaştırılan koşullara uygun olması gerekir.

Somut olayda taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kiracıya herhangi bir bedel veya tazminat ödemeksizin erken fesih hakkı tanınmamıştır. Kira süresi bitiminden önce kiralananı erken tahliye eden kiracı şirket sözleşmenin 4/3 maddesi gereğince kira süresi sonuna kadar tüm kiraları ödemekle yükümlüdür. Taraflar arasında düzenlenen 07.05.2015 tarihli tahliye protokolünde; davacı kiraya veren, sözleşmenin 4/3 maddesi kapsamındaki alacaklarını saklı tutmuş olup, davacı tarafından anahtarın teslim alınması da cezai şart talebinden vazgeçildiği şeklinde yorumlanamaz. Bu sebeple mahkemece sözleşmenin 4/3 maddesi hükmüne göre kiracının cezai şart olarak sözleşme süresi sonuna kadar olan kira bedelinden sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1.480 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.