Kendine Bırakılan Malların Telef Ve Ziyanından Dolayı Üçüncü Kişiye Hükme Hacet Kalmaksızın İcra Dairesince Re’sen Tazmini-Görev

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/6109
KARAR NO. 2016/7841
KARAR TARİHİ. 14.6.2016

2004/m.16, 358
6098/m.49

ÖZET : Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Üçüncü şahıs, icraca haciz olunup kendisine bırakılan malları evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişiye hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. İcra dairesi işlem yapmakla yetkili olup buna karşı da icra mahkemesinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağı bulunmamaktadır.

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.3.2013 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 10.11.2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR

Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece görevsizlik sebebiyle davanın reddine dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair olarak verilen ilk karar, Dairemizin kararıyla “Alacaklı sıfatıyla takip yapan davacı, haczedilen ve yediemin olarak davalıya teslim edilen menkul eşyaların bedelinin ödetilmesi isteminde bulunulmuş; mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Görev sorunu, öncelikle irdelenmelidir. “Üçüncü şahıs, icraca haczolunup kendisine bırakılan malları icra dairesinden istendiği anda evvelki vaziyetinde iade ile mükelleftir. Bu surette eline bırakılan malların kendisine atfolunamayacak bir sebepten dolayı telef ve ziyaını ispat edemeyen üçüncü kişi hakkında ceza takibinden başka evvelce tespit edilmiş olan kıymetler, hükme hacet kalmaksızın icra dairesince re’sen tazmin ettirilir. Bu kıymetleri tazmin ile mükellef olanlar, icra dairesinin bu baptaki talep ve kararlarına karşı icra mahkemesine, 16. maddede tayin edilen müddet içinde şikayette bulunabilirler.” (İİK m. 358).Maddenin yukarıdaki açık hükmü karşısında, icra dairesi işlem yapmakla yetkili olup; buna karşı da icra mahkemesi nezdinde şikayet yolu açıktır. Adli yargıda böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından davanın usulden reddi yerine uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir” gerekçesi ile bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş; ancak, davanın görev yönünden usulden reddine, görevli ve yetkili olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin sayılı kararı bozması gereğince adli yargıda Asliye Hukuk Mahkemesinde böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağının bulunmadığından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bozma kararına uygun olmayan şekilde yazılı gerekçeyle, davanın görev yönünden usulden reddedilmiş olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 14.06.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

HACİZ İHBARNAMESİNE ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN YANILTICI CEVAP VERMESİ NEDENİYLE OLUŞAN ZARARIN TAZMİNİ-DAVA ŞARTI-GÖREVLİ MAHKEME

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/13179
KARAR NO: 2019/3564
KARAR TARİHİ:25.6.2019

2004/m.89,338
6100/m.114,115

ÖZET :Dava, üçüncü şahıs konumundaki davalının haciz ihbarnamesine yanıltıcı cevap vermesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut davada; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalının icra takip dosyaları üzerinden gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı süresinde verdiği cevabında borçlu şirketin alacağını temlik ettiğini ve Belediyeden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını bildirmiştir. Davacı ise Belediyenin bu cevabının gerçek olmadığını aslında borçlunun Belediye nezdinde hak edişleri olduğunu ancak Belediyenin borçlu ile muvaazalı işlem yaptığını iddia ederek tazminat istemli eldeki davayı açmıştır. Açık yasa hükmü gereği uyuşmazlığın çözümünde İcra Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı … Tar. Tem. Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından, davalı aleyhine 27/08/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 31/05/2016 tarihli kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 25/06/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davacı şirket vekili geldi, karşı taraftan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, üçüncü şahıs konumundaki davalının haciz ihbarnamesine yanıltıcı cevap vermesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; dava dışı şirketten olan alacakları için davalı Belediyeye İİK 89. maddesi kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiğini, Belediyenin yasal süresi içinde ihbarnamelere karşı borçlu şirketin Belediyeden alacağı olmadığı itirazında bulunduğunu, davacının ise dava dışı borçlu şirketin bir kısım tasarruflarının iptali amacıyla dava açtığını, bu defa Belediyenin şirketin kendisinden olan alacaklarına mahkemenin talebi üzerine tedbir konulduğunu bildirdiğini, bu durumda Belediyenin dava dışı şirketle muvazalı işlemler yaptığını düşündüklerini belirterek, şirketten olan alacağın davalı Belediyeden tahsili isteminde bulunmuştur.


Davalı vekili; davacının borçlusu olan şirketin kurumdan hiç ihale almadığını ve herhangi bir alacağının olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen tasarrufun iptali davasında mahkemenin tedbir kararı gereği borçlu şirketin de paydaş olduğu adi ortaklığın alacağı ödenmeyerek bloke konulduğunu ve durumun mahkemeye bildirildiğini, alacağın adi ortaklığa ait olduğunun bildirildiğini, davacının sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde alacak talebinde bulunduğunu, davalı Belediyenin davacının tedbirli ve hacizli bir alacağını bünyesine geçirmediğini, davanın kötü niyetli açıldığını belirterek, reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının dava dışı borçlu şirketten alacağı olsa dahi eldeki dava yoluyla alacağını Belediyeden isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/4. maddesinde “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddenin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder” düzenlenmesine yer verilmiştir.

Somut davada; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davalı …, …2. İcra Dairesinin 2013/16 esas ve 2013/18 esas sayılı icra takip dosyaları üzerinden gönderilen haciz ihbarnamelerine karşı süresinde verdiği cevabında borçlu şirketin alacağını temlik ettiğini ve Belediyeden herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını bildirmiştir. Davacı ise Belediyenin bu cevabının gerçek olmadığını aslında borçlunun Belediye nezdinde hak edişleri olduğunu ancak Belediyenin borçlu ile muvazalı işlem yaptığını iddia ederek tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.

Şu halde; açık yasa hükmü gereği uyuşmazlığın çözmünde İcra Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. Bu nedenle, mahkemece dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan görev bakımından reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davacı yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 25.06.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.